Bilgi öğretilebilir. Vicdan öğretilmezse, o bilgi ülke için ilerleme değil tehdittir. Japonya’da çocuklara ilk öğretilen şey çarpım tablosu değildir. Empatidir. Adalettir. Sorumluluktur. Çünkü onlar şunu çok iyi bilir: Ahlâksız bilgi, ülke batırır.
Bizde ise çocuk daha ilkokulda yarışa sokulur. Sınav kazanır, ama sıra beklemeyi bilmez. Diploma alır, ama yere attığı çöpü görmez. Başarılıdır; ama vicdanı yoktur. Sonra da çıkıp “Bu toplum neden bu halde?” diye sorarız. Cevabı karmaşık sanırız. Değildir. İnsanı ihmal ettik.
Japon öğrenciler okullarını kendileri temizler. Çünkü temizlik orada yerle ilgili değil, karakterle ilgilidir. Kirlettiğin yer senindir anlayışı öğretilir. Bizde temizlik “alt iş” sayılır. Emeğe saygı duymayan bir toplum, vatan sevgisini sadece slogan zanneder. Bayrak sever ama yere düşeni kaldırmaz. Japon eğitim sistemi “önce ahlâk” der. Biz “önce kazansın” deriz. Ne kazandığını ise sormayız.
Oysa Türk milleti töreyle ayakta kalmıştır. Bu topraklarda devlet, kanunla değil vicdanla kuruldu. Orhun Yazıtları bir tarih metni değil, bir karakter manifestosudur. “Milleti yaşat ki devlet yaşasın” cümlesi, duvara asılacak süs değildir. Bugün çocuklarımız sayılarla büyüyor, ama utanmayı öğrenmiyor.
Hak yememeyi değil, yakalanmamayı beceri sayıyor. Soruyorum: Ahlâkı olmayan bir zekâyla hangi geleceği kuracağız? Bilgi öğretilebilir. Ama vicdan öğretilmezse, bilgi sadece kurnazlık üretir. Bu ülkenin ihtiyacı daha çok derece yapan çocuk değil; daha çok doğru yapan insan. Çünkü vatan, sınav kazananlarla değil, ahlâkını kaybetmeyenlerle korunur. Ve artık şunu kabul etmeliyiz: Eğitim meselesi müfredat değil, karakter meselesidir.
Bu yüzden meselemiz ne PISA sıralaması ne sınav istatistikleri.
Mesele, çocuklara neyi ayıp saymayı öğrettiğimizdir.
Vicdanı olmayan bir nesil, ne kadar bilgili olursa olsun tehlikelidir. Çünkü bu ülkeyi çökerten cehalet değil; ahlâksız zekâdır. Ve bir millet, karakterini kaybettiği gün, diplomasını da vatanını da koruyamaz.











Yorumlar kapalı.