Sevda Güneş Kıran
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. İnsanlığın Karanlık Labirentinde Yetkinliğin Işığı

İnsanlığın Karanlık Labirentinde Yetkinliğin Işığı

featured
service
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Bir fabrika üç yılda kurulur.

Bir insan on beş, belki yirmi yılda.

Türkiye’nin sanayi hafızasında iz bırakmış isimlerden Vehbi Koç bunu söylerken, aslında betonun değil, insanın değerini ölçüyordu. “Şahsi düşüncelere kapılıp kabiliyetsiz insanları iş başına getirmeyin” derken bir yönetim hatasından değil, bir ahlak kırılmasından söz ediyordu.

Çünkü şirket dediğiniz şey çimento değildir.

Şirket, insan omzudur.

O omuz incinirse, en modern tesis bile çöker.

Bugün iş dünyasında dolaşın. Cam kuleler, parlak sunumlar, İngilizce kavramlar… “Performans”, “agile”, “KPI”, “hedef bazlı yönetim.” Her şey kusursuz görünüyor.

Peki ya içerisi?

Çalışan sabah kapıdan içeri huzurla giremiyorsa…

Toplantı masasında fikir değil korku dolaşıyorsa…

Yönetici başarıyı değil, baskıyı yönetiyorsa…

İster elli yıllık ol.

İster yüz.

Büyüyemezsin.

Ne madden.

Ne manen.

Bugünün kurumsal hastalığı şu: Aidiyet üretmeden sadakat beklemek. Saygı vermeden bağlılık istemek. Değer göstermeden performans talep etmek.

Mobbingi “disiplin” diye sunan bir akıl, aslında kendi çöküşünü imzalar. Duygusal stresi yönetim biçimi haline getirenler, kısa vadede sessizlik sağlar; uzun vadede çoraklık üretir.

Çünkü korkunun olduğu yerde yaratıcılık barınmaz.

Adaletsizliğin olduğu yerde yetenek kalmaz.

Sürekli baskının olduğu yerde sadakat gelişmez.

Bir düşünür, kötülüğün her zaman bağırmadığını, çoğu zaman sıradan bir yüzle karşımıza çıktığını anlatmıştı: Hannah Arendt. Bugün iş dünyasında gördüğümüz tablo tam olarak bu. Kimse şeytan değil belki. Ama vasatlık sistemleşmiş durumda. Ve vasatlık, yeteneği affetmez.

Çünkü yetenek ışıktır.

Işık ise karanlığı ifşa eder.

Bu yüzden parlak olan “tehdit” görülür.

Sorgulayan “uyumsuz” ilan edilir.

Doğruyu söyleyen “zor insan” olur.

Ve sonra yöneticiler şaşırır:

“Neden bağlılık düşük?”

“Neden kurum kültürü zayıf?”

“Neden büyüyemiyoruz?”

Çünkü aidiyet yok.

Aidiyet olmadan büyüme, şişmedir.

Adalet olmadan yükseliş, tesadüftür.

Liyakat olmadan güç, geçicidir.

Bir yer ister elli yıllık olsun, ister yüz yıllık. Eğer insanları mutlu değilse, eğer yönetici duygusal stresle hükmediyorsa, eğer yetenek sistematik olarak bastırılıyorsa… O kurum sadece geçmişiyle övünür. Geleceğiyle değil.

Bina ayakta kalabilir.

Logo parlayabilir.

Bilanço büyüyebilir.

Ama ruh küçülmüşse, o büyüme gerçek değildir.

Şirketler betonla değil, yetkin insanların omuzlarıyla yükselir.

O omuzlara yük bindirip sonra da sadakat bekleyenler, bir gün şunu anlar:

Üç yılda kurulan fabrika duruyor olabilir.

Ama on beş yılda yetişen insan ruhu çoktan gitmiştir.

İnsanlığın Karanlık Labirentinde Yetkinliğin Işığı
Yorum Yap

Yorumlar kapalı.

Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.

Giriş Yap

Halk Meclisi Haber ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Bizi Takip Edin