Kadir Uğur Yılmaz
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. AYNI REÇETE, FARKLI AMBALAJ: Milliyetçi Seçmen “Laboratuvar” mı?

AYNI REÇETE, FARKLI AMBALAJ: Milliyetçi Seçmen “Laboratuvar” mı?

service
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Türk siyaseti, son yıllarda eşine az rastlanır bir “parçalanma içinde birleşme” tiyatrosuna sahne oluyor. Tabelalar değişiyor, genel merkez binalarının adresleri farklılaşıyor, liderlerin kravat renkleri başkalaşıyor ama bir şey hiç değişmiyor: Kadroların “kök” hücresi.

Bugün sağ siyasete yön veren aktörlere baktığımızda, karşımızda sanki tek bir “tornadan” çıkmış bir yapı var. Meral Akşener’den Müsavat Dervişoğlu’na, Ümit Özdağ’dan Sinan Oğan’a kadar tüm figürlerin yolu, istisnasız MHP ve Ülkü Ocakları’nın en stratejik koridorlarından geçiyor. Peki, bu bir tesadüf mü, yoksa ustaca kurgulanmış bir “milli refleks felç etme” operasyonu mu?

“Görevli” Siyasetçiler Devri mi?

Sokağın nabzını tutan samimi Türk milliyetçileri ve Atatürkçüler, her seçim döneminde “İşte bu sefer gerçek bir alternatif doğdu” umuduyla sandığa gidiyor. Ancak resme geniş açıdan baktığımızda karşımıza çıkan tablo oldukça karanlık:

Ayrılıklar Neden Hep Aynı Kapıya Çıkıyor? MHP’den kopan her parça, kısa bir “muhalefet” turundan sonra ya sistemin bir parçası oluyor ya da kitleleri en kritik virajda (Sinan Oğan örneğinde olduğu gibi) statükonun kucağına bırakıyor.

Derin Geçmişin Gölgesi: Müsavat Dervişoğlu, Ümit Özdağ ve Meral Akşener gibi isimlerin geçmişine baktığınızda; karşınıza sadece “siyasetçi” değil, 90’lı yılların o meşhur “Derin Devlet-Mafya-Siyaset” üçgeninin izleri çıkıyor. Bu kadrolar, devletin “gladyocu” denilen eski bürokratik mekanizmalarıyla olan bağlarını hiç koparmadılar.

Milliyetçi Oylar Nasıl Konsolide Ediliyor?

Sistem şöyle işliyor: Milliyetçi tabanda bir rahatsızlık mı oluştu? Hemen “muhalif” görünümlü bir figür sahneye sürülüyor. Birisi sığınmacı karşıtlığıyla gaz alıyor, diğeri “merkez sağ” vaadiyle heyecan yaratıyor. Ancak finalde hepsi, Atatürkçü ve Türk milliyetçisi vatandaşın gerçek bir değişim yaratma gücünü bölerek etkisiz hale getiriyor.

Gerçek şu ki: Bu isimlerin görevi Türk milliyetçiliğini iktidar yapmak değil; bu büyük enerjiyi kontrollü bir alanda tutmak, itibarını sarsmak ve asla “bağımsız” bir iradeye dönüşmesine izin vermemektir.

Sesimizi Kim Kısıyor?

Siz “vatan” diyerek çırpınırken, bu eski tüfek figürler ana akım medyada parlatılıyor. Gerçekten bağımsız ve tertemiz bir vatanseverlik davası gütmek isteyenlerin ise sesi, “itibarsızlaştırma” kampanyalarıyla kısılıyor. Görmezden geliniyorlar çünkü onlar “o masanın” parçası değiller.

Sonuç olarak; MHP kökenli bu aktörlerin “ayrışması”, aslında bir bölünme değil, bir yayılma stratejisidir. Türk milliyetçileri bu labirentten çıkmadıkça, aynı isimlerin farklı partilerdeki “nöbet değişimini” izlemeye mahkûm kalacaktır.

AYNI REÇETE, FARKLI AMBALAJ: Milliyetçi Seçmen “Laboratuvar” mı?
Yorum Yap

Yorumlar kapalı.

Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.

Giriş Yap

Halk Meclisi Haber ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Bizi Takip Edin