ABD Başkanı Trump’ın NATO’dan çıkma tehdidi, ilk bakışta sert bir çıkış gibi görünse de gerçekte küresel siyasetin doğasına aykırı, uygulanması zor ve büyük ölçüde iç politikaya dönük bir söylemden ibarettir.
İzmit ağzıyla söylemek gerekirse; Boş yapma be olum!
Çünkü NATO yalnızca bir askeri ittifak değildir. NATO, Amerika Birleşik Devletleri’nin dünya üzerindeki askeri varlığının meşruiyet belgesidir. NATO varsa ABD dünyanın her yerindedir. NATO yoksa ABD’nin dünyanın hiçbir yerinde meşru bir askeri gerekçesi kalmaz.
Bugün ABD askerleri Avrupa’da, Asya’da, Ortadoğu’da, Afrika’da bulunuyorsa bunun temel hukuki zemini NATO’dur. NATO, ABD’nin küresel askeri varlığını “müttefiklik” kılıfıyla sürdürebilmesini sağlar. Aksi halde bu varlık açık bir emperyalist yayılma olarak görülür.
Ve bu durum ABD açısından son derece tehlikelidir.
Çünkü NATO dışında yürütülen askeri operasyonlar artık “müttefik güvenliği” değil, “Amerikan emperyalizmi” olarak okunacaktır. Bu da ABD’ye karşı yeni blokların oluşmasına, küresel güç dengelerinin sertleşmesine ve yeni çatışma risklerinin doğmasına yol açar.
ABD, Irak’a girerken, Afganistan’a müdahale ederken, Ortadoğu’da askeri varlık kurarken hep NATO güvenlik şemsiyesini kullandı. Bazen doğrudan NATO operasyonu, bazen de NATO üyesi ülkeler üzerinden meşruiyet sağlandı.
Bu durumun özü şudur: NATO, ABD’nin küresel askeri gücünün diplomatik sigortasıdır.
Bu sigortayı iptal etmek, ABD’nin kendi küresel gücünü tartışmalı hale getirmesi anlamına gelir.
Trump’ın bu çıkışı bu nedenle stratejik değil, siyasi bir manevra olarak okunmalıdır.
Çünkü ABD devleti, ABD bürokrasisi, Pentagon, CIA ve küresel çıkar ağları NATO’dan çıkılmasına asla izin vermez. ABD’de başkanlar gelir geçer, ama Amerikan devlet aklı kalıcıdır.
Trump’ın bu çıkışı, daha çok Avrupa’ya “Savunma harcamalarını artırın” mesajıdır. Yani pazarlık masasında el yükseltme hamlesidir.
Ama Trump’ın gözden kaçırdığı önemli bir gerçek vardır: Dünya Amerika’ya muhtaç değil, Amerika dünyaya muhtaçtır.
ABD’nin başka kıtalarda toprağı yoktur. ABD’nin küresel gücü, askeri üsleri ve müttefikleri üzerinden inşa edilmiştir. NATO’dan çıkmak, ABD’nin bu küresel ağını kendi elleriyle zayıflatması demektir.
Dahası NATO’dan çıkmış bir ABD, başka ülkelerin hava sahasını, limanlarını veya askeri üslerini kullanmak isterse, o ülke doğrudan savaş tarafı haline gelir.
Hiçbir ülke bu riski kolay kolay almaz.
Alacak olan da bunun karşılığında çok ağır siyasi ve ekonomik bedeller ister.
Bu da ABD’nin hareket kabiliyetini ciddi biçimde sınırlar.
Trump’ın bu çıkışı ayrıca Avrupa ile Asya arasındaki güç dengelerini de doğrudan etkiler. NATO’nun zayıflaması, Avrupa’nın kendi savunma mimarisini kurmasına, Asya’da yeni ittifakların doğmasına ve çok kutuplu dünyanın hızlanmasına neden olur.
Bu da ABD’nin küresel liderlik iddiasını zayıflatır.
ABD devleti bu gerçeği en iyi bilen devlettir.
Bu nedenle Trump’ın NATO’dan çıkma tehdidi, küresel stratejiden çok siyasi retoriktir.
Sonuç olarak; Trump sert konuşabilir, tehdit edebilir, pazarlık yapabilir. Ama NATO’dan çıkamaz. Çünkü NATO’dan çıkmak, ABD’nin küresel gücünden çıkması demektir. Ve hiçbir imparatorluk kendi gücünden gönüllü olarak vazgeçmez.
Bu yüzden tekrar söyleyelim: Trump… Boş yapma be olum!






Yorumlar kapalı.