Kadir Uğur Yılmaz
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Yorum-Analiz
  4. Gerçek Şeytanı Taşlamak

Gerçek Şeytanı Taşlamak

featured
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Her yıl milyonlarca Müslüman, hac ibadetinin en anlamlı ritüellerinden biri olan şeytan taşlama ibadetini yerine getirir. Bu ibadet, aslında bir semboldür. Nefse, kötülüğe, zulme, haksızlığa ve insanlığı karanlığa sürükleyen anlayışlara karşı bir duruştur. Şeytan taşlama; öfkenin değil, bilincin; nefretin değil, adalet arayışının sembolüdür.

Ancak son günlerde sosyal medyada dolaşan bazı görüntüler, bu sembolün nasıl yanlış anlaşıldığını da gösteriyor. Bazıları şemsiye ile tüfek taklidi yapıyor, bazıları roket fırlatır gibi taş atıyor. Görüntüler ilk bakışta mizah gibi görünse de aslında derin bir gerçeği ortaya koyuyor: Müslüman dünyası gerçek şeytanın kim olduğunu arıyor.

Peki gerçek şeytan kim?

Dünyanın dört bir yanında savaş çıkaran, ülkeleri bölüp parçalayan, milyonlarca insanı yurdundan eden, enerji kaynakları uğruna şehirleri yakıp yıkan güçler kim?

Ortadoğu’yu onlarca yıl istikrarsızlığa mahkûm eden, Irak’ı işgal eden, Afganistan’ı yıkıma sürükleyen, Suriye’yi parçalanmanın eşiğine getiren, Gazze’de yaşanan dram karşısında sessiz kalan hatta destek veren güçler kim?

Bu soruların cevabını dünya kamuoyu çok iyi biliyor.

Bugün Müslüman dünyasının vicdanında “büyük şeytan” olarak görülen politikalar, güç ve çıkar merkezli küresel müdahalelerdir. Bu müdahalelerin sahadaki uygulayıcıları ise bölgesel gerilimleri büyüten, savaş politikalarını besleyen yapılardır.

Ancak burada önemli bir ayrım yapmak gerekir.
Gerçek şeytan taşlama; öfkeyle, vandalizmle, saldırganlıkla olmaz.
Gerçek şeytan taşlama; bilinçle, birlikle ve güçle olur.

Bir millet, öfke ile değil; bilimle taş atar.
Bir devlet, sloganlarla değil; diplomasiyle taş atar.
Bir toplum, kaosla değil; üretimle taş atar.

Tarihe baktığımızda güçlü olan toplumların şeytanı taşlamak için taş değil; akıl kullandığını görürüz.

Osmanlı, üç kıtaya hükmederken öfke ile değil; strateji ile büyüdü.
Cumhuriyet kurulurken, Türkiye bağımsızlığını sloganlarla değil; kararlılıkla kazandı.
Atatürk’ün “Yurtta sulh, cihanda sulh” sözü, aslında şeytanı taşlamanın en güçlü formülüdür.

Çünkü güçlü devlet; savaş çıkarmayan ama savaşa hazır olan devlettir.
Güçlü millet; bağıran değil, üreten millettir.
Güçlü toplum; öfkesini yöneten toplumdur.

Bugün Müslüman dünyasının ihtiyacı; taş atmak değil, güç inşa etmektir.
Bilimde güçlü olmak, ekonomide güçlü olmak, teknolojide güçlü olmak…

İşte gerçek şeytan taşlama budur.

Eğer bir millet savunma sanayisini geliştiriyorsa, işte o taş atıyordur.
Eğer bir millet enerji bağımsızlığını kazanıyorsa, işte o şeytanı taşlıyordur.
Eğer bir millet birlik içinde hareket ediyorsa, işte o şeytanı yeniyordur.

Öfke geçicidir.
Güç kalıcıdır.
Müslüman dünyasının ihtiyacı öfke değil; akıl, birlik ve stratejidir.
Çünkü gerçek şeytan taşlama, taşla değil; güçle yapılır.

Gerçek Şeytanı Taşlamak
Yorum Yap

Yorumlar kapalı.

Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.

Giriş Yap

Halk Meclisi Haber ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Bizi Takip Edin