Bu topraklara göz dikenler dün vardı, bugün var, yarın da olacaktır. Fakat değişmeyen bir gerçek vardır: Bu millet ne teslim alınmıştır ne de alınacaktır. Çünkü biz; birbirine sımsıkı bağlı, büyük bir aileyiz. Atatürk’ün bize emanet ettiği Cumhuriyetimizin kıymetini bilen, onun ilkelerine sahip çıkan bir milletiz.
Bugün ülkemizin karşı karşıya olduğu meseleleri, günlük siyasi tartışmaların ötesinde, akıl ve vicdan süzgecinden geçirerek konuşmak zorundayız. Türkiye’nin güvenliğini tehdit eden terör yapılanmalarıyla hukukun üstünlüğü çerçevesinde mücadele etmek, hepimizin ortak görevidir. Bu mücadele, milletimizin huzurunu ve geleceğini korumanın şartıdır.
Bu noktada Türk Silahlı Kuvvetlerimizin disiplin anlayışının altını çizmek zorundayım. Dünyanın saygı duyduğu bir gelenekten gelen TSK; görevini insanlık onuruna bağlı kalarak yerine getiren, vatan sevgisiyle yoğrulmuş bir kurumdur. Onlar yalnızca sınırlarımızı değil; bu milletin umutlarını, birliğini ve güvenini korumaktadır. Biz de onların moral gücüyüz.
Öte yandan ekonomik zorlukları yok sayamayız. Hayat pahalılığı, işsizlik, gençlerin gelecek kaygısı… Bunlar görmezden gelinemez. Emeğin değer gördüğü, üretimin ön plana çıktığı, çiftçinin, işçinin, esnafın yüzünün güldüğü bir Türkiye’ye ihtiyacımız var. Liyakat esas alınmadan, adalet tesis edilmeden kalkınma mümkün değildir.
Toplumumuzun huzurunu güçlendirecek en önemli unsurlardan biri de hak ve özgürlüklerin güvence altında olmasıdır. Kimse düşüncesi, inancı veya kimliği nedeniyle ötekileştirilmemelidir. Kadınların güven içerisinde yaşadığı, gençlerin hayallerine tutunabildiği, çocukların bilimsel ve laik bir eğitimle yetiştiği bir düzen; bizi daha güçlü kılar.
Unutmamalıyız ki adalet, devletin temeli; eğitim ise geleceğin garantisidir. Herkes için adalet, herkes için fırsat… İşte Cumhuriyetin hedeflediği budur. Bu hedefi diri tutmak, sadece yönetenlerin değil, hepimizin sorumluluğudur.
Benim arzum açık ve nettir: Kavgasız, terörden uzak, birlik içinde, geleceğine güvenle bakan bir Türkiye… Kendi potansiyelini bilen, bilime ve üretime yatırım yapan; bağımsızlığını her alanda koruyan bir Türkiye… Bu hayal uzak değil, yeter ki birbirimize güvenelim, Cumhuriyetimize sahip çıkalım.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk, “Umutsuz durum yoktur, umutsuz insanlar vardır” derken aslında bize çok büyük bir miras bırakıyordu: Umudu kaybetmemek. Çünkü kaybedersek, önce kendimize sonra ülkemize yeniliriz.
Ben umudumu kaybetmiyorum.
Siz de kaybetmeyin.
Bu vatan hepimizin.
Bu Cumhuriyet hepimizin.
Bu gelecek hepimizin.
Ne mutlu Türk’üm diyene!












Yorumlar kapalı.