Sevda Güneş Kıran
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Bir Pide Kuyruğunda Kırılan Sadece Kemik Değil

Bir Pide Kuyruğunda Kırılan Sadece Kemik Değil

featured
service
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Ramazan.

Sabır ayı.

Merhamet ayı.

Bir pide kuyruğu…

Bir baba, evladının elini tutmuş.

Adı Ahmet Baca.

Yanında 14 aylık bir kız çocuğu.

Yalova’da iftara dakikalar kala sıcak pide bekliyorlar.

Ve bir cümle düşüyor havaya:

“Ne bakıyorsun?”

Bu ülkede artık kavga sebebi bu kadar ucuz.

Bu kadar sığ.

Bu kadar karanlık.

Sopalar iniyor.

Yumruklar yağıyor.

Bir babanın burnu kırılıyor.

Bir çocuğun kafatası çatlıyor.

Sekiz yaşında bir kız çocuğu…

Ramazan akşamı…

Babasının gölgesine sığınmışken.

Şimdi soralım:

Bu neyin öfkesi?

Bu neyin kini?

Bu neyin cesareti?

Cesaret mi gerçekten?

Yoksa cezasızlıktan beslenen bir hoyratlık mı?

Türk milleti bin yıldır bu topraklarda yaşıyor.

Bu vatan, kanla savunuldu.

Terle yoğruldu.

Biz, Mustafa Kemal Atatürk’ün “Yurtta sulh, cihanda sulh” ilkesini miras alan bir milletiz.

Barışı biliriz.

Merhameti biliriz.

Ama şunu da biliriz:

Devlet otoritesi zayıflarsa, sokak kabadayısına gün doğar.

Bir baba, evladının önünde yere düşüyorsa…

Aslında yere düşen sadece o baba değildir.

Toplumun güven duygusudur.

Bir çocuğun kafatası çatlıyorsa…

Çatlayan sadece kemik değildir.

Bir milletin vicdanıdır.

“Aşiret” diyerek, kimlik diyerek, arkasına bir güç vehmederek eline sopa alan herkes şunu bilmeli:

Bu ülkede üstün olan tek şey hukuktur.

Tek meşru güç devlettir.

Tek kutsal emanet çocuktur.

Çocuğun güvenle yürüdüğü bir memleket inşa etmektir.

Ne ırkçılıktır bu.

Ne hamaset.

Bu, vatanın çocuklarına sahip çıkma refleksidir.

Ş.E. tutuklanmış.

İyi.

Ama mesele bir kişinin cezaevine girmesi değil.

Mesele şu:

Bu ülkede bir baba, kızının elini tutarken tetikte mi olacak?

Bir çocuk, pide kuyruğunda bile korkuyu mu öğrenecek?

Hayır.

Bu millet, Gelibolu’da merminin önüne yürüdü.

Sakarya’da geri adım atmadı.

Çünkü söz konusu olan vatandı.

İstikbaldi.

Çocuklardı.

Bugün de mesele aynıdır.

Bir çocuğun başı söz konusuysa, akan sular durur.

Orada siyaset susar.

Orada ideoloji susar.

Orada sadece vicdan konuşur.

Ahmet Baca’ya ve küçük kızına acil şifalar diliyorum.

O baba o an ne düşündü?

“Keşke acıyı ben çeksem” mi dedi?

Muhtemelen evet.

Çünkü Türk babası böyledir.

Siper olur.

Kırılır ama evladını bırakmaz.

Ve biz şunu söylüyoruz:

Bu topraklarda hiçbir çocuk korkuyla büyümeyecek.

Hiçbir baba, evladının önünde çaresiz bırakılmayacak.

Hukuk işleyecek.

Adalet gecikmeyecek.

Çünkü bir çocuğun kafatası kırılıyorsa, o toplumun onuru da çatlamış demektir.

Biz o onuru ayağa kaldırmak zorundayız.

Ne mutlu Türküm diyene.

Bir Pide Kuyruğunda Kırılan Sadece Kemik Değil
Yorum Yap

Yorumlar kapalı.

Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.

Giriş Yap

Halk Meclisi Haber ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Bizi Takip Edin