Türkiye, yine kritik bir eşikte.
Bu kez mesele bir seçim değil, bir şahsın belediye başkanlığı da değil.
Bu mesele, Türk milliyetçilerinin onuru, kararlılığı ve tarih önündeki sınavıdır.
Son günlerde Mansur Yavaş’a yönelik yürütülen operasyon kokulu hamleler, aslında bir kişinin değil, bir fikrin, yani Atatürkçü-milliyetçi duruşun hedef alındığını gösteriyor. Çünkü Mansur Yavaş, tüm eksiklerine ve eleştirilebilecek yönlerine rağmen, Türk milletinin devlet anlayışını, vakarını ve adalet duygusunu temsil eden bir figür haline geldi. İşte tam da bu yüzden, onu yıpratma girişimleri sıradan bir siyasi mücadele değil; Türkiye’nin kök değerlerine, Atatürk’ün mirasına karşı bir meydan okumadır.
Milliyetçi Duruş: Siyasetin Değil Vicdanın Meselesi
Bugün Mansur Yavaş’a yapılan haksızlık karşısında Türk milliyetçileri susarsa, yarın aynı eller Atatürk’ün emanetine de uzanacaktır.
Bu, bir parti meselesi değildir. Bu, “CHP’nin iç meselesi” gibi görülecek bir tartışma hiç değildir.
Bu, doğrudan doğruya Türk milletinin şahsiyetine yönelmiş bir saldırıdır.
Milliyetçiler bu noktada siyasi hesapla değil, milli şuurla hareket etmelidir.
Yavaş’a sahip çıkmak, aslında “kişiye” değil, Atatürk ilke ve inkılaplarının siyasi arenadaki temsil kabiliyetine sahip çıkmaktır.
Ve unutmayalım, milliyetçiliğin özü; menfaat değil, memleket sevdasıdır.
CHP Cenahı da Bu Durustan Ders Almalı
Bu olay, aynı zamanda CHP camiasına da bir aynadır.
Çünkü yıllardır “Atatürk’ün partisi” diyerek ortada dolaşan ama Atatürk’ün fikirlerinden fersah fersah uzaklaşan bir zihniyet, artık bu duruştan feyz almalıdır.
Atatürkçülük, sadece bayramlarda hatırlanan bir fotoğraf değil; milletin her anında hissedilen bir ruh, bir duruş, bir kararlılıktır.
Bugün Türk milliyetçileri dik durursa, CHP içindeki samimi Atatürkçüler de o duruştan cesaret bulur.
Ve o zaman “Atatürkçülük, cumhuriyetçilik, Türk milliyetçiliği, inkılapçılık” kavramları yeniden anlam kazanır.
Dünya Türk’ün Gücünü Görmeli
Atatürk’ün yolundan giden milyonlar hâlâ bu topraklarda dimdik ayakta.
Bu millet, tarih boyunca nice operasyonu, nice kumpası gördü.
Ama her defasında Türk’ün vicdanı, adaleti ve iman gücü galip geldi.
Bugün de aynı ruha, aynı kararlılığa ihtiyaç var.
Mansur Yavaş meselesi, bir kişinin değil, bir milletin haysiyetinin meselesidir.
Ve bu duruş öyle güçlü olmalı ki,
dünya bir kez daha Türk milletinin iradesine, Atatürk’e bağlı milyonların imanına şahit olmalıdır.
Son sözüm şudur:
Türk milliyetçileri sessiz kalmaz, kalmamalıdır.
Çünkü sessizlik ihanete, duruş ise millete hizmettir.
Ve bu topraklarda hizmetin adı, dün olduğu gibi bugün de Türk milliyetçiliğidir.





Yorumlar kapalı.