Kınayanlar ve Kınananlar. 12 sözde İslam ülkesi toplandı… ve İran’ı kınadı. Evet, yanlış duymadınız.
İsrail’i değil…
ABD’yi değil…
Çocukları öldüreni değil…
İftar sofralarını kana bulayanı değil…
İran’ı kınadılar. Demek ki bu çağın meselesi artık kimin haklı olduğu değil. Kimin güçlü olduğu. Çünkü zalime karşı duracak irade kalmayınca, zulüm sıradanlaşır… sonra meşrulaşır… sonra da alkışlanır.
Tarih bunun örnekleriyle doludur. Bir zamanlar insanlar öyle bir korku düzeninde yaşıyordu ki, zulüm neredeyse kutsanacak noktaya gelmişti. O yüzden boşuna söylenmemiştir: “Ebu Müslim gelmeseydi cihana eşekler de tapardı Mervan’a!”
Bugün de manzara farklı değil. İsrail bombalar… ses yok.
ABD destekler… ses yok.
Masumlar ölür… ses yok.
Ama biri çıkıp “dur” dediğinde, hep bir ağızdan kınama yarışına giriliyor.
Bu bir dış politika meselesi değildir.
Bu bir karakter meselesidir.
Bugün o masaya oturanlar şunu ilan etmiştir: Biz hakikatin değil, gücün yanındayız.
İslam ülkesi diyorsunuz…
İslam, zalime karşı susmayı mı emreder?
İslam, mazlumu yalnız bırakmayı mı öğretir?
Bu coğrafyada toprak utanıyor, taş utanıyor, su utanıyor…
Ama koltuk sahipleri utanmıyor.
Çünkü onların derdi ümmet değil.
Onların derdi adalet değil.
Onların derdi sadece kendi iktidarlarının devamı.
Ama unutulan bir şey var: Zulüm, ona ses çıkmayanlarla büyür.
Ve tarih, her zaman kimin nerede durduğunu yazar.
Bugün susanlar, yarın o suskunluğun altında kalır.




Yorumlar kapalı.