İktidar ve sarı muhalefet yeniden sahneye çıktı. Yine aynı senaryo, yine aynı ucuz oyun: dini ve kültürel değerler üzerinden operasyon. Bu kez adres Eskişehir’in Mihalıççık ilçesi… Gündem ise bir belediye başkanının kıyafeti.
AK Parti’li Mihalıççık Belediye Başkanı Zeynep Güneş’in giydiği geleneksel kıyafet, bir anda siyasi linç kampanyasına dönüştü. İYİ Parti üyesi bir şahıs, Güneş’i hedef alarak sosyal medyada ağza alınmayacak ifadeler kullandı. Anadolu kadınının asaletiyle özdeşleşmiş bir kıyafeti “ahır kıyafeti” diye aşağılamaya kalktı.
Bu sözler, sadece bir kadını değil; bir kültürü, bir geleneği ve Anadolu’nun ruhunu hedef aldı. Sonrası malum… Tepkiler büyüdü, savcılık harekete geçti, şahıs tutuklandı. Ancak asıl mesele burada bitmedi. Asıl mesele, bir kıyafetin üzerinden yürütülen kirli siyasetin nasıl yeniden ısıtılıp önümüze konulduğudur.
İktidar bu tartışmayı “inançlara saldırı” çerçevesine oturtup kendi tabanını konsolide ederken, sarı muhalefet “özgürlük” kisvesi altında aynı oyunun diğer perdesini oynuyor. Her iki taraf da milletin değerleriyle oynamayı, toplumsal fay hatlarını kaşımayı alışkanlık haline getirmiş durumda.
Oysa Zeynep Güneş’in kıyafeti Anadolu’nun her köyünde, her yaylasında, her düğününde giyilen bir semboldür. O kıyafet; alın terini, toprak kokusunu, ahlâkı, iffet ve onuru temsil eder. Bu milleti bir arada tutan asıl değer de budur zaten. Ama siyaset, bu derin anlamı değil, bu anlam üzerinden kavga çıkarmayı tercih ediyor.
Bugün Türkiye’nin ihtiyacı; kadınların kıyafetini tartışmak değil, onların emeğini, üretimini, mücadelesini konuşmaktır. Milletin iradesiyle seçilmiş bir belediye başkanına kıyafeti üzerinden saldırmak, aslında demokrasiye saldırmaktır.
Siyaset, artık insanların kimliğini ve inancını ölçme yeri olmaktan çıkmalıdır. Milletin dinini, örtüsünü, kıyafetini tartışmaya açanlar aslında kendi fikirsizliklerini gizlemeye çalışıyor. Çünkü üretmeyen siyaset, tartışma çıkararak var olur.
Türkiye’yi yönetenler ve muhalefet edenler şunu artık anlamalı: Bu milletin sabrını, değerlerini ve birliğini test etmeye kalkmak, ateşle oynamaktır.
Kıyafeti, dili, inancı, mezhebi ne olursa olsun bu milletin her ferdi, bir bütünün parçasıdır.
Ve bu bütünlüğü bozmaya çalışan her hamle, bu toprakların direncine çarpar.
Bugün yapılması gereken şey; şov yapmak değil, değerleri korumaktır.
Milletin ruhunu sahneye çıkarıp alkış beklemek değil, o ruhu yaşatmaktır.
Kıyafet üzerinden siyaset yapanlar bilsin ki; Anadolu’nun vicdanı sessizdir ama unutmaz.






Yorumlar kapalı.