Konumuz CHP’li Özgür Özel.. Eczacı iken siyasete (politica) atılıp meclise taşınan bir yurttaşımız kendisi. Eli ayağı düzgün olunca önce partinin grup başkan vekili sonra da genel başkanı oldu. Bizzat kendisinin tutum ve davranışlarına ve tabi söylemlerine bakılırsa eş genel başkan yahut emanetçi genel başkan demek daha doğru olacaktır. İpler, İmamoğlu’nun elinde gibi gözüküyor çünkü. Daha doğrusu İmamoğlu’yu -sözde- “Cumhuriyet Projesi” olarak -denetimsiz- Cumhurbaşkanlığı koltuğuna taşımaya çalışan odakların elinde.. Bu da partiye zarar vermeye başladı. Tarihî kişiliğinden ötürü büyük önder Gâzi Mustafa Kemal Atatürk’ü ayrı tutarsak, kurulduğu günden bu yana -ne Mustafa İsmet İnönü ne Mustafa Bülent Ecevit ne de Antalyalı Deniz Baykal- hiç bir genel başkan CHP’nin önüne geçmemişken Ekrem İmamoğlu ile bu kural bozulmuş oldu. Bu bozulma ile birlikte Türkiye’de gerçek anlamda kurumsallaşmasını tamamlamış belki de tek siyasî oluşum olan CHP bir cenderenin içine sokuldu.
Özgür Özel uzun süredir Türk yerine Türkiyeli söylemini dillendiriyor. “Ben her şeyden önce bir Türk milliyetçisiyim. Böyle doğdum böyle öleceğim.” diyen Gâzi Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu partide, “Atatürk’ün partisi” telkini (propaganda) ile halktan oy toplayan bir genel başkanın göğsünü gere gere “Ne mutlu Türk’üm diyene!” dememesi, diyememesi gerçekten de gülünç (trajikomik) kaçmaktadır. Bir CHP Genel Başkanı herkese, her kesime mavi boncuk dağıtmak yerine ilkeli siyaset yapmalı; gücünü milletten alan anayasal vatandaşlık temelindeki ulus devlete, devletin değerlerine, demokrasinin erdemlerine (fazilet), toplumun umutlu yarınlarına sahip çıkmalıdır. Haklı veya haksız gerekçelerle HTŞ’lilere, el-Nusracılara terör örgütü ve dahi Şara’ya terörist derken, PKK ve PKK’nın türevlerinden olan YPG’liler dolayısıyla -sözde- “mazlum” Abdi gibiler söz konusu olduğunda çekimser bir tutum sergilememelidir. Yerli yersiz Kürt, Kürt deyip durması da cabası.. Özgür Özel ile ilgili olarak geçmişte Gülen yapılanmasına yakın olduğu hatta Gülen’in, “Eczacıyı parlatın” dediği ile ilgili bir söylenti de çıktığını ama bu söylentinin deşelenip irdelenmediğini, üzerinde fazla durulmadığını da anımsayalım. Öte yandan Özgür Özel’in, Fetullah Gülen hakkında hayli ağır konuşmaları da söz konusudur. Gülen yapılanmasına yakınlık konusunda AKP’lilerin eline kimsenin su dökemeyeceği de bir gerçek..
1930’lardan kalma bir seçim afişi..
Dem Partililerle yaptığı son görüşmede ağzından inciler döküldü sayın genel başkanın. Örneğin CHP’li belediyelerin Suriye’deki Kürtlere yardım götüreceğini söyledi. Ki Özel’in bu sözlerinin elle tutulur bir yanı yok. Kürtlere yalakalıktan tutun da etnik ayrımcılığa kadar çekilebilecek acemîce ve talihsiz bir söylem çünkü. Suriye’deki Türkmenler, Çerkezler, Araplar, Dürzîler, Süryaniler, Yezidîler ve adını sayamadığımız daha başka topluluklar can yerine patlıcan mı taşıyor? Kaldı ki Suriye’nin güney-güneydoğu kesiminde Arap, kuzey-kuzeybatı kesiminde Türk/Türkmen nüfus yoğunluğu söz konusudur. Yine basın-yayın kuruluşlarının haberlerine bakılırsa Sayın Özel’in “Kürtler kışı geçirir ama yediği ayazı unutmaz.” dediği de yazılıp çiziliyor. Öncelikle sözün doğrusunun “Kurt kışı geçirir ama yediği ayazı unutmaz” olduğunu belirtelim. Ve tabi Türk atasözü olduğunu da.. Daha önce Türk vatandaşlığı kavramını/ilkesini bozup Türkiyeli yapanlara özenen Sayın Özel şimdi de biraz edebiyat paralamak için Türk atasözlerine el atmış anlaşılan. Ee tabi “adam eczacı, dil ve edebiyat bilgisi bir yere kadar” da diyebilirsiniz. Ama kazın ayağı öyle değil. Atatürk’ün -Türkiye Cumhuriyeti ile birlikte- en büyük iki eserinden biri olarak nitelendirdiği CHP’nin genel başkanlık koltuğunda oturacaksanız, o koltuğu dolduracaksınız. Ha derseniz ki dolduramıyorum, o zaman paşa paşa kalkıp emaneti ehil ellere teslim edeceksiniz. Uzaktan kumanda ile yürüyen, yürütülen bir genel başkanlık ne CHP’ye iyilik (hayr) ve uğur getirir ne de ülkeye. Kaldı ki bu durum Sayın Özgür Özel’in ruh sağlığına da zarar..
