Tarihin akışına baktığımızda, Türk milletinin varlığını sürdürmesinin en büyük dayanaklarından biri, birlik ve beraberlik ruhunu asla kaybetmemiş olmasıdır. Nice fırtınalara, nice saldırılara maruz kalan bu topraklarda bizi ayakta tutan en yüce değer; tek vatan, tek bayrak, tek millet ve tek devlet ülküsüne olan sadakatimizdir. İşte bu sadakatin siyasal ve toplumsal karşılığı, üniter yapımızdır. Üniter yapı sadece devletin idari şekli değil, aynı zamanda milletimizin ruhunu ve varlık sebebini ifade eder. Çünkü bu yapı sayesinde Türk milleti asırlar boyunca dağılmamış, bölünmemiş, parçalanmamış; aksine güçlenmiş, kökleşmiş ve dünyaya meydan okuyacak kudreti göstermiştir.
Türklerin kurduğu büyük devletlere baktığımızda, dağılmalarının temelinde çoğu zaman birliğin zedelenmesi yatar. Osmanlı’nın son döneminde farklı etnik ve dini grupların ayrılıkçı taleplerine verilen tavizler, imparatorluğun çözülüşünü hızlandırmıştır. Yüce Türk milleti, bu acı tecrübeden çıkaracağı dersi çıkarmış ve anlamıştır ki bir devletin bekası, milletin bütünlüğüne sıkı sıkıya bağlıdır. Cumhuriyet, bu dersin ışığında üniter devlet anlayışı üzerine inşa edilmiştir. Üniter yapı Türk milletinin kaderini birbirine bağlayan ortak paydadır. Anadolu’nun doğusundan batısına, kuzeyinden güneyine herkes aynı bayrak altında yaşar, aynı vatana sadakat duyar, aynı devletin vatandaşı olmanın onurunu taşır. Bu birlik, hiçbir gücün yıkamayacağı bir çelik zırh gibidir. Eğer bir milletin parçaları farklı yönlere çekilirse, dış güçler için o millet kolay bir lokma haline gelir. Oysa üniter yapı, milletin tek ses, tek yürek olmasını sağlar. Bu yüzden Türkiye Cumhuriyeti, kendi bekasını korumak adına üniter yapısını tavizsiz şekilde muhafaza etmek zorundadır.
Bugün dünyanın çeşitli bölgelerinde çok parçalı yönetimlerin nasıl iç savaşa sürüklendiğini, milletlerin nasıl bölündüğünü görüyoruz. Irak’ın, Suriye’nin yaşadığı acılar, etnik ve mezhepsel ayrışmaların doğurduğu yıkım gözlerimizin önünde duruyor. Bu coğrafyada ayakta kalabilmenin tek şartı, millet olarak birliğini korumaktır. Türkiye’ye karşı dışarıdan ve içeriden yöneltilen her türlü fitne girişimi, aslında üniter yapımızı hedef alır. Çünkü bilirler ki Türk milleti bölünürse, bu topraklarda huzur kalmaz. Fakat Türk milleti, bu oyunları tarih boyunca bozmuştur; yine bozacaktır.
Unutulmamalıdır ki Türk milletini ayakta tutan en yüce değerlerden biri, aynı kaderi, aynı sevinci, aynı kederi paylaşmaktır. Doğudaki bir şehidimizin acısı, batıdaki bir annenin yüreğinde de hissedilir. Karadeniz’in dalgası ile Akdeniz’in güneşi aynı milletin ortak türküsünü söyler. İşte bu yüzden üniter yapı, sadece bir idari tercih değil, milletin varoluş iradesidir. Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “Türkiye Cumhuriyetini kuran Türkiye halkına Türk milleti denir.” sözü bu gerçeğin en veciz ifadesidir. Bu tanım, etnik ya da bölgesel farklılıkların üzerinde bir birlik ülküsüdür.
Bugün bizlere düşen görev, yüce Türk milletinin bu üniter yapısını korumak, onu zedelemeye yönelik her türlü girişime karşı dimdik durmaktır. Benim kalemimden, benim bakışımla ifade etmek gerekirse; biliriz ki birlik varsa dirlik vardır, dirlik varsa zafer vardır. Türk milleti bir bütündür, bölünmez bir kaledir, yıkılmaz bir çınardır. Ve bu çınar, köklerini Malazgirt’ten, Söğüt’ten, Çanakkale’den, Sakarya’dan, Dumlupınar’dan alır. Gövdesi bugünü taşır, dalları ise yarınlara uzanır. Ne mutlu ki, bu milletin en büyük gücü, üniter yapısıyla var ettiği ebedi beraberliğidir.
Yorumlar kapalı.