Sokaklar konuşuyor.
Ama konuşanlar çocuk değil artık.
Konuşan; çekilmiş bir devlet aklı, gevşetilmiş bir otorite ve “nasıl olsa bir şey olmaz” rehavetidir.
“Kurdu olmayan dağın köpeği kral olur.”
Bu cümleyi son olaylardan sonra bir kez daha hatırladım. Sorun itin havlaması değil. Sorun, kurdun yokluğudur.
Henüz hayatın eşiğinde olması gereken evlatlar, bugün bıçakla, tehditle, sokak kabadayılığıyla anılır oldu.
Bunun adı ne gençlik sorunudur ne de sosyolojik talihsizlik.
Bu, cezasızlığın cesaretlendirdiği bir çöküştür.
Devlet susarsa, serseri konuşur.
Hukuk gecikirse, şiddet hızlanır.
Aile çekilirse, sokak sahiplenir.
Şimdi herkes aynı cümleyi kuruyor: “Bu çocuklar neden böyle?”
Ben soruyu tersinden soruyorum: Bu çocukları kim sahipsiz bıraktı?
Bir ülkede suçun yaşı düşüyorsa, adaletin yaşı da düşmüştür.
Bir ülkede fail “çocuk” diye korunup, maktul “istatistik” oluyorsa, orada vicdan devre dışı kalmıştır.
Türk devlet geleneğinde otorite keyfilik değildir. Ama zayıflık hiç değildir. Kurt, sebepsiz saldırmaz; ama sınır ihlal edildiğinde tereddüt etmez. Çünkü bilir: Düzen, kararlılıkla ayakta durur. Bugün ihtiyacımız olan şey yeni aflar değil.
Yeni mazeretler hiç değil.
İhtiyacımız olan şey;
– Caydırıcı hukuk,
– Sahada hissedilen devlet,
– Evladını savunan millet refleksi.
Vatan, yalnızca sınır hattında korunmaz.
Vatan, sokakta başlar.
Okulda şekillenir.
Adliyede güçlenir.
Evde öğrenilir.
Evladına sahip çıkmayan toplum, vatanını koruyamaz.
Vatanına sahip çıkmayan devlet, evladını yaşatamaz.
Bugün konuşmak zorundayız. Çünkü suskunluk büyür, şiddet büyür.
Bugün kurt olmazsak, yarın köpeklerin gürültüsüyle uyanırız. Ve ben bir köşe yazarı olarak not düşüyorum: Bu millet sustuğu için değil, susturulduğu gün kaybeder.
Türk susmaz.
Türk unutmamalı.
Türk sahip çıkmalı.
Hem vatanına…
Hem evladına.
Kurdu Olmayan Dağın Köpeği Kral Olur











Yorumlar kapalı.