Sevda Güneş Kıran
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Bu Toprağın Kadınları: Yedi iklim, yedi Ruh

Bu Toprağın Kadınları: Yedi iklim, yedi Ruh

service
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Bazı kadınlar vardır…

Bir şehre sığmaz, bir ülkeye kök salar.

Toprak gibi…

Sessiz ama vazgeçilmez.

Türk kadını da böyledir;

yedi iklimde, yedi ayrı çiçek gibi görünür…

ama özü hep aynıdır:

direnç, sadakat ve sarsılmaz bir ruh.

Güneydoğu’nun derin suskunluğunda,

Halfeti’nin siyah gülü gibi kadınlar vardır.

Sever… ama içine akıtarak.

Yanarsa da küle dönmeden, kendini saklayarak.

Onların kalbi karanlık değil,

fazla derindir.

Çünkü bazı kadınlar,

acıyla güzelleşir.

Doğu’nun sert coğrafyasında,

Van’ın ters lalesi gibi kadınlar vardır.

Boynu eğik sanılır…

oysa o bir vakarın ifadesidir.

Her bahar yeniden açar,

her kırılışta yeniden güçlenir.

Çünkü bazı kadınlar,

en çok düştüğü yerden büyür.

İç Anadolu’nun bozkırında,

İç Anadolu Bölgesi kadınları vardır.

Onlar bozkır çiçekleri gibidir…

sessiz, sade ama dayanıklı.

Rüzgâr sert eser, hayat zor geçer…

ama onlar yılmaz.

Az konuşur, çok taşırlar.

Sevdi mi kök olur,

yıkılmaz.

Kalabalığın kalbinde,

İstanbul’un begonvilleri gibi kadınlar vardır.

Renkli, zarif, dirençli…

betonun ortasında bile hayat bulan.

Onlar hayata inat yaşar,

yorgunluğunu gülüşüne saklar.

Çünkü bazı kadınlar,

en zor yerde bile çiçek açar.

Ege’nin rüzgârında,

Ege Bölgesi kadınları vardır.

Onlar papatya gibidir…

sade, özgür, içten.

Gülerken deniz gibi açılır yüzleri,

severken sınır tanımazlar.

Hafif görünürler belki…

ama duyguları derindir.

Akdeniz’in güneşinde,

Akdeniz Bölgesi kadınları vardır.

Onlar turunç çiçeği gibidir…

kokusu uzaktan hissedilir.

Sıcak, tutkulu, biraz asi…

ama gerçek.

Sevdiler mi yakar,

ama o ateşte hayat da vardır.

Karadeniz’in hırçın doğasında,

Karadeniz Bölgesi kadınları vardır.

Onlar dağ çiçekleri gibidir…

yağmurla büyür, fırtınayla güçlenir.

Sevdi mi sahiplenir,

korur, kollar.

Dalgalar kadar sert,

toprak kadar bereketlidirler.

Ve Marmara’nın geçişinde,

Marmara Bölgesi kadınları vardır.

İki dünya arasında kalmış gibi…

ama aslında iki gücü birden taşıyan.

Hem gelenek, hem modernlik…

hem zarafet, hem direnç.

Onlar dengeyi bilir.

Hayatın en zor yerinde

ayakta kalmayı da.

Ve aslında…

Türk kadını;

yedi bölgenin yedi ayrı çiçeği değil…

tek bir kökün,

yedi farklı çiçek açmış halidir.

Acıyla kararır,

sevgiyle büyür,

sabırla kök salar.

Çünkü bu topraklarda kadın olmak,

çiçek gibi narin olmak değil…

Bir vatan gibi güçlü olmaktır. 🇹🇷

Bu satırlar, sadece bir yazı değil… Emeğin içinde yoğrulan, alın teriyle var olan, sesi çoğu zaman bastırılmaya çalışılsa da yüreği asla susmayan kadınlara bir selamdır.

Türk Metal Sendikası Kadın Kurultayı’nda bir araya gelen her bir kadının gözlerinde aynı ışığı gördüm: Direnç… Onur… Ve vazgeçmeyen bir irade.

Bu yüzden bu yazıyı; tezgâh başında üretirken hayatı da omuzlayan, evinde anne, işinde emekçi, mücadelede öncü olan kadınlara ithaf ettim.

Çünkü sizler; sadece birer katılımcı değil, bu ülkenin yarınını kuran görünmez mimarlarısınız.

Ve bilin ki… Bu topraklarda kadın olmak, yalnızca yaşamak değil; direnerek, üreterek ve iz bırakarak var olmaktır.

Bu Toprağın Kadınları: Yedi iklim, yedi Ruh
Yorum Yap

Yorumlar kapalı.

Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.

Giriş Yap

Halk Meclisi Haber ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Bizi Takip Edin