1. Haberler
  2. Akademik
  3. Topuk Kanından Tanrı Kompleksine: Küresel Gen Haritası ve Biyopolitik Tuzak

Topuk Kanından Tanrı Kompleksine: Küresel Gen Haritası ve Biyopolitik Tuzak

halk meclisi (29)

Türkiye’de yeni doğanlardan alınan topuk kanı, sağlık taraması görünümü altında küresel gen haritası oluşturma projesine hizmet edebilir. Genetik veriler, biyopolitik kontrol, biyolojik silahlar ve toplum mühendisliği için kullanılabilir. Bu, milli güvenlik ve manevi bir tehdit oluşturuyor. Türkiye, veri mahremiyetini acilen güçlendirmeli.

service
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Türkiye’de yeni doğan bebeklerden alınan topuk kanı, resmi olarak “Yeni Doğan Tarama Programı” kapsamında fenilketonüri, hipotiroidi, biyotinidaz eksikliği ve kistik fibrozis gibi hastalıkların erken teşhisi için kullanıldığı belirtiliyor. Ancak, bu uygulamanın ardında yatan niyetlerin ve sonuçlarının, iddia edilen sağlık amaçlarından çok daha öteye uzandığına dair ciddi şüpheler mevcut. Bu mesele, yalnızca bir sağlık politikası değil, aynı zamanda biyopolitik bir strateji ve milli güvenlik sorunu olarak ele alınmalıdır.

Topuk kanı örneklerinin, bireylerin genetik yapısına dair kritik bilgiler içerdiği ve bu verilerin Dünya Sağlık Örgütü gibi uluslararası yapılar bünyesinde merkezi bir “Gen Haritalama ve Veri Bankası”nda toplandığı iddiası, konunun vahametini ortaya koyuyor. Bu veriler, uluslararası kurumlar ve hatta ilaç şirketleri gibi aktörlerle paylaşılıyor olabilir. Bu, milyarlarca insanın genetik kimliğinin küresel bir veri tabanında birikmesi anlamına geliyor. Böylesi bir veri havuzu, yalnızca tıbbi amaçlarla değil, aynı zamanda toplumları ve bireyleri kontrol altına almak için kullanılabilecek bir araçtır.

Bu noktada, genetik bilgilerin kötüye kullanım potansiyeli devasa bir tehdit oluşturuyor. İlaç şirketlerinin, hastalıkları tedavi etmek yerine “kontrol edilebilir bağımlılık ilaçları” geliştirme yoluna gidebileceği, biyolojik silahlar üretebileceği, doğurganlık veya kısırlık gibi demografik süreçleri manipüle edebileceği, hatta kişilik ve davranış mühendisliği gibi distopik projeler yürütebileceği ihtimali göz ardı edilemez. Genetik veriler, toplumların zayıf noktalarını tespit ederek savaş stratejilerinden göç politikalarına, hatta sosyal mühendislik projelerine kadar geniş bir yelpazede kullanılabilir. Bu, bireylerin ve toplumların kaderini, kendi iradeleri dışında, bir avuç küresel aktörün eline teslim etme riskini barındırıyor.

Bu durum, insanlığın “dijital kimlik” ve “genetik kimlik” üzerinden tamamen izlenebilir ve yönlendirilebilir bir varlığa dönüştürülmesi projesinin bir parçası olarak görülebilir. Topuk kanı uygulamasının masum bir sağlık taraması olarak sunulması, perde arkasında küresel bir kontrol mekanizmasının taşlarını döşeyen bir yanılsamadan ibaret olabilir. Böylesi bir girişim, yalnızca biyopolitik bir risk değil, aynı zamanda manevi bir sapkınlık olarak da değerlendirilmelidir.

Bu durum Dünya’da gen tasarımı ile Tanrı olmaya oynanan bir oyun olarak adlandırılmakta.

Türkiye, bu tür bir biyopolitik tehdide karşı veri mahremiyetini güçlendirmek zorundadır. Genetik verilerin korunması, yalnızca bireysel bir hak meselesi değil, aynı zamanda milli güvenliğin temel bir unsuru haline gelmiştir. Aksi takdirde, Türkiye, küresel güçlerin elinde bir araç haline gelme riskiyle karşı karşıya kalabilir. İnsanlık, genetik kimliğini koruyarak özgür bir geleceğe mi yürüyecek, yoksa bu verileri teslim ederek kontrol edilebilir bir nesneye mi dönüşecek? Bu soru, yalnızca tıbbi değil, aynı zamanda siyasi ve ahlaki bir yol ayrımıdır. Türkiye, bu konuda proaktif bir duruş sergileyerek hem kendi vatandaşlarının hem de insanlığın genetik mahremiyetini koruma sorumluluğunu üstlenmelidir.

Topuk Kanından Tanrı Kompleksine: Küresel Gen Haritası ve Biyopolitik Tuzak
Yorum Yap

Yorumlar kapalı.

Giriş Yap

Halk Meclisi Haber ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Bizi Takip Edin