Kadir Uğur Yılmaz
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Siyaset
  4. Savaş Kimin Savaşı? 400 Yıllık Sınırı Kim Bozmak İstiyor?

Savaş Kimin Savaşı? 400 Yıllık Sınırı Kim Bozmak İstiyor?

featured
service
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Türkiye ile İran arasında yaklaşık dört asırdır değişmeyen bir sınır var.

Bu sınır, sadece coğrafi bir çizgi değildir. Aynı zamanda tarihsel aklın, jeopolitik denge anlayışının ve bölgesel sağduyunun da ürünüdür.
Bugün dünyanın birçok bölgesinde sınırlar sürekli değişirken, Türkiye–İran sınırının 400 yıldır korunmuş olması tesadüf değildir. Çünkü bu sınır, iki kadim devletin çatışmayı değil dengeyi tercih ettiğinin kanıtıdır.

1618 yılında imzalanan Serav Antlaşması, ardından 1639’daki Kasr-ı Şirin Antlaşması…

Bu anlaşmalarla çizilen hat, bugünkü Türkiye–İran sınırının temelini oluşturdu. O günden bugüne iki ülke arasında büyük bir savaş yaşanmadı. Sınır değişmedi. Haritalar değişti, imparatorluklar yıkıldı, rejimler değişti ama bu sınır kaldı.

Bu gerçek, başlı başına önemli bir jeopolitik ders değil midir?

Bugün Türkiye’yi İran’la karşı karşıya getirmeye çalışan akıl, aslında bölgeyi yeniden dizayn etmek isteyen emperyal akıldır. Çünkü tarih boyunca emperyal güçlerin en büyük korkusu, bölge ülkelerinin birbiriyle çatışmaması olmuştur.

Ortadoğu’da savaşın olduğu her yerde bir kazanan vardır: O da emperyalizmdir.
Irak savaşı kime yaradı?
Suriye savaşı kime yaradı?
Afganistan savaşının kazananı kim oldu?
Hiçbiri bölge halklarına refah getirmedi.
Hiçbiri güvenlik sağlamadı.
Ama hepsi emperyal projelere hizmet etti.
Bugün aynı senaryo Türkiye ve İran üzerinden sahnelenmek isteniyor.

Oysa İran dediğimiz ülke sadece Farslardan oluşan bir devlet değildir. İran nüfusunun önemli bir kısmı Türk kökenlidir. Azerbaycan Türkleri, Kaşkay Türkleri, Türkmenler… İran’ın siyasi, askeri ve bürokratik yapısında Türk kökenli unsurlar tarih boyunca belirleyici rol oynamıştır.

Bugün bile İran’ın en güçlü liderlerinden biri olan Ali Hamaney Türk kökenlidir.
İran Cumhurbaşkanlarından Mahmud Ahmedinejad Türk kökenli olduğu bilinen isimlerdendir.
Tarihsel olarak baktığımızda İran’ı yöneten hanedanların önemli bir bölümü de Türk kökenlidir: Safeviler, Afşarlar, Kaçarlar…
Bu gerçekler ortadayken Türkiye ile İran’ı karşı karşıya getirmek, sadece jeopolitik bir hata değil, aynı zamanda tarihsel akla da ihanettir.

Evet, Türkiye ile İran arasında farklılıklar vardır. Ama bu farklılıklar etnik değil, mezhepseldir. Bir tarafta Sünni çoğunluk, diğer tarafta Şii ağırlık…
Ama mezhepler savaş sebebi değil, zenginliktir.
Bugün Türkiye ile İran arasında bir savaş çıkması, sadece iki ülkeyi değil, tüm bölgeyi ateşe atar.

Enerji hatları kesilir.
Ticaret durur.
Göç dalgaları büyür.
Güvenlik dengesi sarsılır.

Peki bu savaş kime yarar?

Bölge ülkelerine değil.
Türk milletine değil.
İran halkına değil.
Sadece dışarıdan bölgeyi dizayn etmek isteyenlere…

Bugün aklıselimle hareket etmek zorundayız.
Türkiye’nin düşmanı, komşularıyla barış içinde yaşayan Türkiye değildir.
Türkiye’nin gücü, sınırlarında savaş olan Türkiye değildir.
Türkiye’nin gücü, istikrarlı ve güçlü bir bölge inşa eden Türkiye’dir.
400 yıldır savaşmayan iki komşunun, bir anda düşman haline getirilmesi tesadüf değildir.

Bu, planlı bir stratejidir. Ama tarih bize şunu gösteriyor: Bu topraklarda emperyal planlar hep kurulmuştur. Ve bu millet, bu planları her zaman bozmuştur.
Bugün yapılması gereken bellidir: 400 yıllık aklı korumak. Çünkü savaş başlatmak kolaydır. Ama 400 yıllık barışı korumak, devlet aklı ister. Ve Türkiye’nin ihtiyacı olan şey, işte tam da bu devlet aklıdır.

Savaş Kimin Savaşı? 400 Yıllık Sınırı Kim Bozmak İstiyor?
Yorum Yap

Yorumlar kapalı.

Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.

Giriş Yap

Halk Meclisi Haber ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Bizi Takip Edin