Küresel (global) sermaye diye yaftalanıp cilalanan Yahudi sermayesi İngiltere’den sonra ABD’nin de fişini çekecek gibi.. Özünü emdiği ülkeyi bir posa gibi ardında bırakacak. Bırakacağı devasa borç yükü ABD’deki sıradan yurttaşın sırtına binecek. Küresel ölçekli Yahudi şirketlerinin üretim üsleri zaten Çin’e taşınmış bulunuyor. Dünya savaşlarının ilkinde İngiltere’nin borusu öterken, ikincisiyle birlikte horozlanma sırası ABD’ye gelmişti. İnsanlık olası bir 3. Dünya Savaşı’na doğru hızla sürüklenirken genel öngörü ve/veya beklenti (temenni) kubarma sırasının Çin’e geleceği yönünde.. Çin’i dengeleyebilecek tek güç de -şimdilerde adı Türk Devletleri Teşkilatı olan- Turan birliği olacaktır kuşkusuz.
Linkoln Amerika’da köleliğe karşı verilen mücadelenin öncülerinden.. Kuzey-Güney Savaşı’nda kuzey eyaletlerini bir arada tutan dolayısıyla ABD’yi ayakta tutan kişi.. İkinci kurucu başkan anlayacağınız. Amerikan yerlilerine yönelik ılıman siyasetiyle bilinen hatta şiddet ve soykırım yanlısı beyazlara karşı çıkan bir adam ayrıca.. Ve belki de bu yüzden vurularak öldürülen ABD Başkanlarından… Tıpkı Kennedy gibi.. Kennedy için “İsrail’in nükleer silah edinmesine karşı çıktığı için öldürüldü” diyenler var. Yahudi inancına göre İsrailoğullarının efendi, diğer toplumların köle kabul edildiğinin de altını çizelim. Bu durumda Kennedy de köleliğe karşı çıkmış oluyor.
İğrenç ritüellerden istihbarata, iktisattan (economi) iletişime her alana kokusunu bırakmış olan Epstein sapkınlığı bir algı.. Öldü algısı oluşturulmaya çalışılan Epstein İsrail’in turistik kentlerinden birinde emekliliğin tadını çıkarıyor da olabilir. Belki de Bin Laden ile poker oynuyordur, kim bilir. Peki, başka?.. İran savaşı bir algı.. Linkoln uçak gemisi bir algı.. Algılar denizinde, karanlık dalgalarla boğuşan bir insanlık.. Her gün yeni bir vesayet savaşı.. Deve kervanını çeken eşek rolünde bir İsrail, İsrail’in ardında ABD ve kimi Hıristiyan Avrupa ülkeleriyle Müslüman Arap ülkeleri.. İran’ın arkasında Çin, Rusya, -küçük enişte- Kuzey Kore, ABD’ye karşı “kalple buğz eden” yani ABD’yi yüreği ile kınayan kimi İslam ülkeleri.. Peki, ya tüm bu yaşanalar da bir algıysa? Türkiye, Türkistan, Pakistan gibi Turanî ülkelerin bir, iri ve diri olmasını kim ister ki? Bu durumda hayalî Aryan’dan türemiş İran’ın parlatılıyor olma olasılığı (ihtimal) da gözardı edilmemelidir.

Türkiye; önce (1940’lar) ABD’nin oltasına takılarak “Özgürlük ve bağımsızlık benim karakterimdir.” diyen kurucu önder Gâzi Mustafa Kemal Atatürk’ün gösterdiği çağdaş uygarlık yolundan çıkıp Batıcılık denen çıkmaz sokağa sapan sonra (1970’ler) ABD’nin sinsice gazozuna kattığı “Yeşil Kuşak” hapını yutunca da milliyetçiliği bırakıp dincilik/ümmetçilik batağına saplanan ve o gün bu gündür türlü avuntularla, kuruntularla aldatılan, oyalanan en kötüsü de bir türlü ulus (millet) olamayan insan kümelerinin (groups) yaşadığı tuhaf ülke.. Türkiye Cumhuriyeti’nin temelini Türk kültürüne dayandıran kurucu önder Gâzi Mustafa Kemal Atatürk’e rağmen üstelik.. Dünyanın önde gelen toplumbilimcilerinden (sosyolog) olan ve “Güneydoğu Kimliği”, “Niçin Milletleşme” gibi birbirinden değerli çok sayıda eser ortaya koyan dahası Alparslan Türkeş’in de uzun yıllar danışmanlığını yapan Prof. Dr. Orhan Türkdoğan’a rahmet.. Avşarların Deller (Deliler) oymağının Köşgerli obasından olan Alparslan Türkeş’in gerçek adı Ali Arslan’dır bu arada.
Türkiye, kendisine karşı koz olarak kullanılan Ermenistan’ı Rusya’nın, Fransa’nın elinden çekip almak üzere.. Bu aynı zamanda Türkiye-Türkistan karayolu bağlantısı için de önemli bir kazanım olacak. Stalin’in kurduğu tuzak yıllar sonra devre dışı kalacak. Ne demişti Sovyet devriminin dört önderinden biri olan Sultan Galiyev infaz edilmeden önce son sözü sorulduğunda: “Stalin’e söyle, Büyük Turan Devleti sadece ertelenmiştir.” Peki, ama üzümün çöpü gibi duran ABD’nin Zengezur Koridoru’nda ne işi var?
