Ömer Çam
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Türk Milletinin Ebedi Yemini!

Türk Milletinin Ebedi Yemini!

featured
service
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Bir millet düşünün ki en karanlık günlerinde bile umudunu kaybetmemiştir. Orduları dağılmış, şehirleri işgal edilmiş, başkenti baskı altına alınmış olsa bile ruhu teslim olmamıştır. İşte Türk milleti tam da böyle bir dönemde, varlığına yönelen tehditlere karşı ayağa kalkarken yalnızca cephelerde savaşmamış; aynı zamanda ruhunu, inancını ve bağımsızlık iradesini kelimelere döken bir destan da yazmıştır. O destanın adı İstiklal Marşı’dır.

Bugün İstiklal Marşı’nın kabulünün 105. yılını anarken hatırlamamız gereken şey yalnızca bir şiirin mecliste kabul edilmesi değildir. Hatırlamamız gereken, Türk milletinin en zor zamanlarında ortaya koyduğu irade, iman ve bağımsızlık aşkıdır. Çünkü İstiklal Marşı sıradan bir marş değildir; bir milletin tarih karşısında verdiği sözün, yani istiklal yemininin ifadesidir.

1921 yılı… Anadolu’nun dört bir yanında savaş sürmektedir. Sakarya’nın öncesindeki o zor günlerde millet yalnızca silah gücüne değil, moral gücüne de ihtiyaç duymaktadır. İşte tam o günlerde Türk milletinin ruhunu anlatacak bir marş yazılması için bir yarışma açılır. Ancak o yarışmaya katılmayı kabul etmeyen bir isim vardır. O isim Mehmet Akif’tir. Çünkü o, vatan için yazılacak bir şiirin para karşılığı yazılamayacağına inanır. Daha sonra dostlarının ve milletin ısrarıyla kaleme aldığı o şiir, aslında yalnızca bir metin değil; Türk milletinin kalbinden kopan bir haykırış olur.

O haykırış şu sözlerle başlar:

“Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak

Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.”

Bu dizeler yalnızca bir umut cümlesi değildir. Bu dizeler Türk milletinin karakterinin ifadesidir. Çünkü tarih boyunca Türk milleti için bağımsızlık bir tercih değil, bir varoluş şartı olmuştur. Malazgirt’te Anadolu’nun kapılarını açan, İstanbul’u fetheden, Çanakkale’de dünyanın en güçlü ordularına karşı duran millet aynı millettir. İstiklal Marşı işte bu bin yıllık yürüyüşün en güçlü sözlü ifadesidir.

İstiklal Marşı yazılırken Anadolu’da bir başka destan daha yazılmaktadır. O destanın başında ise Mustafa Kemal Atatürk vardır. Atatürk, yalnızca bir komutan değil; Türk milletinin bağımsızlık iradesinin sembolüdür. Anadolu’nun dört bir yanında işgale karşı direnişi örgütleyen, milletin umudunu yeniden ayağa kaldıran liderdir. Onun önderliğinde verilen İstiklal Harbi yalnızca bir savaş değil, bir milletin yeniden doğuşudur.

İstiklal Marşı bu mücadelenin ruhunu anlatır. Mehmet Akif’in kalemiyle Türk milletinin kalbi birleşmiş ve ortaya ebedî bir metin çıkmıştır. Bu nedenle İstiklal Marşı bir şairin değil, bir milletin eseridir.

Mehmet Akif, Türk milletinin imanını ve karakterini şu dizelerde anlatır:

“Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım.

Hangi çılgın bana zincir vuracakmış, şaşarım.”

Bu sözler yalnızca bir şiir değildir; Türk tarihinin özeti gibidir. Çünkü Türk milleti tarih boyunca hiçbir zaman esareti kabul etmemiştir. Devletler yıkılmış, savaşlar kaybedilmiş olabilir; fakat Türk milletinin özgürlük iradesi hiçbir zaman yok olmamıştır.

İstiklal Marşı’nın en güçlü tarafı da budur. Bu marş bir zafer sonrasında yazılmamıştır. Tam tersine, savaşın en zor günlerinde yazılmıştır. Yani İstiklal Marşı bir sonuç değil, bir kararlılık bildirisidir. Türk milleti daha savaş devam ederken dünyaya şu mesajı vermiştir: Bu millet teslim olmayacaktır.

Mecliste marşın okunması sırasında yaşananlar ise bu ruhun en güçlü göstergelerinden biridir. Milletvekilleri dizeleri dinlerken gözyaşlarını tutamaz. Çünkü o sözler Anadolu’da savaşan askerlerin, cepheye mermi taşıyan kadınların, açlığa rağmen direnen köylülerin duygularını anlatmaktadır.

Mehmet Akif’in kaleminden çıkan o büyük haykırış Türk milletinin imanını şu sözlerle anlatır:

“Hakkıdır, Hakk’a tapan, milletimin istiklâl.”

Bu cümle yalnızca bir dua değildir. Bu cümle Türk milletinin tarih karşısındaki duruşudur. Çünkü bu millet için istiklal yalnızca siyasi bir kavram değildir; aynı zamanda onurun ve haysiyetin adıdır.

Mustafa Kemal Atatürk de İstiklal Marşı’nın anlamını çok iyi kavramıştı. Çünkü o marşın anlattığı mücadeleyi bizzat yönetmişti. Anadolu’da başlatılan bağımsızlık mücadelesi, emperyalizmin planlarını bozan en büyük tarihsel olaylardan biri oldu. Birinci Dünya Savaşı sonrasında birçok millet yabancı güçlerin çizdiği sınırlar içinde devlet kurarken, Türk milleti kendi kaderini kendi elleriyle yazdı. Türkiye Cumhuriyeti masa başında kurulan bir devlet değildir. Türk milleti emperyalizme karşı verdiği İstiklal Harbi ile kendi devletinin sınırlarını kendisi belirlemiştir.

İstiklal Marşı işte bu büyük direnişin ruhudur. Bu yüzden yalnızca bir milli marş değil, aynı zamanda bir bağımsızlık manifestosudur.

Aradan geçen 105 yıl boyunca İstiklal Marşı yalnızca törenlerde okunan bir metin olmamıştır. Okullarda, meydanlarda, cephelerde, spor sahalarında her okunduğunda aynı duyguyu uyandırmıştır. Çünkü bu marş Türk milletinin hafızasında yalnızca bir şiir olarak değil, bir kimlik olarak yaşamaktadır.

Her sabah çocukların okullarda ayağa kalkarak söylediği o sözler aslında Türk milletinin ebedî yeminidir. O sözler Türk milletine geçmişini hatırlatır, geleceğini de gösterir.

Çünkü İstiklal Marşı’nın anlattığı hakikat bugün de geçerlidir. Türk milleti var oldukça, o marşın anlattığı ruh da yaşayacaktır.

Ve o ruh bize her zaman şunu hatırlatacaktır:

“Korkma.”

Çünkü Türk milleti tarih boyunca korkmadı.

Çünkü Türk milleti esareti kabul etmedi.

Çünkü Türk milleti istiklali için her bedeli ödemeyi göze aldı.

İşte bu yüzden İstiklal Marşı yalnızca bir şiir değildir.

O, Türk milletinin ebediyete yazılmış istiklal yemini ve özgürlük destanıdır. 🇹🇷

Türk Milletinin Ebedi Yemini!
Yorum Yap

Yorumlar kapalı.

Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.

Giriş Yap

Halk Meclisi Haber ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Bizi Takip Edin