Özgür Doğan YILMAZ
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Siyaset
  4. Bu ülkenin askeri var, polisi var; sen ne karışıyorsun!

Bu ülkenin askeri var, polisi var; sen ne karışıyorsun!

1980 darbesi sonrası topluma sistematik olarak empoze edilen bu cümle, eleştiriyi, sorgulamayı ve hesap sormayı daha baştan boğmak üzere tasarlanmıştı. “Güvenlik devletin işi, sen sus” deniyordu; sorgulayan herkes potansiyel tehdit ilan ediliyordu. Oysa asıl gizlenen, tam da bu suskunluğun gölgesinde dönen devasa ihanet çarkıydı.

Bu ülkenin askeri var polisi var sen neden karışıyorsun.
service
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

1980 darbesi sonrası topluma sistematik olarak empoze edilen bu cümle, eleştiriyi, sorgulamayı ve hesap sormayı daha baştan boğmak üzere tasarlanmıştı. “Güvenlik devletin işi, sen sus” deniyordu; sorgulayan herkes potansiyel tehdit ilan ediliyordu. Oysa asıl gizlenen, tam da bu suskunluğun gölgesinde dönen devasa ihanet çarkıydı: İnsan kaçakçılığına bulaşmış askerler, uyuşturucu baronluğuna soyunmuş savcılar, çetelerin talimatıyla para karşılığı karar veren hakimler ve iradelerini rüşvetle satan vekiller… Bu karanlık ağ, zeki ve vicdanlı insanlara asla yaptırılamazdı. Bu yüzden “aptallara” sınav soruları çalınarak diploma verilmiş, devlet kadrolarına sızdırılmıştı. Ezberlemekte bile aciz kalanlar için kampüsü, hocası olmayan üniversiteler devreye sokuldu. Yetmediğinde ise sahte imzalar, sahte görevlendirmeler ve çalınan e-imzalarla sistem tamamen çökertildi.

Bu tablo, kamuoyuna yansıyan somut olaylara, mahkeme kayıtlarına ve iddianamelere dayanıyor. Özellikle Murat Ağırel’in Cumhuriyet’teki ısrarlı haberleri ile Barış Terkoğlu ve Barış Pehlivan’ın “Metastaz”, “Metastaz 2: Cendere” ve “SS” kitaplarındaki belgeler, bu çarkın nasıl işlediğini adım adım ortaya koyuyor. Hepsi tesadüf değil; sistematik bir metastazın parçaları.

Sınav soruları çalındı, “aptallar” kadrolara dolduruldu.

FETÖ/PDY’nin devlet sızma stratejisinin en klasik ve en sinsi yöntemi buydu. 2010 KPSS sorularının çalınması Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nce kesin hükümle tescillendi; örgüt üyeleri sorulara önceden ulaşıp “altın nesil” diye pazarladıkları kişileri öğretmenlikten hakim-savcılığa kadar kritik kadrolara yerleştirmişti. Barış Terkoğlu ve Barış Pehlivan bu skandalı kitaplarında “devletin kılcal damarlarına sızma”nın en somut örneği olarak belgelerle anlatır. Peki bugün? Murat Ağırel’in son dönem yazılarında aynı çarkın 2025’teki dev sahte diploma skandalında devam ettiği açıkça görülüyor: Ziya Kadiroğlu gibi isimler ÖSYM sistemine sızıp puanları yükseltiyor, üniversitelerin e-imzalarını çalıp sahte diploma üretiyor, hatta depremde ölenlerin kayıtlarını silip yerine sahte mezunlar koyuyor. Böylece liyakatsiz, sadakatli ve kolay yönlendirilebilir bir “aptallar ordusu” devlet kadrolarını dolduruyor.

Sahte diploma ile devlet kadrolarına sızma: Sistemik çürüme ve sızmanın korkunç boyutu

Terkoğlu ve Pehlivan’ın “Metastaz” serisinde çarpıcı biçimde anlattığı gibi, FETÖ devletin yargı, emniyet, TSK ve MİT gibi hayati kurumlarına kanser gibi yayılmış, boşalan koltuklara benzer yapılar yerleşmişti. KPSS soru hırsızlığı sadece ilk adımdı; sahte diploma ve sahte görevlendirmeler aynı amaca hizmet etti.

2025 skandalında çete, Milli Eğitim Bakanlığı’ndan Sağlık Bakanlığı’na, YÖK’ten BTK’ya kadar her yere sızarak öğretmen, fizyoterapist, mühendis atamaları yaptı. Sistem, e-Devlet ve YÖKSİS kontrollerini aşacak kadar delinmişti. Artık diploma almak için para yetiyor, ehliyet için ezberlemek bile gerekmiyordu.

