Zara, Sivas – 30 Ağustos 2025
Sivas’ın Zara ilçesine bağlı Dipsizgöl ve Çaylı köylerinde, Barit Maden Türk A.Ş. tarafından açılması planlanan stronsiyum tuzu (selestit) madeni, bölge halkının ve çevrecilerin yoğun tepkisine yol açtı. Yüzlerce köylü, maden projesinin su kaynaklarını, tarım alanlarını, hayvancılığı ve Alevi inancına göre kutsal sayılan ziyaret alanlarını tehdit ettiğini belirterek bir araya geldi. “Suyumuza, toprağımıza, kutsalımıza dokunmayın!” sloganıyla düzenlenen protestolar, sadece bir çevre meselesi değil, aynı zamanda kültürel miras ve geçim kaynaklarının korunması için güçlü bir hak mücadelesi olarak yankı buldu.
Maden Projesi ve Yarattığı Tehditler
Barit Maden Türk A.Ş.’nin Dipsizgöl köyünde hayata geçirmeyi planladığı stronsiyum madeni, 150 hektarlık bir ruhsat alanını kapsıyor. Proje kapsamında, 19,14 hektarlık alanda açık ocak yöntemiyle yılda 280 bin ton (cevher ve pasa) üretim hedefleniyor. Delme-patlatma yöntemiyle 10 yıl boyunca, yılda 7 ay süreyle devam etmesi planlanan maden faaliyetleri, bölge için ciddi ekolojik ve sosyoekonomik tehditler barındırıyor.
Maden sahası, Dipsizgöl’ün 12 çeşmesi ve ana su kaynağının bulunduğu bölgeye denk geliyor. Ancak, Proje Tanıtım Dosyası’nda (PTD) bu su kaynaklarının belirtilmemesi, köylülerin tepkisini artıran temel unsurlardan biri oldu. Bölgedeki dere, Kızılırmak’ın kollarından birini besliyor ve madenin su kaynaklarını tahrip etmesi durumunda yalnızca Dipsizgöl değil, çevre köyler de susuzluk tehlikesiyle karşı karşıya kalabilir. Zara Ziraat Odası Başkanı Zeki Şimşek, bölgedeki yaklaşık 150 bin ağaçlık doğal ormanın, endemik bitkilerin ve nesli tükenme tehlikesi altındaki hayvan yuvalarının yok olma riski taşıdığını vurguladı. Ayrıca, tarım, hayvancılık, arıcılık ve yaylacılıkla geçimini sağlayan köylülerin yaşam kaynaklarının da tehdit altında olduğu ifade edildi.
Maden sahasının, Alevi yurttaşlar için kutsal sayılan ziyaret alanlarının tam üzerine kurulmak istenmesi, tepkileri daha da büyüttü. Beydağı Çevre Köyleri Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Başkanı Ali Kanber Bektaş, Dipsizgöl’ün köylülerin şifa bulduğu ve manevi ritüellerini gerçekleştirdiği bir alan olduğunu belirterek, “Bu maden, sadece doğamızı değil, inancımızı da yok edecek” dedi.
Köylülerin ve Çevrecilerin Direnişi
Dipsizgöl ve Çaylı köylüleri, maden projesine karşı birleşerek kararlı bir mücadele başlattı. Zara Maden Faaliyetlerini Durdurma Komisyonu öncülüğünde, Bolucan, Söğütözü, Yanık ve Dipsizgöl köylerinden yüzlerce kişi protesto gösterileri düzenledi. Komisyon üyesi Ali Doğan, “Havama, suyuma, toprağıma dokunma!” diyerek maden ocaklarının doğayı, kültürü ve köylülerin geleceğini tehdit ettiğini vurguladı. Protestolarda, köylüler ellerinde pankartlarla ve sloganlarla seslerini duyurmaya çalıştı.
Siyasi destek de köylülerin yanında yer aldı. CHP Sivas Milletvekili Ulaş Karasu, daha önce benzer maden projelerine karşı köylülere destek vermiş ve Türkiye’nin yüzde 70’inin maden sahası ilan edildiğini ifade ederek, “AKP hükümeti, yer altı kaynaklarını satarak iktidarını sürdürmeye çalışıyor” eleştirisinde bulunmuştu. Bu sözler, Zara’daki mücadelenin sadece yerel bir mesele olmadığını, ulusal çapta çevre politikalarının sorgulanması gerektiğini ortaya koyuyor.
Bir Hak ve Gelecek Mücadelesi
Dipsizgöl ve Çaylı köylülerinin stronsiyum madenine karşı verdiği mücadele, Türkiye’nin dört bir yanında süren çevre ve yaşam hakkı mücadelelerinin bir yansıması. Bu direniş, yerel halkın ekonomik, ekolojik ve kültürel değerleri koruma çabasını güçlü bir şekilde gözler önüne seriyor. Maden projesinin su kaynaklarını, tarım alanlarını ve kutsal mekanları tehdit etmesi, çevresel etkilerin yanı sıra toplumsal ve kültürel dokuya da zarar verebilecek bir tablo çiziyor.
ÇED sürecindeki eksiklikler ve su kaynaklarının PTD’de yer almaması, projenin çevresel etkilerinin yeterince değerlendirilmediğini düşündürüyor. Alevi yurttaşların kutsal alanlarının maden sahasına dahil edilmesi, kültürel duyarlılıkların hiçe sayıldığını gösteriyor ve toplumsal barış açısından ciddi bir risk oluşturuyor. Ayrıca, maden projelerinin ekonomik kalkınma ve istihdam vaadiyle savunulmasına rağmen, köylülerin geçim kaynaklarını yok etme pahasına ilerlemesi, “kalkınma” anlayışının ne kadar sürdürülebilir olduğu sorusunu gündeme getiriyor.
Bilimsel Rapor: “Kamu Yararı Yok”
Bilirkişi keşfi öncesinde Kırsal Çevre ve Ormancılık Sorunları Derneği tarafından hazırlanan raporda, projenin çevresel, sosyal, kültürel ve ekonomik etkiler açısından yasal kriterlerden çok uzak olduğu belirtildi. Raporda, tarım ve hayvancılığın, su kaynaklarının ve yaban hayatının korunmadığı; hazırlanan ÇED Proje Tanıtım Dosyası’nın ise bilimsellikten uzak ve kamu yararını gözetmeyen bir belge olduğu vurgulandı.
Ne Yapılmalı?
Dipsizgöl ve Çaylı köylülerinin mücadelesi, çevre politikalarının ve karar alma süreçlerinin şeffaflıkla yeniden ele alınması gerektiğini açıkça ortaya koyuyor. Yetkililerin, köylülerin taleplerini dikkate alarak ÇED sürecini şeffaf bir şekilde yeniden değerlendirmesi ve alternatif kalkınma modellerine odaklanması elzem. Aksi takdirde, bu tür projeler hem ekolojik yıkıma hem de toplumsal çatışmalara yol açabilir.
Zara’daki bu direniş, sadece bir maden projesine karşı bir mücadele değil, aynı zamanda doğanın, kültürün ve geçim kaynaklarının korunması için bir hak arayışıdır. Köylülerin kararlı duruşu, Türkiye’nin çevre politikalarının yeniden şekillendirilmesi için bir çağrı niteliğinde. Gelecek nesillere yaşanabilir bir çevre bırakmak, ancak yerel halkın sesine kulak verilerek mümkün olacak.
Yorumlar kapalı.