Ömer Çam
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Türk’ün Kader Günü 24 Nisan 1920..

Türk’ün Kader Günü 24 Nisan 1920..

featured
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

24 Nisan 1920… Tarihin sıradan bir günü değil; bir milletin yeniden doğuşunun, kendi kaderine sahip çıkışının ve iradesini dünyaya haykırışının adıdır. Bir gün önce kapılarını açan Türkiye Büyük Millet Meclisi, aslında yüzyıllardır bastırılmış bir hakikatin ete kemiğe bürünmesiydi: Türk milleti artık kendi kaderinin tek ve gerçek sahibidir. Ve bu kutlu çatının başına, milletin sinesinden çıkan o büyük önder, Mustafa Kemal Atatürk seçildi.

Bu seçimi sadece bir “görevlendirme” olarak görmek, tarihe haksızlık olur. Çünkü bu karar, Türk milletinin kendi varlığına sahip çıkma iradesinin en açık ilanıdır. Bu karar, “Artık söz de karar da milletindir” diyen bir anlayışın, fiilen hayata geçirilmesidir. Bu karar, yıkılmış bir imparatorluğun küllerinden doğan bir milletin, ayağa kalkarak “Ben buradayım” demesidir.

Düşünün o günleri… Başkent işgal altında, ordular dağıtılmış, ekonomi çökmüş, umutlar tükenmiş. Yüzyılların devleti fiilen teslim alınmış. Ama Anadolu’nun bağrında bir ateş yanıyor. O ateş ne silahla söndürülebilir ne de baskıyla bastırılabilir. Çünkü o ateş, bir milletin bağımsızlık inancıdır. İşte 24 Nisan 1920’de, o inanç bir kuruma, bir iradeye, bir güce dönüşmüştür.

Mustafa Kemal Atatürk’ün Meclis Reisliğine seçilmesi, sadece bir liderin belirlenmesi değildir. Bu, milletin kendi içinden çıkan bir önderle kaderini yazma kararlılığıdır. O, gücünü saraydan değil milletten almıştır. O, makamın değil, milletin adamıdır. Bu yüzden onun liderliği; buyuran değil, yol gösteren; hükmeden değil, milletle birlikte yürüyen bir liderliktir.

Bu noktada egemenlik kavramının ne kadar büyük bir anlam taşıdığını görmek gerekir. Egemenlik, sadece bir yönetim biçimi değil; bir onur meselesidir. Bir millet ya egemendir ya da değildir. Arası yoktur. Türk milleti, 24 Nisan’da bu gerçeği bütün dünyaya ilan etmiştir. Artık hiçbir güç, Türk milletinin iradesinin üzerinde değildir. Artık hiçbir makam, milletten üstün değildir. Artık hiçbir karar, milletin onayı olmadan meşru değildir.

Bu anlayış, sadece o günün değil, bugünün ve yarının da en büyük güvencesidir. Çünkü egemenlik, bir kez kazanılıp bırakılacak bir hak değildir. O, her neslin sahip çıkması gereken bir emanettir. Atatürk’ün Meclis başkanlığına seçildiği gün, aslında her Türk evladına şu sorumluluk yüklenmiştir: Bu iradeyi koruyacaksın, bu bağımsızlığı yaşatacaksın, bu millete asla boyun eğdirmeyeceksin.

Bugün geriye dönüp baktığımızda, o gün atılan adımın ne kadar hayati olduğunu daha iyi anlıyoruz. Eğer o gün millet iradesi bu kadar güçlü bir şekilde ortaya konmasaydı, ne Kurtuluş Savaşı aynı inançla yürütülebilirdi ne de bağımsız bir devlet kurulabilirdi. Çünkü bir milletin en büyük gücü, silahı ya da zenginliği değil; kendi iradesine olan inancıdır.

24 Nisan 1920, işte bu inancın tarih sahnesine çıktığı gündür. O gün Türk milleti, “Ben esir olmam” demiştir. O gün Türk milleti, “Benim kaderimi ben yazarım” demiştir. O gün Türk milleti, “Egemenlik benimdir” demiştir.

Bu söz, sadece geçmişe ait bir hatıra değildir. Bu söz, bugün de geçerlidir. Bu söz, yarın da geçerli olacaktır. Çünkü Türk milleti var oldukça, onun iradesi de var olacaktır. Atatürk’ün açtığı o yolda yürüyen her nesil, bu gerçeği yeniden ve yeniden haykıracaktır.

24 Nisan 1920 bir tarih değil, bir duruştur. Bir milletin kendine olan inancının, bağımsızlık aşkının ve egemenlik kararlılığının adıdır. O gün Ankara’da yükselen irade, sadece bir Meclis’i değil; bir milletin sonsuza kadar sürecek özgürlük yürüyüşünü başlatmıştır.

O yürüyüşün adı nettir: Türk milleti, Atatürk ve vazgeçilmez olan milli egemenlik.

Türk’ün Kader Günü 24 Nisan 1920..
Yorum Yap

Yorumlar kapalı.

Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.

Giriş Yap

Halk Meclisi Haber ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Bizi Takip Edin