“Devletin temeli adalettir.”
Bu söz yalnızca bir atasözü değildir. Bu söz, devletlerin ayakta kalmasının, milletlerin huzur içinde yaşamasının, toplumun birbirine güven duymasının temel ilkesidir. Adalet çökerse, devlet çöker. Adalet sarsılırsa, toplum dağılır.
Bir devletin ordusu güçlü olabilir, ekonomisi büyük olabilir, teknolojisi gelişmiş olabilir… Fakat adalet yoksa, bunların hiçbiri o devleti ayakta tutmaya yetmez. Çünkü adalet, devletin temeli değil, aynı zamanda vicdanıdır. Vicdanı olmayan bir devlet, korku üretir; korku üreten devlet ise uzun süre yaşayamaz.
Bugün en kritik meselelerden biri, yargıya duyulan güvenin zedelenmesidir. Hakim, savcı, avukat ve tüm yargı mensupları bu devletin omurgasını oluşturmaktadır. Omurga eğilirse, beden ayakta duramaz. Yargı taraflı olursa toplum bölünür. Yargı ideolojik olursa adalet ölür. Yargı dini, siyasi ya da kişisel saiklerle hareket ederse hukuk devleti yerini güç devletine bırakır.
Tarih bunun örnekleriyle doludur. Devletler dış düşmanlarla değil, içerde adaletin çökmesiyle yıkılmıştır. Osmanlı’nın son dönemine bakın… Adalet zayıflamış, liyakat terk edilmiş, makamlar ehline değil sadakate verilmişti. Sonuç ortada… Koca imparatorluk, temeli sarsıldığı için çöktü.
Bugün aynı hatalara düşme lüksümüz yok. Türkiye’nin bulunduğu coğrafya ateş çemberidir. Etrafımızda devletler parçalanıyor, toplumlar dağılıyor, sınırlar yeniden çiziliyor. Böyle bir ortamda Türkiye’nin en büyük gücü ordusu kadar, hatta ordusundan önce adaletidir. Çünkü içeride güçlü olmayan bir devlet dışarıda güçlü duramaz.
Bu nedenle hakimler, savcılar ve tüm yargı mensupları diğer mesleklerden çok daha büyük bir sorumluluk taşımaktadır. Bir doktor bir insanın hayatını kurtarır, bir öğretmen bir nesli yetiştirir, bir mühendis bir bina yapar… Ama bir hakim, bir savcı bir ülkenin kaderini etkiler. Verdikleri kararlar sadece dosyaları değil, toplumun vicdanını da şekillendirir.
Bu yüzden yargı mensupları yüz kat daha titiz olmak zorundadır. Tarafsız olmak zorundadır. Liyakatli olmak zorundadır. Hukuka bağlı olmak zorundadır. Çünkü bir yanlış karar yalnızca bir kişiyi değil, adalet duygusunu yaralar. Adalet duygusu yaralanırsa toplum devlete olan güvenini kaybeder. Güven kaybolursa devletin temeli sarsılır.
Buradan tüm hakimlere, savcılara ve yargı çalışanlarına sesleniyorum:
Bu devlet hepimizin. Bu bayrak hepimizin. Bu ülke hepimizin.
Bugüne kadar yeterince hassasiyet gösterilmediyse, bugün yeni bir başlangıç olsun. Adaletin terazisi daha hassas tutsun. Hukuk daha güçlü konuşsun. Vicdan kararların merkezinde yer alsın.
Unutmayalım…
Devlet yıkılırsa kimse ayakta kalmaz.
Devlet çökerse herkes enkazın altında kalır.
O yüzden adalet yalnızca bir kurumun değil, devletin varlık meselesidir.
Adalet güçlü olursa devlet güçlü olur.
Adalet ayakta olursa Türkiye ayakta olur.




Yorumlar kapalı.