Memleketlerin kaderi bazen bir haritayla değil, bir insanın yüreğiyle çizilir. Türk milletinin ufkunu genişleten, göğe bakışını değiştiren isimlerden biri de hiç kuşkusuz Sabiha Gökçen’dir. O, sadece bir pilot değil; bir milletin cesaretinin, bir kadının iradesinin ve Cumhuriyet’in dünyaya açılan yüzünün adıdır.
Sabiha Gökçen’in hikâyesi, Türk kadınının kaderine yazılmış suskunluğu yırtan bir yürüyüştür. Atatürk’ün “Gelecek göklerdedir” sözünü hayata geçiren iradenin vücut bulmuş hâlidir. Henüz Cumhuriyet gençken, toplumun kadınlara biçtiği sınırlar dar, kalıplar keskindir. Ama Sabiha Gökçen, o sınırları pist gibi dümdüz eder, cesaretiyle havalanır. O günlerde bir kadının uçağa binmesi bile sıra dışıyken, onun savaş pilotu olması dünyaya verilmiş çok güçlü bir mesajdır: Türk kadını beklemez, yürür; korkmaz, yükselir.
Türk milletinin karakterinde bağımsızlık vardır. Bu bağımsızlık sadece toprağı savunmak değildir, ufku savunmaktır. Sabiha Gökçen, gökyüzünde Türk bayrağını dalgalandırırken aslında bir milletin özgüvenini de taşır. O, yalnızca bir asker değil; Cumhuriyet’in kadına verdiği değerin canlı bir sembolüdür. Onun her uçuşu, “Türk kadını yapamaz” diyen önyargılara atılmış bir imzadır.
Dünya kadınları açısından Sabiha Gökçen’in önemi ise sessiz ama derindir. O, Batı’dan doğan bir rol model değildir; Anadolu’dan yükselen bir örnektir. Yani dünyaya şunu gösterir: Güç, coğrafya seçmez. Cesaret, kültürle sınırlı değildir. Bir Türk kadını, dünyanın ilk kadın savaş pilotlarından biri olarak tarihe geçtiğinde, yalnız kendi milletine değil, bütün kadınlara kapı aralar. Kadınlar için gökyüzü artık bir hayal değil, bir hedeftir.
Sabiha Gökçen’in asıl mirası uçağından çok duruşudur. Disiplin, tevazu ve vatan sevgisi. Görev bilinciyle havalanır, gösterişten uzak yaşar. Onun kişiliğinde Cumhuriyet’in ahlakı vardır: çalışmak, üretmek, başarmak ve başardığını milletine adamak. Bugün adını taşıyan havalimanı yalnız bir ulaşım noktası değil, bir hafızadır. Her kalkan uçak, Sabiha Gökçen’in bıraktığı izden geçer.
Türk milleti için Sabiha Gökçen, “biz yaparız” cümlesinin kanıtıdır. O, genç kızlara yalnız meslek değil, karakter öğretir. “Cesaret doğuştan gelmez, inançla büyür” der gibi yaşar. Onun hikâyesi, Türk kadınının sadece evin değil, vatanın da taşıyıcısı olduğunu anlatır.
Bugün dünyada kadın hakları konuşulurken, birçok ülke hâlâ eşitliği tartışma aşamasındadır. Oysa Türkiye, Cumhuriyet’in ilk yıllarında Sabiha Gökçen gibi bir figürü gökyüzüne çıkararak tarihe not düşmüştür. Bu, yalnız bir başarı değil; bir vizyondur. Atatürk’ün Türk kadınına verdiği değerin somutlaşmış hâlidir.
Sabiha Gökçen’i anmak, geçmişe bakmak değil; geleceği hatırlamaktır. Çünkü onun bıraktığı miras, cesarettir, çalışmaktır, vatan sevgisidir. Türk milletinin kadınla birlikte yükseldiğinin, kadınıyla güçlü olduğunun ispatıdır.
Ve bugün gökyüzüne baktığımızda bilmeliyiz ki, orada sadece uçaklar değil, bir milletin onuru süzülür. Sabiha Gökçen, Türk kadınının kanatlarıdır. O kanatlar yalnız Türkiye’yi değil, dünyadaki bütün kadınların umudunu taşımaya devam etmektedir.











Yorumlar kapalı.