Bodrum, Muğla – 26 Ağustos 2025 – Gazeteci Murat Ağırel’in Cumhuriyet Gazetesi’nde kaleme aldığı yazı, Türkiye’nin en değerli kıyı bölgelerinden biri olan Bodrum Türkbükü’ndeki 430 dönümlük bir yarımadanın, düşük bir teminat bedeliyle el değiştirebilecek hale getirilmesini gündeme taşıdı. Ağırel’in araştırmasına göre, milyarlarca lira değerindeki Hazine arazisi, eski tapu kayıtlarına dayanan tartışmalı bir dava süreciyle tehdit altında. Bu olay, benzer Hazine vurgunlarının bir parçası olarak değerlendiriliyor ve hukuki süreçlerdeki zafiyetleri bir kez daha gözler önüne seriyor.

Olayın kökeni, 1978 yılına dayanıyor. Muğla’nın Bodrum ilçesi Türkbükü Mahallesi’nde bulunan 119 ada 21 parsel numaralı 430 dönümlük arazi, o dönemde Hazine adına tescil edilmiş. Yargıtay, bu tescili 1985’te onamış ve arazinin kamuya ait olduğu kesinleşmiş. Ancak 44 yıl sonra, 2022’de, Hasan oğlu İbrahim İdris’in mirasçıları olduğunu iddia eden kişiler –Metin Karakaya, Nazmi Yiğit, Ömer Baltacı ve Avukat Nimet Çelen– tarafından dava açılmış. Dava, eski tapu kayıtlarına dayanarak arazinin mirasçılar adına tescilini talep ediyor.
Mahkeme süreci ise şaşırtıcı detaylarla dolu. Bilirkişi raporuna göre arazinin değeri 4 milyar 308 milyon TL olarak belirlenmiş. Buna rağmen, dava açan taraf sadece 20 bin TL teminat yatırarak araziye tedbir konulmasını sağlamış. Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı avukatlarının dava duruşmalarına katılmadığı belirtilirken, Hazine avukatı Mehmet Kaçmaz’ın savunmasında, dava açma süresinin çoktan geçtiğini ve eski tapuların geçersiz olduğunu vurgulamasına rağmen mahkeme davayı kabul etmiş. Ağırel, bu durumun Hazine mallarının kolayca el değiştirmesine yol açan bir hukuksuzluk olduğunu savunuyor.
Skandalın arka planında, arazinin potansiyel kullanım amacı da dikkat çekiyor. Türkbükü Yarımadası olarak bilinen bölge, yat limanı, marina, golf oteli ve alışveriş alanı gibi lüks projeler için ideal bir konumda. Benzer olaylar, Türkiye’de Hazine arazilerinin sahte evraklar ve işbirlikçi avukatlar aracılığıyla ele geçirildiği vurgunlarla ilişkilendiriliyor. Ağırel’in daha önceki yazılarında değindiği e-imza skandalları ve uyuşturucu ticareti bağlantılı vurgunlar, bu tür işlemlerin yaygınlığını gösteriyor. Sosyal medyada da olay hızla yayılmış; Instagram ve X platformlarında paylaşımlar, Yargıtay kararına rağmen 44 yıl sonra açılan davanın şüpheli yönlerini vurguluyor.
Uzmanlar, bu tür davaların zaman aşımı kurallarını hiçe sayarak ilerlemesinin, kamu mallarının korunmasını zorlaştırdığını belirtiyor. Hazine’nin toplam kayıplarının milyarlarca lirayı bulduğu benzer vatandaşlık vurgunları gibi olaylar, sistematik bir soruna işaret ediyor. Ağırel’in yazısı, yetkilileri harekete geçirmeye çağırırken, kamuoyunda büyük yankı uyandırdı.
Kaynak: Bu haber, gazeteci Murat Ağırel’in Cumhuriyet Gazetesi’nde yayımlanan orijinal araştırmasına dayanarak derlenmiştir. Ağırel, Hazine arazileri ve yolsuzluk konularındaki çalışmalarıyla tanınan bir isimdir.
Yorumlar kapalı.