Ömer Çam
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Unutmamak Yaşatır! Depremle Yaşamayı Öğrenmek…

Unutmamak Yaşatır! Depremle Yaşamayı Öğrenmek…

featured
service
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Biz Malatya’da artık sabaha sadece güneşle uyanmıyoruz; hafızayla uyanıyoruz. 6 Şubat’tan sonra insanın saati değişiyor. Önceden alarm çalardı, şimdi en küçük titreşim bile insanı yataktan sıçratıyor. Çünkü deprem bize şunu öğretti: Asıl tehlike sarsıntı değil, unutmak. Zaman geçtikçe enkaz kalkıyor, yollar açılıyor, binalar yenileniyor ama hafıza zayıflarsa, felaket yeniden inşa ediliyor.

Ben burada yaşarken şunu çok net görüyorum: Deprem bir gün değil, bir gerçek. Ve gerçeklerle yüzleşmezsen, onlar bir gün seni yakalar. Tedbir dediğimiz şey sadece çanta hazırlamak değil; zihniyet hazırlamak. “Bana bir şey olmaz” cümlesini hayatımızdan çıkarmadıkça, hiçbir bina gerçekten sağlam olmuyor. Çünkü ihmalle yapılan her yapı, içinde yaşayanların kaderini de eksik atılmış bir imzaya bağlıyor.

Depremi konuşmayı genelde acı tazeyken seviyoruz. Sonra gündem değişiyor, insanlar normale dönmek istiyor. Oysa bizim normalimiz değişti. Malatya’da bir binaya girerken artık sadece kapısına değil, kolonuna bakıyorum. Kat sayısına, zemine, yan binaya mesafesine dikkat ediyorum. Çünkü kader, mühendislikten bağımsız değil. Sağlam zemin, doğru proje, gerçek denetim; bunlar lüks değil, yaşama hakkı.

Tedbir biraz da cesaret istiyor. Evin riskliyse taşınmayı göze almak, yöneticiyse binayı test ettirmek, vatandaştan önce insan olmayı seçmek gerekiyor. Belediyelerden, müteahhitlerden, yöneticilerden talepkâr olmak “sorun çıkarmak” değil, hayat kurtarmaktır. Çünkü suskunluk bazen beton kadar ağırdır.

Ama iş sadece binalarla bitmiyor. İnsan da hazırlanmalı. Evde eşyaların sabitlenmesi, deprem çantasının gerçekten hazır olması, aile içinde toplanma planının bilinmesi, çocuklara korkutmadan ama ciddiyetle anlatılması… Bunlar küçük gibi görünür ama saniyeler içinde hayat kurtarır. Biz çoğu zaman kaderi konuşuruz, tedbiri erteleriz. Oysa kader, tedbir alındıktan sonra konuşulur.

Malatya’da konteynerde yaşayan bir çocuğun gözünde şunu gördüm: Güven. Çocuklar artık “evimiz var mı” diye değil, “güvende miyiz” diye soruyor. Aslında mesele tam da bu. Beton değil, güven inşa etmeliyiz. Şehirlerimizi sadece yükseltmemeli, akıllı ve vicdanlı şekilde kurmalıyız.

Deprem gerçeğini unutmamak, korkuyla yaşamak değildir. Bilinçle yaşamaktır. Her yeni binada, her yeni imzada, her yeni kararda “bir can daha emanet” diyebilmektir. Biz burada, bu topraklarda yaşamayı seçiyorsak, toprağın ne zaman konuşacağını da bilmek zorundayız.

Ben artık şuna inanıyorum: Deprem öldürmez, ihmal öldürür. Ve ihmal, unutunca başlar. O yüzden bu şehirde, bu ülkede, her 6 Şubat’ta değil; her sabah biraz hatırlamalıyız. Çünkü hatırlamak, sadece geçmişi anmak değil, geleceği kurtarmaktır.

Biz Malatya’da acıyı gördük. Şimdi sırada aklı büyütmek var. Beton kadar sert değil, vicdan kadar sağlam şehirler kurmak var. Çünkü depremle savaşılmaz… depremle yaşamayı öğrenilir.

Unutmamak Yaşatır! Depremle Yaşamayı Öğrenmek…
Yorum Yap

Yorumlar kapalı.

Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.

Giriş Yap

Halk Meclisi Haber ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Bizi Takip Edin