Atatürk’ün sözlerini değiştirmek, Atatürk’ün kurduğu partiyi dönüştürmek ne menem bir akıl tutulmasıdır. “Türk’üm” dememeliymişiz de Türkiyeliyim, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıyım gibi aitlik tanımları kullanmalıymışız falan filan. Anadolu’da hayli yaygın olan “Dandini dandini dastana/Danalar girmiş bostana” ninnisiyle büyüdüğünden midir bilinmez, hayli gürbüz olan CHP’li bir yönetici de Atatürk’ün özdeyişini eğip bükerek, ileri geri sündürerek -aklınca- ne şiş yansın ne kebap demeye getirdi. Ne dedi: “Ne mutlu Türk milletinin eşit yurttaşıyım diyen herkese.” dedi. Peki, ülkede kimler eşit yurttaş değilmiş? Kürtler!.. İyi de bu Kürtler bakan, vali mi olamıyorlarmış? Sanatçı, sanayici mi olamıyorlarmış? “Bir ülkeden bir iç ülkeye” diyerek otlu peynir kokusuna güzellemeler düzen, gerçekte ise aklı sıra özerklik vurgusu yapan bir vatandaşın dayısı o dönemin GATA’sında komutan değil miydi? Bakanların, vekillerin yarısı hatta eski MİT Başkanı bile Kürt değil mi? Atatürk yerine Lenin, Altı Ok yerine Sosyalist Enternasyonal hayalleri (halüsinasyon) görenlerin ağızlarının payını geçmişte CHP İstanbul milletvekilliği de yapmış olan Türk halk müziğinin güçlü sesi Sabahat Akkiray (namıdiğer Sabahat Akkiraz) Hanımefendi verdi. Ne dedi usta sanatçımız: Atatürk’ün sözünü güncellemek kimsenin haddine değildir! Hele ki onun kurduğu partide..”
Gelelim AKP’nin “Âkil Adamlar” girişiminin karşılığı olan CHP’nin “Demokrasi ve Toplumsal Barış Konferansı” girişimine. CHP bu konferansa kimleri davet etti: CHP Milletvekili ve Tahir Elçi Vakfı Başkanı Türkan Elçi, Hrant Dink Vakfı Başkanı Rakel Dink, Ahmet Kaya’nın eşi Gülten Kaya, Yılmaz Güney’in eşi Fatoş Güney, Sırrı Süreyya Önder’in kızı Ceren Önder Kandemir, SHP-HEP milletvekillerinden Orhan Doğan’ın kızı DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan gibi kişileri… Bu kişilerin Doğu ve Güneydoğu Anadolu’daki yoksul yurttaşlarımız nezdinde bir karşılığı var mı, varsa ne kadar var? Bunların birçoğu İstanbul’un zengin semtlerinde yaşamlarını sürdüren ve Güneydoğu’nun köylerini, mezralarını anca film galalarında gören tuzu kuru kişiler değil mi? Milletin cebinden yiyip-içip, gezen Âkillerden sonra Göbeklitepe’de toplu resim çekinmeyle son bulacak yeni bir turistik gezi furyası daha yaşanıp yaşanmayacağını ise bekleyip göreceğiz. Katılımcılar arasında yerini alanlardan biri de MHP’li Feti Yıldız’dı bu arada. Tabi Devlet Bahçeli’yi temsilen!.. Kamber’siz düğün olur mu?.. Sokak yaşantısına pop(ular) culture diyenler, kavurga yerine popcorn çiğneyenler Türkçemizin bu güzel deyimini “Gargamel’siz, Şirinler olur mu?”şeklinde güncellemeseler bari!..
Atatürk’le çağdaş olan yabancı siyasîlerin neredeyse tamamı silinip gitti. Çünkü kimisi çağdaş demokrasiyi içselleştiremeyen birer diktatördü kimisi çağdışı takıntılardan kurtulamamış dolayısıyla ulusunu da kurtaramamış bahtsızlardı. Atatürk ise millet sevgisini, milliyetçiliği esas alan; kendisini değil bilimi kaynak (referans) gösteren bir dâhiydi. Çağın gereği, çağın gerçeği olan ve dahi anayasal yurttaşlık temeline dayanan ulus devlet modelini benimsemişti. Bu sayede Türkiye’yi on yıl gibi kısa bir sürede dünyanın parlayan yıldızı yapmıştı. Milletine umut olan, milletinin mutluluğu ile mutlu olan bir önderdi. Halkının içinde, halktan biri olarak yaşadı. Tüm varlığını Türk varlığına armağan etti. Başta CHP Genel Başkanı Özgür Özel olmak üzere partinin merkez ve taşra yönetiminde bulunanlara soralım: Dünya demokrasilerinin vazgeçilmezi olan modern ulus devlet modelini bırakıp; ülkenin bir bölümünü ayan artığı ağa (feodal) despotizmine, Ortaçağ karanlığını mumla aratan şıh (şeyh) zırvalıklarına, kandan-kaçakçılıktan beslenen narkoterör baronlarına mı peşkeş çekeceksiniz? Afganistan’dan da mı ders almıyorsunuz? Atatürk’ten sonra mirasını devlete bağışlayan ikinci devlet adamı olan Sayın Bülent Ecevit bir tarihte -SHP’yi kastederek- şöyle demişti: “CHP, Kuvayı Milliye’den doğmuş bir partidir. Sırf Güneydoğu’da biraz daha fazla oy alabilmek uğruna Türkiye’yi bölmek istediklerini açıkça dile getiren kimseleri sırtında Meclis’e taşımış olan bir parti asla CHP’nin mirasçılığı iddiasında bulunamaz.” Karaoğlan Ecevit’in bu kanısına, yargısına dayanarak sorumuzu soralım: CHP Genel Başkanı ne kadar özgür, ne kadar özel?!.
Aziz Dolu Atabey
Serik-28.01.2026
D.T. 01.02.2026

CHP’de bir tür eş genel başkanlık yürüten Özel-İmamoğlu ikilisi..










Yorumlar kapalı.