Kadir Uğur Yılmaz
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Noter Çilesi, Makamı alan kendisini Hukukun Üstünde Görüyor.

Noter Çilesi, Makamı alan kendisini Hukukun Üstünde Görüyor.

featured
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

**Bayburt Bayburt Olalı Böyle Zulüm Görmedi!**

Fıkrayı bilirsiniz; Bayburt’a ilk kez senfoni orkestrası gitmiş, konser bitince bir vatandaşa nasıl bulduğunu sormuşlar, o da içini çekip *”Bayburt Bayburt olalı böyle zulüm görmedi”* demiş. Sanatın ağırlığı altında ezilen o vatandaşın hissini, bugün ben bürokrasinin ve “ben yaptım oldu” zihniyetinin altında ezilirken birebir yaşadım.

Devletin resmi bir kurumuna, yöneticisi olduğum spor kulübü için altı üstü bir imza sirküleri çıkartmaya niyetlendim. Niyetlendim diyorum çünkü modern Türkiye’de hukuki bir hakkı kullanabilmek, adeta bir Survivor parkurunu tamamlamaya eş değer.

### Birinci Durak: Derince 2. Noterliği ve “Öğleden Sonra Gel” Kolaycılığı

Sabah saatlerinde Derince 2. Noterine gittim. Tam bir saat boyunca sabırla sıra bekledim. Sıra bana geldiğinde masadaki görevli kadın evraklara bakıp, *”Bu işlem uzun sürer, öğleden sonra gelin”* deyiverdi. Şaka gibi ama gerçek. Devletin vatandaşa hizmet için yetkilendirdiği makam, mesai saatleri içinde “işim uzun” diye vatandaşı kapıdan çevirme cüretini kendinde bulabiliyor.

Tepki gösterince bu kez de gerekçeler peş peşe sıralandı: *”Noter ve başkatip izinde, ben bu işlemi bilmiyorum.”* Bilmiyorsanız niye o koltuktasınız? Durumu telefonda notere aktardılar, noterden gelen dahi derman olmadı: *”Başka notere yönlendirin.”*

Peki, madem yapamıyorsunuz, kanuni hakkım olan **reddi işlem tutanağını** tutun, ben de gideyim dedim. Aldığım cevap vizyonsuzluğun zirvesiydi:

> *”Çok anlayışsızsınız! Tutanak tutamam, gidin şikayet edin.”*

Şikayet mi? Memnuniyetle. 155’i aradım, polis geldi. Hani o “işlem yapmaya vaktim yok” diyen sayın noter çalışanı, karakolda yarım saatten fazla ifade vermek zorunda kaldı. Tabii ki konu burada kalmayacak, Türkiye Noterler Birliği dahil ilgili her yere şikayetimi ulaştıracağım.

### İkinci Durak: Yenikent Polis Merkezi ve “Kırk Yıllık Ahbap” Üslubu

İfade vermek için gittiğim Yenikent Polis Merkezi’nde bürokrasinin bir başka yüzüyle, “üslup erozyonuyla” karşılaştım. İfadeyi alan genç bir polis memuru, karşısındaki insanın yaşına, konumuna, durumuna zerre bakmaksızın, hiyerarşik bir kibirle *”Gel otur anlat”* şeklinde bozuk bir üslupla söze girdi. Karşısında sanki kırk yıllık ahbabı ya da emrindeki bir askeri varmış gibi üstten konuşan bu genci uyarmak zorunda kaldım.

Neyse ki emniyet teşkilatımızın hâlâ “devlet adamı” kumaşını kaybetmemiş mensupları var. İçeri giren yaşça büyük, tecrübeli bir başka memur beni sakinleştirdi ve o genç meslektaşı adına özür diledi. O hürmetkar ve makamın ağırlığını bilen memurun hatırına bu kez şikayetçi olmadım, konuyu kapattım.

### Üçüncü Durak: Körfez 4. Noterliği ve “Beğenilmeyen Belgeler”

Yılmadım, hakkım olan işlemi tamamlamak için bu kez Körfez 4. Noterine geçtim. Saat 14:00’te girdiğim noterlikte bu kez de “belge beğendirememe” seansımız başladı. Noter Hanım, *”Oraya mı sorsam, buraya mı sorsam”* diyerek zamanı öğüttü ve tam 1 saat 50 dakika sonra, saat 15:50’de müjdeyi verdi: *”Ben bunu yapamam.”*

Yine aynı senaryo: “O zaman tutanak tutun.”

Yine aynı yanıt: “Tutmuyorum, bildiğin yere şikayet et.”

Gerisini tahmin edersiniz; kendimi yine Yarımca Polis Karakolu’nda şikayet dilekçesi yazarken buldum.

### Son Söz: Derebeylik mi, Hukuk Devleti mi?

Benim talebim çok basit, net ve tamamen hukuki: **Bir kamu görevlisi olarak bir işlemi yapmıyorsanız, yapmadığınıza dair gerekçeli tutanağı tutmak zorundasınız.** “Yapmıyorum, tutanak da vermiyorum, git ne yaparsan yap” demek, bu ülkenin kanunlarını yok saymaktır.

Bugün yaşadıklarım bana gösterdi ki, Türkiye Cumhuriyeti’nde bazı kurumlar ve şahıslar adeta birer **derebeyliğe** dönüşmüş durumda. Herkes oturduğu koltukta kendisini hukukun, kanunun ve vatandaşın üstünde görüyor. Keyfi kararlarla, egolarla ve iş bilmezlikle vatandaşa “zulüm” çektiriliyor.

Buradan yetkililere sesleniyorum: Noterler ve kamu kurumları vatandaşın işini zorlaştırma, egolarını tatmin etme merkezleri değildir. Kanunların arkasından dolanarak vatandaşı canından bezdiren bu zihniyetle sonuna kadar, tüm hukuki haklarımı kullanarak mücadele edeceğim.

Çünkü biz sustukça, bu “küçük dağları ben yarattım” havasındaki derebeyleri bizi kendi ülkemizde yabancılaştırmaya devam edecek.

Noter Çilesi, Makamı alan kendisini Hukukun Üstünde Görüyor.
Yorum Yap

Yorumlar kapalı.

Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.

Giriş Yap

Halk Meclisi Haber ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Bizi Takip Edin