Geçtiğimiz günlerde Kocaeli Şehir Hastanesi’nde yaşadığım bazı manzaralar, sağlık sistemimiz üzerine yeniden düşünmeme vesile oldu.
Dayım yıllardır warfarin kullanıyor. Bu nedenle neredeyse her hafta kardiyoloji polikliniğine gitmek zorundayız. Hastaneye her gidişimizde modern binaları, teknolojik altyapıyı ve sağlık alanında yapılan büyük yatırımları görüyoruz. Gerçekten de Türkiye sağlık hizmetlerinde önemli bir mesafe kat etti.
Ancak insan ister istemez şu soruyu soruyor:
Bütün bunları yaparken insanı ne kadar merkeze koyabildik?
Doktor odalarının önünde bekleyen yaşlıları izliyorum. Kimi duvara yaslanmış, kimi koridorun bir köşesine çömelmiş, kimi ayakta duracak gücü kalmadığı için kendine tutunacak bir yer arıyor. Yıllarını bu ülkeye vermiş insanlar, sağlık hizmeti almak için geldikleri hastanede adeta sabır sınavına tabi tutuluyor.
Daha düşündürücü olanı ise bazı doktorların muayene saatlerinde odalarında bulunmaması. Elbette her gecikmenin haklı sebepleri olabilir. Acil vakalar olabilir, yoğunluk olabilir. Ancak yaşlı insanların uzun süre koridorlarda beklemek zorunda kalması sıradan bir durum olarak görülmemelidir.
Bir devletin medeniyet seviyesi yalnızca yaptığı binalarla değil, yaşlılarına gösterdiği hürmetle ölçülür.
Koridorda şahit olduğum başka bir olay ise beni daha da düşündürdü.
Seksen yaşını geçmiş bir amca kayıt bankosuna geldi. Kimliği evde kalmıştı. T.C. kimlik numarasını biliyordu. Barkodunu gösteriyordu. Sistem üzerinde bütün bilgileri mevcuttu. Yardım istemek için yaklaşmıştı.
Karşılığında kolaylık görmek yerine sert bir üslupla karşılaştı.
Oysa karşımızdaki kişi bir suçlu değildi.
Bu ülkeye yıllarca hizmet etmiş, bugün sağlık hizmeti almak için hastane kapısına gelmiş bir vatandaştı.
Kurallar elbette gereklidir. Ancak kuralları uygularken insanlığı kaybetmemek de en az kurallar kadar önemlidir.
İşin bir başka rahatsız edici boyutu ise sıra düzeniydi. Numaratör sistemi olmasına rağmen bazı kişilerin aradan alınmasına göz yumulduğunu görmek, saatlerdir sırasını bekleyen insanların hakkını zedeliyordu. Sayın Doktor Murat Uğur Bey’in polikliniği önünde yaşanan bu tablo, bekleyen vatandaşların tepkisine neden oluyordu. Eğer bir sistem kurulmuşsa herkese eşit uygulanmalıdır. Araya girenlere gösterilen müsamaha, sırasını bekleyenlerin hakkından eksiltmektedir.
Adalet sadece mahkeme salonlarında aranmaz.
Adalet, hastane koridorlarında da gereklidir.
Son yıllarda sağlık alanında büyük yatırımlar yapıldı. Şehir hastaneleri inşa edildi. Teknolojik kapasite artırıldı. Hizmet çeşitlendi.
Fakat görünen o ki bazı değerleri geride bırakmışız.
Saygıyı…
İlgiyi…
Nezaketi…
İnsani dokunuşu…
Çünkü sağlık yalnızca cihazlardan, binalardan ve istatistiklerden ibaret değildir.
Sağlık, yaşlı bir insanın rahatça oturabileceği bir sandalye demektir.
Sağlık, görevlinin vatandaşa tebessüm ederek yardımcı olması demektir.
Sağlık, “Buyurun amca, birlikte çözelim” diyebilmektir.
Sağlık, insanı insan gibi hissettirebilmektir.
Hastaneler bedenleri tedavi eder.
Saygı ve merhamet ise ruhları iyileştirir.
Eğer sağlıkta gerçekten çağ atladıysak, o çağın içinde yaşlılarımızın yerde oturmadığı, azar işitmediği, kendisini yük gibi hissetmediği bir anlayışı da görmek istiyoruz.
Çünkü bir toplumun gerçek aynası, yaşlılarına gösterdiği muameledir.














Yorumlar kapalı.