Sene 2005… O dönem MHP milletvekili olan Atilla Kaya’yı mecliste ziyaret ettim. Yanımda belgeler, raporlar vardı. Konu, o günlerde de fısıltıyla konuşulan ama kimsenin açıkça telaffuz etmeye cesaret edemediği meseleydi: Fetullahçı yapının devletin kılcal damarlarına kadar sızması.
Kendisine dedim ki:
“Bakın, bu örgüt dershane, yurt, burs adı altında gençliği avuçlarının içine alıyor. Eğer Ülkü Ocakları’nı alternatif üretim merkezleri haline getirir, öğrencilere destek olursak bu yapıyı engelleyebiliriz. Bize destek olun, önünü birlikte keselim.”
Cevap mı?
“Devletin askeri var, polisi var. Gerekeni yaparlar.” dedi. Eliyle başının tepesinden alnına doğru sürterek, küçümser bir tavırla… Son olarak dedim ki; “Bize yardımcı olmazsanız, yarın burada, meclisin dibinde bomba patlatırlar.”
Raporları vermeden çıktım. Kapıdan çıkarken de dönüp şunu söyledim: “O asker ve polis dediğin de yarın F tipi olacak, merak etme!”
Aradan yıllar geçti.
Haklı mı çıktım, haksız mı?
Bu millet yaşadı gördü!
FETÖ, devletin her kurumuna sızdı, orduda, emniyette, yargıda örgütlendi, ülkeyi 15 Temmuz gecesinde uçurumun eşiğine getirdi. Biz o günlerde haykırırken kulağını tıkayanlar, bugün ekranlarda süslü püslü cümlelerle ahkâm kesiyor.
O günden sonra bir daha hiçbir MHP’liyi ciddiye almadım. Çünkü gördüm ki, memleketin en hayati meseleleri söz konusu olduğunda koltuk, çıkar ve günü kurtarma hesapları ağır basıyor. Meydanlarda, ekranlarda atarlı giderli sözler söylemek kolay. Önemli olan, devletin bekası için zamanında risk almak, elini taşın altına koymaktı.
Bugün hâlâ aynı sahneyi izliyoruz. Televizyonlarda, kürsülerde mangalda kül bırakmayanlar, iş icraata gelince ya sessiz ya da yoklar. Milletin gözünü boyamaya alışmış bir siyaset düzeni var karşımızda. Benim bu hikâyeyi yazmamdaki maksat şu: Kimse sahte kahramanlıklara aldanmasın. Koltuk sevdasıyla gerçekleri görmezden gelenlerin bedelini millet ödüyor. Dün Fetullah’çı terör örgütüne göz yumanların, bugün de başka yapılar karşısında aynı gaflete düşmeyeceklerinin garantisi yoktur.
Millet, artık süslü cümlelere değil, samimi iradeye bakmalıdır. Çünkü tarihin acı bir öğretisi var: Görmezden geldiğiniz her tehlike, yarın sizin kapınızı daha sert çalar.
Yorumlar kapalı.