Kadim Dost Meselesi ve Hafızamızın İmtihanı
2026’nın ilk aylarında beni en çok şaşırtan şeylerden biri, Sedat Peker’in benim yakından tanıdığım birine “kadim dost” ifadesini kullanması oldu.
Neden şaşırdığımı merak ediyorsanız küçük bir giriş yapmak gerekir.
Sayın Sedat Peker bir dönem YouTube’da yayınladığı videolarla Türkiye’de adeta yer yerinden oynamış, çok ciddi açıklamalar yapmıştı. O videolardan birinde benim özellikle aklımda kalan ve samimi olduğuna inandığım birkaç cümle vardı.
Özetle şöyle diyordu:
“Siz bana cennetin anahtarını verseniz vallahi girmem.”
Ardından Ergenekon ve Balyoz süreçlerinde yaşanan zulümlerden bahsetmişti.
Ben de o dönem bu kumpaslardan nasibini alanlardan biriyim. 2007–2008 yıllarında Fetöcülerin kurduğu tuzaklarla yargılanan insanlardan biri olarak bu sözlerin benim için ayrı bir anlamı vardır.
Bu yüzden Sedat Peker’in benim gözümde ayrı bir yeri oluşmuştu.
Kendisini 90’lı yıllardan beri bilirim. Fetöcü olma ihtimalini açıkçası hiç düşünmem. Ama şu gerçeği de biliyoruz: Bu yapı son derece sinsi bir yapılanmadır. İnsanların yıllarca fark edemediği ilişkiler kurmuş, devletin ve toplumun birçok alanına nüfuz etmiştir.
Belki Sayın Peker bu geçmişi bilmiyordur.
Belki de onun kriterlerine göre 15 Temmuz sonrasında bazı insanlar aklanmış kabul edilmiştir.
Bunu bilemem.
Ama Allah bu millete bir daha Fetö gibi yapılara fırsat vermesin.
Çünkü benim çok eskiden beri bildiğim bir gerçek var.
Sedat Peker’in “kadim dost” dediği kişi;
çocuklarını Fetö okullarına göndermiş,
Fetö’nün mütevelli dediği heyette bulunmuş,
Kocaeli yapılanmasında önemli bir yer tutmuş,
biz 2008’de yargılanırken onlara himmet vermiş,
ve 2014’e kadar kesin olarak bildiğim şekilde Zaman gazetesi müdavimi olmuş bir isimdir.
Şimdi böyle biri için “kadim dost” ifadesinin kullanılması açıkçası beni şok etti.
Çünkü iş yapabilirsiniz…
Düğününe cenazesine gidebilirsiniz…
Selam verip hatır sorabilirsiniz…
Ama “kadim dost” ifadesi başka bir şeydir.
Bu ifade uzun yıllara dayanan güveni, geçmişi ve dostluğu anlatır.
Bu yüzden insanın aklına iki ihtimal geliyor:
Ya ben Sedat Peker konusunda gerçekten çok yanıldım…
Ya da bazı insanlar geçmişlerini son derece başarılı bir şekilde gizlemeyi başardı.
Gerçi 15 Temmuz sonrasında Fetö konusunda siyasette de çok farklı tavırlar gördük. Hatta bazı çevrelerin bu yapılara ciddi şekilde kol kanat gerdiğine dair tartışmalar yaşandı.
Ama bu ayrı bir yazının konusu.
Geriye kalan soru şu:
Biz mi dünyayı yanlış okuduk?
Yoksa bu çağın gerçekleri mi değişti?
Çünkü görünen o ki bugün birçok yerde ölçü; dava, sadakat ya da geçmiş değil…
Maddi imkânlar, para, pul ve akçeli işler.
Belki de asıl mesele budur.
Ve belki de bu yüzden bazı dostluklar bir anda “kadim” oluverir.




Yorumlar kapalı.