1. Haberler
  2. Yorum-Analiz
  3. Türk Savunma Sanayiinde Kronik Zafiyet: İsmet Sayhan Vakası ve Sadakat Sisteminin Çöküşü

Türk Savunma Sanayiinde Kronik Zafiyet: İsmet Sayhan Vakası ve Sadakat Sisteminin Çöküşü

Türk savunma sanayiinde İsmet Sayhan skandalı, TSK’nın gizli tedarik planlarının sızdırılmasıyla çalkalanıyor. MHP’ye yakın Sayhan’ın ASSAN’la ilişkisi ve suç örgütü bağlantıları, sistemik zafiyetleri ortaya koyuyor. TÜBİTAK SAGE’den ASSAN’a personel transferi, casusluk suçlamalarını alevlendiriyor. Güvenlik ve liyakat krizi, sektörün güvenilirliğini tehdit ediyor.

featured
service
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Türk savunma sanayiinin kalbindeki son skandal, yalnızca bir casusluk hikâyesi değil, devletin stratejik derinliğinin erozyonuna dair acı bir itiraftır.
Makine ve Kimya Endüstrisi (MKE) eski Yönetim Kurulu Başkanı İsmet Sayhan’ın, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) yıllara sari top mermisi tedarik planlarını ve gizli fiyat bilgilerini sızdırdığı iddiasıyla gözaltına alınması, yüzeyde bir başarı gibi görünse de, derinlerdeki çürümeyi ifşa ediyor. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, Selahattin Yılmaz liderliğindeki suç örgütüne yönelik soruşturma kapsamında Sayhan’ı gözaltına alması, olayın organize bir suç ağıyla bağlantılı olabileceğini gösteriyor.
Bu olay, ofansif karşı-istihbarat (İKK) birimlerinin taktiksel zaferini alkışlatırken, stratejik bir başarısızlığın paradoksunu gözler önüne seriyor: Casusun o koltuğa tırmanmasına ve aylarca faaliyet göstermesine izin veren sistem, neden sorgulanmıyor? Bu soru, yalnızca Sayhan’ın bireysel ihanetini değil, liyakatın yerini siyasi sadakate bıraktığı bir ekosistemin çöküşünü işaret ediyor.

Olayın özü, sızdırılan bilginin sıradan bir veri olmaktan öte, stratejik bir “beyin tomografisi” niteliğinde oluşunda yatıyor. TSK’nın tedarik takvimi, yalnızca eldeki mühimmat stoklarını değil, önümüzdeki on yılın üretim darboğazlarını, fabrika kapasitelerini ve muhtaç kalınacak kritik unsurları ifşa ediyor.
Bu, rakip güçlere –ister yabancı istihbarat servisleri, ister içteki rekabetçi aktörler– Türkiye’nin savunma stratejisinin haritasını sunmak demek. Sayhan’ın, MKE ile ihtilaf yaşayan ASSAN firmasıyla ilişkisi ve WhatsApp üzerinden bu sırları “yanlışlıkla” paylaşması, acemilikten ziyade bir zihniyet çürümesinin dışavurumu. Devlet sırlarının yabancı sunucularda dolaşması, “bana bir şey olmaz” kibrinin ve disiplin erozyonunun kanıtı. Kullanıcının vurguladığı gibi, “insan güvenlik duvarı”nın tamamen çöktüğü aşikâr: Güvenlik soruşturmaları ya formaliteye dönüşmüş ya da güçlü siyasi referanslar, protokolleri bypass etmiş. Sayhan’ın MHP’ye yakınlığı ve Selahattin Yılmaz’la bağlantısı, bu duvarın siyasi fay hatlarıyla delindiğini gösteriyor.

Daha rahatsız edici olan, yakalanmanın hızı. Tecrübeli bir karşı-istihbaratçı, böyle altın değerinde bir sızıntıyı hemen nötralize etmez; onu kontrollü bir çift taraflı ajana dönüştürür ve düşmana yıllarca yanıltıcı bilgi akıtır.
Acaba bu acele, siyasi bir zafer arayışından mı kaynaklanıyor?
2025 Ağustos’unda, soruşturmanın hala gözaltı aşamasında olması –Başsavcılık’ın titizliği vurgulanmasına rağmen– bu şüpheyi derinleştiriyor. Sayhan’ın suç örgütü üyeliği ve casusluk suçlamalarıyla gözaltına alınması, olayın bir anlık operasyonla sınırlı kalmayacağını işaret etse de, stratejik bir fırsatı heba ettiğimiz ihtimali ürpertici. Bu “taktiksel alkış”ı hak eden bir adım, ama asıl soru: Düşmanı oyalayacak bir varlığı, iç siyasi hesaplaşma için mi feda ettik?

Oyunun asıl seviyesine çıkıldığında, yabancı servislerin rolü belirginleşiyor. Artık sıfırdan ağ kurmuyorlar; Türkiye gibi ülkelerde mevcut “casusluk-suç-siyaset” üçgenini istismar ediyorlar. Organize suç örgütleri, bu süreçte mükemmel bir perde: Para ve baskı anahtarlarını sunarak, ihaneti “ticari ilişki” kisvesinde kamufle ediyor. Yabancı servisler, MICE (Money, Ideology, Coercion, Ego) prensibiyle potansiyel hedefleri “işliyor” ve makul inkâr kalkanıyla ellerini kirletmeden çekiliyor. Sayhan vakası, bu modelin somut örneği: ASSAN’ın daha önceki personel transferi ve teknoloji hırsızlığı iddiaları, suç örgütü bağlantılarıyla birleşince, yerel taşeronlar üzerinden yürütülen bir operasyon izlenimi veriyor. Bu, münferit bir ihanet değil; Savunma Sanayii Başkanlığı’ndaki (SSB) köstebekler ve Ankara’daki askeri casusluk ağları gibi kronik bir zehir. Düşman, aynı zayıf damardan sızmayı tekrarlıyor ve başarı oranı yüksek.

