Bazen bir şair, bir tarih kitabının anlatamadığını tek paragrafta söyler. İranlı şair Füruğ Ferruhzad’ın suya dair sözleri tam da böyledir. Su; değdiği şeyi yeşertir, arındırır, söndürür, dönüştürür… Ama yalnız kaldığında bozulur.
Milletler de böyledir.
Türk milleti, tarih boyunca yalnız kalmayı hiç sevmedi. Obayla yürüdü, ocakla ısındı, bayrakla birleşti. Çünkü bu topraklarda birey değil, millet kıymetlidir. Su ağaca değince tomurcuk olur; Türk toprağına değince vatan olur. Ateşle karşılaşınca su söndürür; Türk, yangın coğrafyalarında bile aklı ve vicdanı temsil etti.
Ama bugün bize başka bir şey öğretiliyor. “Kendin için yaşa” deniliyor. “Kimseye yük olma” deniliyor. Oysa bu sözlerin tercümesi şudur: Yalnızlaş, köksüzleş, unut. Yalnız insan kolay yönetilir. Yalnız kalan millet ise yavaş yavaş çözülür.
Su kirle karşılaşınca temizler. Türk milleti de tarih boyunca yozlaşmaya, ihanete, teslimiyete karşı bir vicdan olmuştur. Unla birleşen su ekmek olur; emekle birleşen Türk alın teriyle yaşam kurar. Bizim medeniyetimiz, paylaşmadan var olmaz.
Ancak su yalnız kalırsa kokuşur.
Millet yalnız kalırsa da…
İşte asıl tehlike buradadır. Bugün toprağımıza değil, birliğimize saldırılıyor. İnsanlar aynı evde ayrı dünyalarda yaşıyor, aynı bayrağın altında birbirine yabancılaşıyor. Kalabalığız ama birlikte değiliz. Gürültülüyüz ama güçlü değiliz.
Yılmaz Özdil’in sert cümleleriyle söyleyelim: Mesele nüfus değil, istikamet meselesidir. Sevda Güneş Kıran’ın kaleminden süzülen duyguyla ekleyelim: Millet olmak, aynı sızıyı aynı anda hissedebilmektir.
Gökkuşağı bile yalnız oluşmaz.
Yağmur ister, güneş ister, sabır ister.
Bizim de ihtiyacımız olan budur. Birlik… Dirlik… Ve bu birlikten doğacak bir gelecek. Su gibi akalım ama dağılmayalım. Çünkü Türk milleti birlikteyken millettir; ayrı düştüğünde yalnızca kalabalık.
Su Gibi Millet, Birlik Gibi Vatan












Yorumlar kapalı.