Bir ülkenin medeniyet seviyesi, en çok hastanelerinde belli olur. Çünkü insan oraya güçlü olduğu için değil, çaresiz kaldığı için gider. Bugün eşim rahatsızlandı. Ambulansla bir devlet hastanesine götürüldü.
Sireni duyduğunuzda “devlet burada” dersiniz. Kapıdan içeri girince ise asıl sınav başlar.
Devlet, gerçekten orada mıdır?
Burası sıradan bir yer değil.
Türkiye’nin sanayi merkezlerinden biri. Üreten, vergi veren, alın teriyle bu ülkeyi ayakta tutan insanların yaşadığı bir il. Yani devlet hizmetinin en güçlü, en düzenli olması gereken yerlerden biri. Ancak karşılaştığımız manzara, ne Cumhuriyet’e ne de Türkiye’ye yakışıyordu.
Kullanılan bazı aletler eskiydi. Eskilik sağlıkta masum değildir; ihmal hissi doğurur. Hijyen, “idare eder” seviyesine düştüğünde modernlik yalnızca tabelada kalır. Doktorlara özellikle bir parantez açmak gerekir. Onların gözlerinde bir suç değil, sisteme rağmen ayakta durma çabası vardı.
Yoğunluk, eksiklik, yetişememe… Bunlar hekimin değil, düzenin yüküdür. Ancak sağlık hizmeti sadece teşhis değildir. Sağlık, insanla kurulan dildir. Ve ne yazık ki bazı personelin hitap tarzı, hasta ve hasta yakınlarını inciten bir sertlik taşıyordu.
Hasta azarlanmaz.
Yakını susturulmaz.
Vatandaş, bir kamu kurumunda yük gibi hissettirilmez.
Bu millet yük değildir. Bu millet bu devleti ayakta tutan asli unsurdur. Milliyetçilik, nutuk atmak değildir.
Milliyetçilik; hastane koridorunda bekleyen vatandaşın onurunu korumaktır.
Devlet ciddiyeti; makamla değil, muameleyle ölçülür.
Kocaeli gibi bir ilde, Türkiye’nin üretim merkezlerinden birinde, bir devlet hastanesinde insan onurunun yıpranması kabul edilemez.
Bu satırlar bir öfke yazısı değildir.
Bu bir karalama da değildir.
Bu yazı, devletini seven ama yanlış gördüğünde susmayan bir vatandaşın vicdan notudur.
Devlet eleştiriden korkmaz. Aksine, eleştiriden güçlenir.
Unutulmamalıdır ki; bir ülkenin itibarı, en çok hastane aynasında görünür. Ve o ayna bugün, Türkiye’ye yakışmayan bir görüntü yansıtmıştır.
“Eleştiri düşmanlık değildir; devlet susarsa vicdan konuşur, çünkü bu ülkeyi ayakta tutan hamaset değil, insana gösterilen hürmettir.”












Yorumlar kapalı.