Kadir Uğur Yılmaz
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Siyaset
  4. Milletin İstiklali Yine Milletin Azim ve Kararlılığına Bağlıdır

Milletin İstiklali Yine Milletin Azim ve Kararlılığına Bağlıdır

featured
service
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Türkiye’de siyaset konuşulurken çoğu zaman gerçekler değil, temenniler üzerinden değerlendirme yapılıyor. Oysa sahaya bakıldığında tablo çok daha farklıdır. Bugün iktidar bloğunu yalnızca bir parti üzerinden değerlendirmek büyük bir yanılgıdır. AKP, MHP ve DEM gibi farklı tabanlara hitap eden yapıların yanında, Babacan ve Davutoğlu gibi ayrışmış ama gerektiğinde aynı zeminde buluşabilen aktörler de hesaba katıldığında, Erdoğan cenahının %30–40 bandında güçlü bir oy potansiyeline sahip olduğu görülmektedir.

Buna bir de Yüksek Seçim Kurulu üzerindeki etkiler, geçmişte tartışılan mühürsüz oylar örneği ve “atı alan Üsküdar’ı geçti” yaklaşımı eklendiğinde, ortaya çıkan tablo daha net hale gelmektedir. Yani yalnızca ekonomik krizle seçim kazanılacağı düşüncesi gerçekçi değildir.

Bugün sıkça dile getirilen “ekonomi kötü, vatandaş zor durumda” tespiti doğrudur. Ancak bu durumun toplumun tamamını kapsamadığını da görmek gerekir. Yandaş medyada çizilen tablo tamamen gerçek dışı değildir. Türkiye’de ciddi bir kesim, sistemden kazanç sağlayan bir ekonomik yapı içinde yer almaktadır.

Bu kesimi oluşturanlar arasında;
– Yüksek kira geliri elde edenler
– Banka faizlerinden kazanç sağlayanlar
– Kamu ihaleleri ve ticari avantajlarla büyüyenler
– 1’e alıp 5’e satan ticaret düzeninden faydalananlar
– Hukuki boşluklardan kazanç elde edenler
– Siyasi yakınlıkla ekonomik güç kazananlar bulunmaktadır.

Bu tablo, yaklaşık %30–40 civarında bir seçmen grubunun mevcut düzenin devamından yana pozisyon almasını sağlamaktadır. İşte bu nedenle yalnızca ekonomik krizle siyasi değişim beklemek gerçekçi bir strateji değildir.

Burada asıl mesele muhalefetin yapısal dağınıklığıdır.

Muhalefet uzun zamandır seçim ittifakı arayışıyla hareket ediyor. Oysa mesele yalnızca seçim ittifakı değildir. Türkiye’nin ihtiyacı bir seçim ittifakı değil, bir Milli Cephedir.

Milli Cephe; İdeolojilerin değil, Türkiye’nin konuşulduğu,
Partilerin değil, milletin merkeze alındığı,
Hesapların değil, istiklalin öncelendiği bir birliktir.

Peki böyle bir muhalefet var mı?
Ne yazık ki yok.
Bugün iktidar kadar muhalefetin de dış etkilere açık, yönlendirilmiş ve dizayn edilmiş bir görüntü verdiği görülmektedir. Amaç, farklı ideolojileri bir araya getirmekten çok, milli bir birlik oluşmasını engelleyen kontrollü bir denge yaratmaktır.

Basın da bu sürecin önemli bir parçası haline gelmiştir. Sınırlı, yönlendirilmiş ve merkezden kontrol edilen medya düzeni, gazeteci yazar Banu Avar’ın Alaycı Kuşlar kitabında anlattığı medya mühendisliğini hatırlatmaktadır. Kamuoyunun yönlendirilmesi, gündemin belirlenmesi, farklı seslerin bastırılması ve toplumun belirli kalıplar içinde düşünmeye sevk edilmesi bu mekanizmanın temel unsurlarıdır. Bugün Türkiye’de yaşanan tablo, bu medya düzeninin ne kadar etkili olduğunu açıkça göstermektedir.

Diğer yandan hukuki yolların da tartışmalı hale geldiği bir süreç yaşanmaktadır. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açık şekilde “Ben Anayasa Mahkemesi’ni tanımıyorum, kararlarına saygı duymuyorum” ifadeleri, hukuki hak arayışının dahi sınırlı bir anlam taşıdığını ortaya koymaktadır. Hukukun üstünlüğünün tartışmalı hale geldiği bir ortamda, siyasi değişimin yalnızca kurumsal mekanizmalarla gerçekleşmesini beklemek gerçekçi değildir.

Bu durum, meselenin sadece siyasi değil, aynı zamanda sistemsel bir mesele olduğunu ortaya koymaktadır.
Ancak tarih bize her zaman aynı gerçeği göstermiştir: Millet uyandığında dengeler değişir.

Bugün yapılması gereken açıktır.
Milletin kendi iradesini ortaya koyması,
Sivil toplumun harekete geçmesi,
Kanaat önderlerinin sorumluluk alması,
Siyasi sınırların ötesinde milli birlik oluşturulması gerekmektedir.
Çünkü bu mesele bir parti meselesi değildir.

Bu mesele bir seçim meselesi değildir.
Bu mesele Türkiye’nin istiklal meselesidir.
Ben üzerime düşeni yapıyorum.
Şartlarımı zorlayarak mücadelemi büyütüyorum.
Yazıyorum, anlatıyorum, sahada yer alıyorum.
Gerçekleri ortaya koyuyor, çözüm yollarını gösteriyorum.

Bu yazı da bu mücadelenin bir parçasıdır.
Artık bekleme zamanı değil, harekete geçme zamanıdır.
Tarih boyunca bu millet en zor zamanlarda ayağa kalkmayı başarmıştır. Bugün de aynı azim, aynı kararlılık ve aynı inançla yoluna devam edecektir.
Çünkü bu milletin genlerinde teslimiyet değil, mücadele vardır.

Ve unutulmamalıdır ki; Milletin istiklali yine milletin azim ve kararlılığına bağlıdır.
Hadi uyanın artık…

Milletin İstiklali Yine Milletin Azim ve Kararlılığına Bağlıdır
Yorum Yap

Yorumlar kapalı.

Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.

Giriş Yap

Halk Meclisi Haber ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Bizi Takip Edin