Bu sızma, devletin iradesini ele geçirme operasyonunun ta kendisiydi ve boyutu korkunçtu. Halk TV ve soruşturma iddialarına göre, sahte diploma çetesi son 20 yılda tam 17 bin 738 kişiyi sahte diplomalarla kamu kurumlarına yerleştirmişti. YÖK, MEB ve üniversitelerin öğrenci işleri sistemlerine sızan örgüt, kamu yöneticilerinin e-imzalarını kopyalayarak lise, üniversite diplomaları ve hatta ehliyetler üretmiş, bu kişiler doğrudan devlet kadrolarına atanmıştı. Doktor, öğretmen, polis, mühendis, hatta yargı mensubu pozisyonlarına kadar uzanan bu sızma, devletin kılcal damarlarını zehirlemişti.

Dahası, Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanı Erinç Sağkan’ın yaptığı açıklama, sızmanın yargı ayağındaki vahametini gözler önüne serdi. Sağkan, kamu davasında üç üniversitede 15 hukuk fakültesi mezuniyet belgesinin tahrif edildiğini tespit ettiklerini açıkladı. İsimler değiştirilerek hukuka aykırı yeni mezuniyet kayıtları oluşturulmuştu. Bu 15 diplomadan 3’ü, 6 Şubat depremlerinde hayatını kaybeden avukatlara aitti; çete, deprem mağdurlarının üniversite kayıtlarını sistemden silip yerine sahte kişileri yerleştirmişti. Bu kişiler barolara kayıtlı avukat olarak çalışmıyordu ancak kayıtların tahrif edildiği netti. Yani çete, adalet mekanizmasının temelini oluşturan hukuk diplomalarını bile çalmış, yargıya sızmayı bir adım öteye taşımıştı.

İhanetin somut örnekleri: Karanlık çarkın yüzleri

Bu yapı yalnızca “diploma” meselesi değildi; devletin her kademesini zehirleyen bir operasyondu. İşte mahkeme kararlarıyla tescillenmiş somut örnekler:

İnsan kaçakçılığı yapan askerler, Yargıtay 4. Ceza Dairesi’nin E. 2021/21580, K. 2021/26159 sayılı ve 03.11.2021 tarihli kararıyla kesinleşti: Sanık askerler askeri araçla göçmen kaçakçılığı yapmış, TCK m. 266/1 (kamu aracını suçta kullanma) uygulanmıştı. Sınır bölgelerinde askeri imkânlar çetelere hizmet eder hale gelmişti.

Uyuşturucu baronu savcı örneği Adana 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Eski Terör Suçları Soruşturma Bürosu savcısı Osman Yarbaş, “örgüt kurma ve uyuşturucu ticareti”nden yargılandı. 21 sanıklı davada savcıya 31 yıl 6 ay hapis istenmiş, mahkeme takdir indirimiyle 6 yıl 8 ay hapis cezası vermişti; polis memuru ve eşi ise 26 yıl 3’er ay hapis cezasına çarptırılmıştı. Bir savcının doğrudan uyuşturucu baronluğuna soyunması, çetelerle iç içe geçmesi artık mahkeme dosyalarında yer alan bir gerçekti.

Çetelerin talimatıyla para karşılığı karar veren hakimler skandalı ise İzmir tahliye rüşveti davasında Yargıtay 4. Ceza Dairesi’nin E. 2014/813, K. 2016/8145 sayılı kararıyla kayıtlara geçti. Avukatlar aracılığıyla hakimlere para akıtılarak kararlar yönlendiriliyordu. Benzer şekilde uyuşturucu baronu Naci Şerifi Zindaşti davasında “Ankara’dan Burhan Kuzu arıyordu” talimatları mahkeme tutanaklarına yansımıştı.

İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcısı İsmail Uçar’ın 2023’te HSK’ya verdiği “yargıda rüşvet çarkı” dilekçesi ise en yakın ve en çarpıcı örneklerden biriydi. Dilekçede bazı hakimlerin para karşılığı tahliye verdiği, uyuşturucu kaçakçılarını ve bahisçileri rüşvetle serbest bıraktığı belirtiliyordu. Aralarında Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Sidar Demiroğlu’nun da bulunduğu isimler açığa alındı. Barış Terkoğlu bu belgeleri Cumhuriyet’teki yazısında “yargıdaki rüşvet bataklığının belgeleri” başlığıyla kamuoyuna sundu. Çetelerin hakimlere talimat vererek para karşılığı karar aldığı yapı, artık gizlenemiyordu.

