Sevda Güneş Kıran
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Srebrenitsa: Gölgesine Basılan İnsanlık

Srebrenitsa: Gölgesine Basılan İnsanlık

featured
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Bugün 11 Temmuz.

Takvimlere göre sıradan bir yaz günü.

Ama bizim vicdanımız için… kapanmayan bir yara.

Tam 31 yıl önce, Avrupa’nın göbeğinde, Birleşmiş Milletler’in “güvenli bölge” ilan ettiği Srebrenitsa’da 8 bin 372 Boşnak; göz göre göre ölüme gönderildi. Babalar, oğullar, dedeler… Silahsız Müslümanlar, dünyanın gözleri önünde sistematik biçimde katledildi.

Tarih bazen savaşları yazar.

Bazen de insanlığın sustuğu günleri…

Srebrenitsa, işte o suskunluğun adıdır.

Rakamlar yaşanan vahşeti anlatmaya yetmez. Çünkü her rakamın ardında yarım kalmış bir ömür, yetim bırakılmış bir çocuk, evladını beklerken saçlarına ak düşmüş bir anne vardır.

Bosna’nın yaşlı bir ninesi anlatıyordu…

Yıllarca aynı sokakta yaşamışlar.

Aynı çeşmeden su içmişler.

Bayramlarda birbirlerinin kapısını çalmışlar.

Çocukları aynı toprakta büyümüş.

Sonra bir gün o komşu, eline silah aldığında yıllardır içinde sakladığı kini tek cümleyle itiraf etmiş:

“Arkasından yürürken gölgesine basıyordum.”

İnsan bazen bir cümlede bütün bir çağın karanlığını görür.

Bu söz, yalnızca kişisel bir nefretin değil; ötekini insan olarak görmeyi reddeden, yıllarca beslenmiş bir düşmanlığın özetidir.

İşte soykırımlar böyle başlar.

Önce insanın adı silinir.

Sonra yüzü.

Sonra vicdanlar susar.

En sonunda mezarlar konuşur.

Srebrenitsa’da da öyle oldu.

Birleşmiş Milletler koruyamadı.

Uluslararası toplum engelleyemedi.

Dünyanın en güçlü devletleri seyretmekle yetindi.

Ve mavi kelebekler yıllar sonra toprağın altındaki toplu mezarları insanlığa gösterdi.

Biz Ne Yaptık?

Biz, bu toprakların evlatları, o gün ne yaptık?

Biz, “Dünya beşten büyüktür” diyen milletin torunları, o gün ne yaptık?

Biz, “İnsanları öldürmek, bütün insanlığı öldürmektir” diyen Peygamberin ümmeti, o gün ne yaptık?

Biz, Çanakkale’de, Kurtuluş Savaşı’nda, Kıbrıs’ta mazlumun yanında duran Türk milleti, o gün ne yaptık?

Seyrettik.

Konuştuk.

Ağladık.

Ama yetmedi.

Yetmedi çünkü Srebrenitsa’ya gitmek yetmezdi. Orada durmak, orada ölmek, orada can vermek gerekirdi.

Ve biz, o gün, orada olamadık.

Bugün Bosna’yı anmak, yalnızca geçmişe ağıt yakmak değildir.

Adaletin sustuğu yerde insanlığın da sustuğunu hatırlamaktır.

Mazlumun kimliğine bakmadan yanında durabilmektir.

Tarihten ders almayan milletler, aynı acıları farklı coğrafyalarda yeniden yaşamaya mahkûm olur.

Bu yüzden hafızamızı diri tutmak zorundayız.

Çünkü unutulan her katliam, yeni katliamların cesaretidir.

Unutulan her gözyaşı, zalimin en büyük ödülüdür.

Unutmadık. Unutmayacağız. Unutturmayacağız.

Bugün Srebrenitsa’da toprağa düşen 8 bin 372 canı rahmetle anıyoruz.

Onların sessiz çığlığı hâlâ Avrupa’nın vicdanında yankılanıyor.

Biz de o çığlığı duyuyoruz.

Çünkü biz, bu toprakların evlatlarıyız.

Çünkü biz, mazlumun yanında, zalimin karşısında duran milletiz.

Çünkü biz, unutmayız.

Unutmadık.

Unutmayacağız.

Unutturmayacağız.

11 Temmuz 2026

Srebrenitsa Soykırımı’nın 31. Yıldönümü

Srebrenitsa: Gölgesine Basılan İnsanlık
Yorum Yap

Yorumlar kapalı.

Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.

Giriş Yap

Halk Meclisi Haber ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Bizi Takip Edin