1925’te ne oldu? Sünnî İslam ümmetçiliğini esas alan Osmanlı hanedanlığının son bulup Türk kültürünü ve milliyetçiliğini esas alan Türkiye Cumhuriyeti’nin ilan edilmesi üzerine Ortadoğu ve Güney Asya’daki çıkarlarını güvence altına almak isteyen İngiltere, Rusya’nın da desteği ile bin yıldır Türkler tarafından yönetilen ülkede darbe yapıp Persleri (Farslar) başa geçirdi. Oğuz/Türkmen ülkesi, oldu Aryan’dan bozma İran. Milliyetçi Kaçarlar tarafından başkent yapılan Tahran’ın neredeyse 3/4’ü Türkçe konuşurken üstelik.. 1970’lere gelindiğinde İran’da şahlık yönetimi (regime/rejim) zayıflamıştı. Türkler her an yönetimi ele geçirebilirdi. Ülke toprakları üzerinde eğreti gibi duran Pers/Fars devletinin damarlarına taze kan daha doğrusu mezhepçilik afyonunun zerk (enjekte) edilmesi gerekiyordu. Tomris Hatun’un önünde diz çökmüş “şanlı” Pers’e yapılan vurgu ama daha çok duyulan özlem boşa çıkmak üzereydi çünkü. Arapların Emevî, Batılıların Roma özlemine benzer boş hevesler de bir yere kadar.. Durum böyle olunca Türkiye ve Türkistan arasına kara çalı gibi giren Siyasal Şiî İslam ideolojisi Humeyni eliyle yeşertildi. Kim tarafından?. Başını -Yeşil Kuşak Doktrini’nin mucidi olan- ABD’nin çektiği Batılı emperyalistler tarafından.. Gelin görün ki, son yıllarda Türkler ülkede yeniden güç kazanmaya başladı. Dinî önder de siyasî önder de nüfusun yarısını oluşturan Türklerden çıktı. Dillerinde “p” sesi/damgası bulunmayan Araplarca “Fars” olarak adlandırılan ve Arapça takıntısı yüzünden Türklerin de Fars demeye başladığı topluluk sayıca ikinci sırada.. Pers/Fars halkından sonra da Belucîler, Araplar ve diğer topluluklar gelmekte.. Şimdilerde Palanî/Pehlevî artığı bir düşkün (müflis) tekrar ülkenin başına bela edilmek istenmekte.. Daha doğrusu Pers/Fars faşizmi ve Batı emperyalizminin neft (petrol) kokan kirli yüzü.. Yüzsüzlüğü demek daha doğru..
İsrail ve ABD nereleri bombalıyor? Ülkenin çeşitli yerlerini ve özellikle güneybatısındaki askerî noktaları.. Suriye-Irak-İran hattında bir terör koridoru oluşturup PKK’yı ve belki de Peşmergeleri İran ordusuna karşı kara savaşlarında kullanma hevesindeler. Yalnız unuttukları bir şey var. Bu terör koridorunun kuzeyi Urmu-Tebriz gibi Güney Azerbaycan kentleri.. Güneyinde de yine Kaşkaylar (Qaşkaîler) yani bir başka Türk topluğu yer alıyor. Ve Türkler artık ne şah (Pehlevî) ne de şıh (şeyh, molla) istiyor. Türkler Oğuz/Türkmen devletini geri istiyor. Horasan da denilen Güney Türkistan’da Peştunlar kullanılarak kurdurulan Taliban terör devleti gibi Kürtler kullanılarak kurdurulacak PKK terör devleti de uzun soluklu olmaz. Dün İngilizlerin ayarttığı Peştunlar gibi yarın da ABD’nin ayarttığı Kürtler çok kötü kullanıldıkları ile kalır. Ama 50 ama 100 yıl sonra tarih bu kaçınılmaz sonu kesinlikle (mutlaka) yazacaktır. Irak’a bağlı bir sınır kenti olmasına rağmen Irak-İran savaşında İran ordusuna yardım ve yataklık yapan Halepçe’de geçmişte neler yaşandığı da unutulmamalı.. Emperyalistler ellerine bulaşan neft (petrol) lekesini silip ülkelerine dönerken, bölgedeki işbirlikçilerin alınlarına sürülecek ve tarih bilimi sayesinde yüzyıllar boyu geçmeyecek olan kara leke de cabası..
Mao devrim yaparken yanındaki 3-5 adamdan biri İsrail adında bir Yahudi idi. Devrimin finansmanını da o sağlıyordu. Şimdilerde özünün alınıp posasının atılma sırası Çin’e geldi. 80 yıl sonra da Çin’in fişi çekilir nasılsa. Yüce Tanrı -Uygurlar başta olmak üzere-ülkedeki Turan/Türk soylu kardeşlerimize sabır ve dayanma gücü versin.
Jules Verne’in 80 Günde Devri Âlem öyküsü güzeldir. Ama biz hırçın Karadeniz’in çevresini dolaşan İnatçı Kahraman Ağa’yı daha çok severiz. Esin (ilham) kaynağımız, pîrimiz Şeyh Edebalı’nın üslubuyla noktayı koyalım: Linkoln, Mao size; İnatçı Kahraman Ağa bize!.
Aziz Dolu Atabey
Serik-03.03.2026










Yorumlar kapalı.