İradelerini para karşılığı satan vekiller ise yolsuzluk çarkının en tepedeki halkasıydı. Sahte diploma ile sızan kadroların yarattığı çürüme, yasama iradesini de çete talimatına dönüştürüyordu.

Uğur Mumcu tam bu çarkı –asker, savcı, hakim, vekil, mafya ve derin devlet bağlantılarını– Gladio (kontrgerilla) yapısıyla birlikte deşifre ettiği için 24 Ocak 1993’te arabasına konan bombayla susturuldu. Araştırmaları devlet-mafya-siyaset üçgenini aydınlatıyordu; kontrgerilla bağlantılı suikast iddiası hâlâ güçlü şekilde kamuoyunda yer alıyor. Mumcu, bu ihanet çarkının en derin katmanlarını aydınlatmaya çok yaklaşmıştı.

Tarikat ve cemaat yapıları da bu çarkın ayrılmaz parçasıydı. Murat Ağırel, Terkoğlu ve Pehlivan’ın belgelerle ortaya koyduğu gibi, FETÖ benzeri ağlar kamu kaynaklarını talan ediyor, siyasetle kirli ilişkiler kuruyordu. BirGün muhabiri İsmail Arı, tam da bu tarikat-cemaat yolsuzluklarını, deprem rantını ve doğa talanını haberleştirdiği için “halkı yanıltıcı bilgi yayma” suçlamasıyla bayram günü gözaltına alınıp tutuklandı. Çünkü o, sahte diploma ve rüşvet çarkının tarikat ayağını deşifre ediyordu.

Adaletsizliğin ve ekonomik sıkıntıların kökü burada

Türkiye’deki adaletsizliklerin, yargıdaki derin güvensizliğin ve kronik ekonomik krizlerin temelinde işte bu “sahte diploma ile sızan yapı” yatıyor. Niteliksiz, sadakatle seçilmiş, ezberci kadrolar devleti yönetemez. Karar mekanizmalarında ehliyet yerine örgüt bağı, para ya da tarikat talimatı geçerli olunca adalet çöküyor, ekonomi talan ediliyor. Yabancı yatırımcı güvenini kaybediyor, yerli sermaye ürküyor, kaynaklar yolsuzlukla eriyor.

Murat Ağırel’in ısrarla sorduğu soru hâlâ cevapsız: “Son 20 yılda verilen tüm diplomalar incelensin.” Barış Terkoğlu ve Barış Pehlivan’ın “Metastaz”ında uyardıkları gibi, bir yapı temizlense yenisi hemen metastaz yapıyor. 1980’den beri dayatılan “asker var, polis var, sen karışma” zihniyeti asıl ihaneti gizlemek içindi.

Zeki insanlara ihanet yaptırılamazdı; o yüzden aptallara diploma verildi. Aptallar ezberleyemeyince sahte diploma üretildi. Sonuç ortada: Adaletsiz bir ülke, çökmüş bir ekonomi. 17 bin 738 kişinin sahte diplomayla kadrolara yerleşmesi ve 15 hukuk diplomasının tahrif edilmesi, sızmanın ne kadar derin ve sistematik olduğunu gösteriyor.

Bugünlerde ise bu gazetecilere saldıran ve izlenmemesi için linç kampanyaları başlatan yapı, önünüze birkaç isim atıp tüm çarkı onların üstüne yıkmaya çalışıyor. Yapının beynini, asıl oyuncularını korurken deneyimli kalemleri hedef haline getiriyor. Murat Ağırel, Barış Terkoğlu, Barış Pehlivan, İsmail Arı ve benzerleri bu oyuna düşmedikleri için tehdit ediliyor, gözaltına alınıyor, itibarsızlaştırılıyor. Çünkü onlar diversion’lara (göz boyamalara) kanmıyor; çarkın merkezini, diplomalı aptalların arkasındaki asıl beyinleri işaret ediyor. Millet uyanırsa, bu oyun da biter. Gerçek çözüm, o gizlenen çarkı tümüyle söküp atmaktır. Aksi takdirde “askeri var, polisi var” lafıyla susturulan millet, kendi devletinin içini kemiren bu yapıya –Gladio’dan tarikatlara uzanan– teslim olmaya devam edecek.

Bu ülkenin askeri var, polisi var; sen ne karışıyorsun!
Yorum Yap

Yorumlar kapalı.

Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.

Giriş Yap

Halk Meclisi Haber ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Bizi Takip Edin