Kemalizm’in En Büyük Sınavı: Adını Taşımak mı, Ruhunu Yaşatmak mı?
Türkiye’de bugün en çok istismar edilen kavramlardan biri hiç kuşkusuz Kemalizm’dir. Çünkü bir tarafta, Atatürk’ün ilke ve inkılaplarını gerçekten okuyarak, anlayarak, özümseyerek hayatına rehber edinmiş insanlar vardır. Diğer tarafta ise Kemalizm’i yalnızca bir kimlik kartı, bir siyasal etiket, bir kariyer basamağı ve gerektiğinde arkasına saklanılacak bir kalkan olarak kullanan çıkar grupları…
Ne acıdır ki toplum, her iki kesimi de aynı isimle anıyor: “Kemalist.”
İşte asıl sorun tam da burada başlıyor.
Bugün Kemalizm’e yöneltilen eleştirilerin önemli bir bölümü, Atatürk’ün fikirlerinden değil; Atatürk’ün adını kullanıp onun mirasına aykırı siyaset üreten insanların ortaya koyduğu tablodan kaynaklanıyor.
Mustafa Kemal Atatürk, millet kavramını etnik kökene göre değil, ortak vatandaşlık bilinci üzerinden tanımladı. “Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türkiye halkına Türk milleti denir.” sözü bunun en açık ifadesidir. Cumhuriyet’in temel felsefesi, hiçbir vatandaş arasında köken üzerinden ayrım yapmamak üzerine kurulmuştur.
Buna rağmen yıllardır kendisini Atatürkçü diye tanıtan bazı siyasetçilerin kullandığı dil, Cumhuriyet’in birleştirici anlayışından uzaklaşmıştır. Toplumu kimlikler üzerinden ayrıştıran, vatandaşları etnik aidiyetlerine göre değerlendiren söylemler, Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet’in ruhuyla bağdaşmaz.
Bir insanın kendisine “Kemalist” demesi, onu Kemalist yapmaz. Nasıl ki beyaz önlük giymek kimseyi doktor yapmıyorsa, Atatürk rozeti taşımak da kimseyi Atatürkçü yapmaz.
Gerçek Atatürkçülük; aklı rehber edinmektir.
Gerçek Atatürkçülük; hukukun üstünlüğünü savunmaktır.
Gerçek Atatürkçülük; üretimi, bilimi, eğitimi ve çalışmayı kalkınmanın temel şartı görmektir.
Gerçek Atatürkçülük; vatandaşları kökenlerine göre değil, eşit yurttaşlık temelinde değerlendirmektir.
Bugün ülkenin ihtiyacı slogan atanlar değil, Atatürk’ün “Hayatta en hakiki mürşit ilimdir.” sözünü hayatının merkezine koyan insanlardır.
Bizler, Cumhuriyet’in kazanımlarını yalnızca anma törenlerinde hatırlayanlardan değiliz. Bizler, Atatürk’ün fikirlerini günlük siyasetin malzemesi yapanlardan da değiliz. Bizler, onun devrimlerinin ancak daha fazla üretimle, daha güçlü eğitimle, daha sağlam hukukla ve daha çok çalışarak yaşatılacağına inanan Cumhuriyet neferleriyiz.
Belki kalabalık değiliz.
Belki televizyon ekranlarında her gün görünmüyoruz.
Ama elimizdeki meşaleyi de yere bırakmıyoruz.
Çünkü biliyoruz ki Atatürk’ün bıraktığı miras, isimlerden değil; o mirası anlayan, yaşayan ve gelecek nesillere taşıyan insanların omuzlarında yükselecektir.
Kemalizm’in geleceğini belirleyecek olanlar, onu sloganlaştıranlar değil; onu karakter hâline getirenler olacaktır.












Yorumlar kapalı.