Kamuoyunda, olay hızla siyasi bir güç mücadelesine dönüşüyor.
Sayhan’ın MHP lideri Devlet Bahçeli’ye yakınlığı –ki Bahçeli, Selahattin Yılmaz’ı “dava arkadaşım” diye savunmuştu– soruşturmanın siyasi boyutunu alevlendiriyor. “HDP kapatılsın” sloganlarıyla tepki çeken Bahçeli’nin, suç teşkil eden kişilerle ilişkilerinin incelenip incelenmeyeceği, artık kaçınılmaz bir soru. X platformunda, Sayhan’ın gözaltısı “FETÖ benzeri İTÖ” olarak yorumlanıyor, ki bu, iç hesaplaşmanın derinliğini gösteriyor. Ancak, asıl konuşulması gereken –personel güvenlik sistemi ve denetim mekanizmaları– yine halının altına süpürülecek. Hasım servisler ise gülümsüyor: Bu operasyon, onlara Türkiye’nin stratejik kurumlarının sızmaya açıklığını kanıtladı. Bir sonraki “Sayhan adayını” taramaya başladılar bile.

Serbestiyet.com’da yer alan haber, MHP lideri Devlet Bahçeli’ye yakın isimlerin art arda suçlamalarla hedef alınmasının, iktidar içindeki gerilimleri ve siyasi hesaplaşmaları yansıttığını ortaya koyuyor. Eski MKE Yönetim Kurulu Başkanı İsmet Sayhan’ın “askeri casusluk” suçlamasıyla gözaltına alındığı iddiası, Bahçeli’nin “dava arkadaşım” dediği Selahattin Yılmaz’ın suç örgütü soruşturmasındaki tutukluluğunun ardından geldi. İktidara yakın medyanın Sayhan’ı hedef alması, ASSAN firmasıyla ilişkisi ve TSK’ya ait gizli bilgilerin sızdırıldığı iddialarıyla birleştiğinde, bir fitne hareketi olarak niteleniyor. Sayhan’ın iddiaları yalanlaması ve MKE’deki görev süresinin geçici olduğunu belirtmesi, suçlamaların siyasi bir kumpas olabileceği şüphesini güçlendiriyor. Bahçeli’nin, CHP lideri Özgür Özel’e yönelik sert eleştirileri ve Cumhur İttifakı içindeki mesajlaşmalar, bu skandalın yalnızca bir güvenlik meselesi değil, aynı zamanda siyasi bir satranç oyunu olduğunu düşündürüyor. ASSAN’ın tartışmalı faaliyetleri ve Sayhan’ın Yılmaz ile fotoğrafları, kamuoyunda MHP’nin organize suç bağlantılarıyla ilişkilendirilmesine yol açıyor. Bu durum, savunma sanayiinde şeffaflık ve siyasi aktörlerin hesap verebilirliği tartışmalarını alevlendiriyor.

TÜBİTAK SAGE ve ASSAN Arasındaki Casusluk Tartışmaları

TÜBİTAK SAGE’nin eski Genel Müdürü Gürcan Okumuş’un ASSAN’a geçişi, savunma sanayiinde yeni bir tartışma dalgası yarattı. Okumuş’un ardından, SAGE’nin kritik projelerinde görevli 18 uzman araştırmacının ASSAN ve alt şirketi Astech Defence’e katılması, iki kurum arasında “endüstriyel casusluk” suçlamalarına yol açtı. Transferlerin, 2531 sayılı kanunun “üç yıl süreyle eski görev alanlarında çalışmama” hükmüne aykırı olduğu iddia ediliyor. Bu durum, SAGE’nin stratejik projelerinde gecikmelere ve kamu zararına neden olduğu öne sürülerek, güvenlik zafiyeti tartışmalarını alevlendirdi. ASSAN’ın, MKE’den aldığı TNT ihalesinde teslimatları tamamlayamaması ve Ukrayna ile yapılan 10,8 milyon dolarlık sözleşmede ürünleri teslim etmemesi, firmanın güvenilirliğini sorgulatıyor. Okumuş’un, sosyal medyada şirketin hedef alındığını savunması, ancak iddialara doğrudan yanıt vermemesi, şüpheleri artırıyor. Bu kriz, savunma sanayiinde personel transferlerinin denetlenmesi ve etik standartların güçlendirilmesi gerektiğini ortaya koyuyor. ASSAN’ın tartışmalı geçmişi, Sayhan skandalıyla birleştiğinde, sektördeki sistemik sorunlar –liyakat eksikliği, siyasi nüfuz ve denetimsizlik– daha görünür hale geliyor.
Bu olay, Türk savunma sanayiinin güvenilirliğini yeniden inşa etme ihtiyacını vurguluyor

Kaynaklar:

  • Serbestiyet.com, “Bahçeli’ye yakın isim daha iktidara yakın medyada suçlanıyor: Eski MKE başkanına ‘askeri casusluk’ suçlaması”, 2025.
  • gdh.digital, “MKE’den ASSAN ve İsmet Sayhan hakkında suç duyurusu”, 2025.
  • Oda TV, “Savunma sanayiinde stratejik kriz: Herkesin konuştuğu o fotoğraf”, 2025.
  • Karar.com, “TÜBİTAK SAGE’den özel şirkete toplu personel geçişi iddiası”, 2025.

Türk Savunma Sanayiinde Kronik Zafiyet: İsmet Sayhan Vakası ve Sadakat Sisteminin Çöküşü
Yorum Yap

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

Yorumlar kapalı.

Giriş Yap

Halk Meclisi Haber ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Bizi Takip Edin