Dr.Koray Topçu
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Siyaset
  4. Ah şu popülizm hastalığımız!

Ah şu popülizm hastalığımız!

featured
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala
Dr.Koray Topçu avatarı

TDK sözlüğü Halkın duygu ve düşüncelerini okşayan davranış ve tutum” diye tanımlıyor popülizmi. Tarihin her döneminde şekli, biçimi ne olursa olsun bu davranış hızlı kabul görüyor ve etkileyici oluyor. Maalesef bu nedenle de neredeyse herkes kullanıyor. Çağımız bilişim teknolojileri, sığlaşmış ve tüketime dönük insan ilişkileri bu hastalığı hem tüm halk topluluklarına bulaştırdı hem de siyasetin ana malzemesi haline getirdi.

Sanatının, mesleğinin gerisinde kalanlar, ideolojik çöküntü içerisindeki siyasiler her sıkıştıklarında, kendi konularından çıkıp polemik yaratan bir popülist meseleyi ısıtıp karşımıza getiriyorlar. Zamanın içerisinde kısa sürede unutulacağını düşündükleri için yeni bir mesele yaratılana kadar gündemde kalmak, konuşulmak ve hatırlanmak için çok elverişli bu aparatı fütursuzca kullanıyorlar. Oysa bu hızlı tüketimin arka planında hiçbir şey unutulmuyor bir yerlerde bir tweet, bir post ya da video olarak kalıyor ve birkaç tuş ile meraklısı kolayca ulaşabiliyor.

Cumartesi günü kanlı terör örgütünün bebek katili başı için yapılması planlanan eylemlere karşı Türk Milletinin bütünlüğünü savunma amaçlı bir bayrak mitingi düzenlendi Ankara’da. Türk bayrağının birleştirici teması ile her fikirden ve her yaştan insanı bir arada toplamak ve Cumhuriyetin kurucu fikrini gösterebilmek için bundan daha uygun zaman ve şart söz konusu değildi. Binlerce insan katıldı bu mitinge ve bakın ne oldu? bu muhteşem niyet popülizme yenik düştü.

Miting konuşmasını yapan Sayın Musavvat Dervişoğlu çıktı, konuşmasının bir kısmını çözüm süreci denilen rezaletin destekçisi akil adamı rolüne girmiş ve galiba bunu da popülizm sevdasına yapmış Kadir İnanır’ın vefatına ayırdı. “Abi” olarak hitap ettiğini ve inadına ondan bahsetmekten gurur duyduğunu haykırdı. Bu akil adamların desteklediği bu sürecin sonrasında sadece Sur’da sekiz yüze yakın vatan evladını şehit verdiğimizi, nasıl olsa unuttuğumuzu düşündü sanırım. Zaten benzer bir şekilde “bu ülkenin ne hıyrını gördük?” diyen ama uzun yıllar bu ülkede vekillik yapmış, Kandil’e sürecin tıkandığı bilgisini veren ve şehitlerin kanı ile elleri kirli bir pkk sempatizanı ile çok tebessümlü ve sıcak sohbetini de unuttuğumuzu düşünmüştü sanırım.

İnsani ilişkiler bağlamında bakıldığında tabi ki herkes aynı fikirde olmayacak. Hepimiz farklı yaşam düşüncesi, dini, etnik ya da siyasi farklılıkları olan insanlar ile ilişki kuracağız, ancak bu ilişki karşılıklı hürmet çerçevesinde kalmalı. Tabi ki sanat, edebiyat, bilim alanlarında topluma mal olmuş, güzel şeyler yapmış insanların bu toplumun hafızası olduğu gerçeğini de unutmayacağız. Ama aynı hassasiyeti ülkemizde elli binin üzerinde vatandaşımızın şehit olduğu gerçeğine, şehit yakınlarına ve gazilerimize göstereceğiz, hatta çok daha güçlü bir şekilde göstermeliyiz.

Popülizm hastalığı nedeniyle canı terör eylemleri nedeniyle yanmış halkın karşısında bu terörün savunuculuğunu yapanları savunmak, bunu demokratik ve insani bir zemine çekmek işte tam da bu popülizmin en tehlikeli yanıdır. Bu ideolojik olarak yeterli bir geçmiş yerine kolaycı bir çoğunluk elde etmek, siyaseten manevra yapmak için yapılmış bir şark kurnazlığıdır. Demokrasi ve insani ilişkiler ambalajında aslında yapılmak istenen “herkes” yalanı ile siyaseten taraftar kazanmak, hamasi nutuklar atarak, aslında sistemin dışında kalmamak arzusudur.

Sayın Dervişoğlu insani ilişkilerinin yerini ve zamanını yanlış seçmiştir. Toplumun artık kendini köşeye sıkışmış ve yok sayıldığını düşünen büyük bir kesimini, ulus devlet yapısının bozulması sürecinde karşısına almıştır. Toplumsal mutabakat farklı görüşleri kapsar ama ulusun temel bütünlüğüne karşı hiçbir hareketi mazur göstermez. Herkesin bir tarafının olması ile tarafı sayesinde cumhuriyeti istediği şekilde değiştirme hakkını eyleme dökmesi aynı anlamı taşımaz.

Bölücülüğe, etnik ya da ırk temelli bir teröre, Atatürk Cumhuriyetini koruma refleksi ile karşı çıkmak için bayrakları ile gelenlere, tarafını terörist başından yana seçmiş ve canlarımızın şehit olmasına dolaylı yoldan sebep olmuş bir popülist sanatçıyı yüceltmek üzerinden cesaret gösteren sayın Dervişoğlu’nun aynı cesaretli duruşu yaptığının yanlış olduğunu kabul edip özür dilemesinde göstermesini beklemek hakkımızdır. Fakat bunu popülizm yaratmayacağı için yapmayacak biliyoruz. Bu bulaşıcı hastalıktan kurtuluş ideolojik olarak azınlıkta bile kalsanız doğruları söylemek olmalıdır. Türk siyaseti bu popülizm merakından kurtulmalıdır.  Tüm popülistlere son söz: tarih biliyor yazıyor ve hepimize kimin haklı olduğunu gösterecek.

Ah şu popülizm hastalığımız!
Yorum Yap

Yorumlar kapalı.

Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.

Giriş Yap

Halk Meclisi Haber ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Bizi Takip Edin