Simge ERCİYAS
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Dünya Haberleri
  4. Slav kardeşliğini koruma ve Nazizm ile mücadele…Yersen

Slav kardeşliğini koruma ve Nazizm ile mücadele…Yersen

Rusya, Ukrayna savaşında Moskova ve St. Petersburg gibi Slav metropollerini korurken; Başkurdistan, Tataristan ve Tuva gibi Türk cumhuriyetlerindeki genç nüfusu cephede sistematik olarak eritiyor. Nüfusa oranla muazzam kayıplar veren Türk bölgeleri, Kremlin’in bilinçli askere alım stratejisiyle uzun vadeli ve karanlık bir demografik operasyona maruz kalıyor.

featured
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Rusya’nın Ukrayna’yı işgal girişimi, cephe hattında süren konvansiyonel bir savaştan çok daha fazlası… Cepheden gelen her ölüm ilamı, her yeni mezarlık görüntüsü ve sızdırılan her sivil sicil belgesi, Kremlin’in derin dehlizlerinde planlanmış sinsi ve sistematik bir operasyonu deşifre ediyor: Etnik ve demografik bir kıyım.

Rakamlar yalan söylemez, ama bazen en yalın halleriyle coğrafyanın ve soyun kaderini anlatır. Karşımızdaki tablo, Moskova’nın kendi tebaası gördüğü halkları eşit vatandaşlar olarak değil, Slav elitlerini korumak için cepheye sürülecek birer “canlı kalkan” olarak gördüğünün somut kanıtıdır.

Vitrin Parlatılırken Çeper Eritiliyor

12 milyonluk devasa nüfusuyla Rusya’nın kalbi ve vitrini olan Moskova’dan bugüne kadar doğrulanan ölüm sayısı yalnızca 482. Çarlığın ve entelektüel elitlerin şehri, 5 milyonluk St. Petersburg’da bu sayı 480. Peki, imparatorluğun parıltılı metropolleri, “büyük Slav davası” masallarıyla uyutulurken, bu savaşın faturasını gerçekte kim ödüyor?

Cevap, Rusya Federasyonu’nun sömürge muamelesi gören Türk ve etnik cumhuriyetlerinde saklı.

Yaklaşık 4 milyon nüfusa sahip Başkurdistan Cumhuriyeti, 9 bin 886 ölümle tüm federasyon genelinde en çok kayıp veren bölge konumunda. Onu hemen ardında, yine 4 milyon nüfuslu Tataristan Cumhuriyeti 8 bin 230 kayıpla takip ediyor. Moskova ve St. Petersburg’da hayat lüks restoranlarda, caddelerde kesintisiz akarken; Ufa’da, Kazan’da, Kızıl’da Türk analarının evlerine her gün ve yine yeniden ateş düşüyor.

Orantısız Ölüm: Nüfusa Oranla “Kıyım”

Mesele sadece toplam sayılar da değil; asıl ürkütücü gerçek kişi başına düşen ölüm oranlarında gizli.

  • Tuva Cumhuriyeti: Her 100 bin kişide 476 ölümle Rusya’nın en yüksek kayıp oranına sahip bölgesi.
  • Buryatya: 100 bin kişide 400 ölüm. Ölüm sıklığı Rusya ortalamasının tam 3 katı!
  • Zabaykalskiy Krayı: 100 bin kişide 362 ölüm (Ortalamanın 2,48 katı).
  • Altay Cumhuriyeti: 100 bin kişide 316 ölüm.

Bu bölgelerin ortak paydası nedir? Sömürü, merkezden uzaklık ve en önemlisi Türk ve yerli halkların kadim ana yurdu olmaları. Başkurdistan’daki ölüm sıklığı federasyon ortalamasının 1,74 katı, Tataristan’da ise 1,68 katıyken, Moskova’da bu oran yok denecek kadar azdır. Bu bir tesadüf veya lojistik bir zorunluluk olamaz. Bu, bilinçli bir devlet stratejisidir.

Geleceği Karartılan Bir Soy: Demografik Operasyon

Kremlin’in askere alım stratejisi, ekonomik çaresizliği bir silah olarak kullanıyor. Taşradaki masum Türk gençlerine verilen tazminatlar, aslında onların canı için biçilmiş birer fiyattan ibaret. Ancak madalyonun arkasındaki asıl karanlık hedef çok daha stratejik: Üreme çağındaki genç Türk erkek nüfusunun cephede eritilmesi.

Bu durum, sadece bugünün acısı değil, Türk dünyasının geleceğine yönelik yapılmış uzun vadeli bir demografik suikasttır. Genç erkek nüfusunu kaybeden Başkurdistan, Tataristan, Tuva ve Altay gibi cumhuriyetler, önümüzdeki birkaç on yılda telafisi imkansız bir nüfus çöküşüyle karşı karşıya kalacaktır. Nüfusu azalan, gençliğini toprağa gömen halkların asimilasyona karşı direnmesi, dilini, kültürünü ve özerklik taleplerini koruması imkansızlaşır. Azerbaycan ise iş birlikçi rolüne hala devam ediyor.

Rusya’nın İç Sömürgeciliği

Putin rejimi, Ukrayna’da “Slav kardeşliğini korumak” ve “Nazizm ile mücadele etmek” gibi içi boş retoriklerin arkasına saklanırken, içeride kendi boyunduruğu altındaki Türk halklarının genetiğiyle oynuyor. Slav kökenli orta ve üst sınıf şehirli nüfus savaşın yıkıcı yüzünden itinayla uzak tutulurken, cephenin en ön safları Türk dünyasının çocuklarıyla dolduruluyor.

Bu tablo, modern dünyada eşine az rastlanır bir iç sömürgecilik ve “etnik mühendislik” örneğidir. Moskova ve ABD destekli stratejik ortak Ukrayna coğrafyayı kana bularken, aynı zamanda kendi içindeki potansiyel Türk uyanışının ve demografik gücünün de altını oymaktadır. Dünya bu sessiz kıyıma gözünü kapatsa da, coğrafyanın hafızası ve çekilen acılar, Kremlin’in bu karanlık demografik operasyonunu asla unutmayacaktır.

Ne ABD, ne Çin, ne Rusya, ne de Orta Doğu….TEK YOL TÜRK’ÜN KENDİ YOLU.

Slav kardeşliğini koruma ve Nazizm ile mücadele…Yersen
Yorum Yap

Yorumlar kapalı.

Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.

Giriş Yap

Halk Meclisi Haber ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Bizi Takip Edin