Ömer Çam
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Yeni Dünya Düzeninde Türk Birliği Arayışı…

Yeni Dünya Düzeninde Türk Birliği Arayışı…

featured
service
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Tarihin geniş aynasına bakıldığında, Türk dünyasının hikâyesi çoğu zaman parçalı coğrafyaların, farklı siyasal sistemlerin ve değişen dengelerin içinde yazıldı. Oysa gönül haritasında birbirine yakın duran şehirler var: Tebriz, Bakü ve Ankara. Bu üç şehir sadece birer yerleşim yeri değil; kültürün, dilin ve ortak hafızanın sembolleri olarak sık sık aynı cümlede anılıyor. Son yıllarda “Türk birliği” fikrinin yeniden tartışılmasının arkasında da biraz bu tarihsel ve kültürel yakınlık yatıyor.

Dünya yeni bir güç dengesine doğru evrilirken bloklaşmaların arttığı görülüyor. Çin ile Rusya arasındaki stratejik yakınlaşma, İran’ın bölgesel pozisyonu, öte yandan Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail eksenli güvenlik mimarileri ya da Avrupa Birliği gibi yapılar, uluslararası sistemde ittifakların belirleyici rolünü bir kez daha ortaya koyuyor. Böyle bir tabloda Türk dünyasının kendi iç iş birliğini artırması gerektiğini savunan görüşler de daha yüksek sesle dile getiriliyor.

Aslında bu fikir yeni değil. 1990’lardan bu yana kültürel ve ekonomik iş birliğini kurumsallaştırma çabaları sürüyor. Bugün Türk Devletleri Teşkilatı çatısı altında Azerbaycan’dan Kazakistan’a, Kırgızistan’dan Özbekistan’a uzanan bir diyalog zemini mevcut. Enerji hatları, ulaştırma koridorları, savunma sanayii iş birlikleri ve ortak alfabe tartışmaları bu zeminin somut başlıkları arasında yer alıyor. Yani mesele yalnızca duygusal bir birlik çağrısından ibaret değil; ekonomik, jeopolitik ve güvenlik boyutları olan çok katmanlı bir tartışma.

Bununla birlikte böyle bir birliğin inşası kolay değil. Türk dünyası farklı siyasi sistemlere, farklı dış politika önceliklerine ve farklı ekonomik bağımlılıklara sahip. Kimi ülkeler Batı ile entegrasyonu önceleyen bir çizgide ilerlerken, kimileri Avrasya merkezli politikalar izliyor. Bu çeşitlilik, bir yandan zenginlik sunarken diğer yandan ortak bir stratejik vizyon oluşturmayı zorlaştırıyor. Üstelik küresel güç dengelerinde atılacak her adım, mevcut ittifak ilişkilerini de doğrudan etkileyebiliyor.

Yine de ortak tarih, dil ve kültürün sağladığı bağ küçümsenemez. Enerji kaynaklarının taşınması, Orta Koridor projeleri, savunma teknolojilerindeki iş birlikleri ve genç nüfus potansiyeli, Türk dünyasını küresel sistemde daha görünür kılabilecek unsurlar arasında. Eğer bu potansiyel, karşıtlık üretmek yerine tamamlayıcılık ve karşılıklı saygı temelinde değerlendirilirse, ortaya daha dengeli ve sürdürülebilir bir model çıkabilir.

Sonuçta mesele, başka bloklara tepki olarak bir yapı kurmaktan ziyade, kendi tarihsel ve kültürel bağlarını çağın ihtiyaçlarına göre kurumsallaştırabilmekte düğümleniyor. Tebriz’in kültürel hafızası, Bakü’nün enerji gücü ve Ankara’nın diplomatik kapasitesi aynı vizyonda buluşabildiğinde, bu yalnızca bir siyasi proje değil; ortak bir gelecek tasavvuru olur. Yeni dünya düzeninde güçlü olmanın yolu, çoğu zaman bağırarak değil, akılcı iş birlikleri kurarak ilerlemekten geçiyor. Türk dünyasının önündeki asıl soru da tam burada duruyor: Duygusal yakınlığı stratejik akla dönüştürmek mümkün mü?

Yeni Dünya Düzeninde Türk Birliği Arayışı…
Yorum Yap

Yorumlar kapalı.

Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.

Giriş Yap

Halk Meclisi Haber ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Bizi Takip Edin