Sevda Güneş Kıran
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. “Ne Olmak İstiyorum”dan, “Nerede Tutunabilirim”e…

“Ne Olmak İstiyorum”dan, “Nerede Tutunabilirim”e…

featured
service
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Bir zamanlar bir çocuğun gözlerine bakardın…

Cevabı orada görürdün zaten.

“Büyüyünce ne olacaksın?” diye sorardın,

ama aslında şunu sorardın:

“Hayalin ne?”

Biri doktor olurdu yaraları sarmak için,

biri öğretmen olurdu karanlığı aydınlatmak için…

Kimi göğe bakardı, kanat takardı kendine,

kimi toprağa basardı, kök salardı bu vatana.

Çünkü o çocuklar…

korkmadan hayal kururdu.

Çünkü bir millet, evladına önce “olmayı” öğretirdi.

“Tutup bir yere tutunmayı” değil…

Şimdi?

Şimdi sorular bile utangaç.

“Ne olmak istiyorsun?” diye soran yok.

Soranın da cevaba tahammülü yok.

Yeni soru kısa…

Ama insanın içine çöken cinsten:

“Bir yerde tutunabilir miyim?”

İşte kırılma tam burada başlıyor.

Sessiz… ama derin.

Hayal kuran bir gençlikten,

hayatta kalmaya çalışan bir nesle geçtik.

Artık çocuklar meslek seçmiyor…

Güvence arıyor.

Artık gençler ideallerinin peşinden koşmuyor…

İş bulunca susmayı öğreniyor.

Ve en acısı…

bulduğunu kaybetmemek için kendinden vazgeçiyor.

Bu tablo bir tesadüf değil.

Bir ihmal hiç değil.

Bu… bir zihniyet meselesi.

Çünkü bir milletin gençliği hayal kuramıyorsa,

sorun sadece cebinde değildir.

Zihnindedir. Ruhundadır.

Bak…

Karnı doyan insan yaşar.

Ama hayal kurabilen insan, millet olur.

Bugün gençler “ne olmak istiyorum” diyemiyorsa,

bu onların eksikliği değil…

onlara bırakılan boşluktur.

Bir genç hayalini ertelemeyi öğrenmişse,

bir genç ideallerini “şartlar uygun değil” diye susturmuşsa…

orada sadece bir genç kaybolmaz.

Orada bir ülkenin yarını törpülenir.

Çünkü hayal kuramayan kuramaz.

Kuramayan değiştiremez.

Değiştiremeyen alışır.

Ve bir millet…

en çok alıştığı gün kaybeder.

Bugün mesele sadece işsizlik değil.

Mesele, gençlerin içinde açılan o görünmeyen boşluk.

Eskiden gençler,

“Bu ülkeye ne katabilirim?” diye düşünürdü.

Şimdi…

“Bu ülkede nasıl ayakta kalırım?” diye soruyor.

İşte bu değişim…

manşetlere çıkmaz.

Ama tarihe geçer.

Çünkü bir milletin gücü tankıyla, topuyla ölçülmez.

Gençlerinin hayalleriyle ölçülür.

Hayaller küçülüyorsa…

millet de küçülür.

Ama…

henüz bitmiş değil.

Bu topraklar, yokluktan varlık çıkaranların toprağı.

Bu millet, imkânsızdan “olmayı” başaranların milleti.

Yeter ki yeniden soralım:

“Ne olmak istiyorsun?”

Ve yeter ki bir genç…

başını eğmeden, gözünü kaçırmadan diyebilsin:

“Ben sadece tutunmak için değil…

iz bırakmak için buradayım.”

“Ne Olmak İstiyorum”dan, “Nerede Tutunabilirim”e…
Yorum Yap

Yorumlar kapalı.

Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.

Giriş Yap

Halk Meclisi Haber ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Bizi Takip Edin