Ortadoğu yine yanıyor.
İsrail ile İran arasındaki gerilim, artık “örtülü savaş” başlığını aşmış durumda. Füze görüntüleri ekranlara düşüyor, uzmanlar harita başında konuşuyor, sosyal medya kahramanları klavye başında ahkâm kesiyor.
Ve her kriz döneminde olduğu gibi aynı cümle dolanıyor ortalıkta:
“Sıra size de gelecek.”
Öyle mi?
Bu coğrafyada “sıra” kelimesi çok tehlikelidir. Çünkü bu millet, sıraya girmeyi değil; sırayı bozmayı tarihinden öğrenmiştir.
1919’da da birileri sıraya girmişti. İmparatorluğu paylaşmak için cetvelini alan gelmişti. Harita masasında Anadolu’yu lokma lokma yutacaklardı.
Sonra ne oldu?
Bir sabah, Anadolu’da bir irade ayağa kalktı. Adı Mustafa Kemal Atatürk idi. Ve o irade, “Ya istiklal ya ölüm” dedi.
O gün “sıra” bekleyenler, birkaç yıl sonra İzmir rıhtımında denizin serinliğiyle tanıştı.
Tarih romantik değildir. Tarih hafızası olan milletleri affeder.
Bugün İran’da rejim tartışılıyor. İsrail güvenlik doktrinini genişletiyor. ABD hesap yapıyor. Rusya denge kuruyor.
Herkes kendi çıkarının peşinde.
Ama bazıları Türkiye’yi bu tabloya bilinçli biçimde yamamaya çalışıyor.
Türkiye ne İran’dır. Ne de bir başkasının vekil sahası.
Türkiye, kendi aklıyla hareket eden bir devlettir. Ordusu kiralık değil. Milleti taşeron değil. Bayrağı müzakere konusu değildir.
“Sıra size gelecek” diyenlere küçük bir hatırlatma:
Bu millet 15 Temmuz’da tankın önüne yattı. Bu millet Çanakkale’de dünyanın en büyük donanmalarına geçit vermedi. Bu millet Kurtuluş Savaşı’nda yoklukla imkânsızı yendi.
Tehdit diliyle konuşanlar şunu anlamalı: Türk milleti savaş isteyen bir millet değildir. Ama varlığına yönelen tehdidi de alkışla karşılamaz.
Biz kimsenin toprağında gözümüz olmadan yaşarız. Ama kendi toprağımıza uzanan eli de omuzdan kesmesini biliriz.
Bu bir hamaset cümlesi değil. Bu, tarih bilgisidir.
Ortadoğu’da her kriz, emperyal aklın yeni bir denemesidir.
Ama bu topraklarda bir gerçek değişmez:
Türk devleti masada aklıyla, sahada gücüyle konuşur.
“Sıra” bekleyenler varsa, onlara tavsiyem şudur:
Önce Türk’ün tarihini okusunlar. Sonra aynaya baksınlar.
Çünkü bu millet, denizi özleyenleri daha önce de yüzme kursuna göndermiştir.
Gerekirse yine gönderir.
Nokta.












Yorumlar kapalı.