Simge ERCİYAS
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Yargı
  4. Limanlar Bizimdir: Anayasa’dan Montrö’ye, Egemenlik Oyunu

Limanlar Bizimdir: Anayasa’dan Montrö’ye, Egemenlik Oyunu

Türk Milleti, Ukrayna-Suriye ticaretinin Türk limanlarını lojistik üssü yapma girişimine “Hayır” diyor. Anayasa’nın milli egemenlik ve bağımsızlık hükümleri ile Montrö Sözleşmesi’nden doğan haklar vurgulanarak, Karadeniz-Akdeniz hattının yabancı vekalet savaşlarının karargâhı olmasına karşı çıkılıyoruz. Limanlar ve boğazlar Türk’tür, Türk kalacaktır.

featured
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Türk Milleti’nin sesi bir kez daha yükselmeli. Gündemin değişmesine izin verilmeli:
“Yeni ticaret otoyolu”, “lojistik hub”a “Hayır!”

İktidar medyasının “yeni ticaret otoyolu”, “lojistik hub” masallarına karşı milletin cevabıdır.
Ankara-Şam-Kiev üçgeninde kurulan mekanizma, Karadeniz’den Akdeniz’e uzanan milyarlarca dolarlık bir oyunun parçası olarak sunuluyor. Ukrayna Dışişleri Bakanı Andriy Sıbiga’nın duyurduğu üçlü güvenlik-lojistik iş birliği, Zelenskiy’nin Şam ziyaretiyle taçlandı. Lojistik, gıda güvenliği, deniz ulaşımı ve ticaret güvenliği başlıkları ön planda.
Peki bu “iş birliği”nin gerçek bedeli ne?
Türk limanları, Ukrayna-Suriye ticaretinin “ana karargâhı” ve lojistik üssü haline mi gelecek?
Ukrayna Suriye’de Rusya’ya karşı rekabet alanı açarken, Suriye İsrail’e karşı pozisyonunu güçlendirirken, bu oyunların lojistik merkezi biz mi olacağız?

Siyasi analiz yapmadan önce gerçekleri ortaya koyalım.
Nisan 2026 itibarıyla Türkiye-Suriye-Ukrayna arasında kurulan mekanizma, sadece ekonomi değil; Karadeniz-Akdeniz hattında jeopolitik bir yeniden dizaynın parçası.  

Montrö Sözleşmesi’ni tavizsiz uygulayan Türkiye, bölgedeki savaşan taraflara kapıları kapatarak “güvenlik sağlayıcısı” rolüne soyunuyor. Irak Kalkınma Yolu, Zengezur koridoru ve Suriye limanlarının yeniden canlanmasıyla Asya-Körfez-Afrika ticaretinin kilit noktası Suriye üzerinden Türkiye’ye kayıyor. Bazı Türk şirketleri (örneğin Safi Holding) Ukrayna ve Suriye’de liman yatırımı peşinde. Medyada “milyarlarca dolarlık pasta” diye pazarlanan bu senaryo, aslında vekalet savaşlarının lojistik altyapısını Türkiye’nin sırtına yüklüyor.

Burada durup Anayasa’ya bakmak şart. Çünkü mesele sadece ekonomi değil; milli egemenlik meselesi.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 3. maddesi derki: “Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür.” Limanlar, boğazlar ve deniz egemenliğimiz bu bütünlüğün ayrılmaz parçasıdır.
Anayasa’nın 5. maddesi devletin temel amaç ve görevlerini sıralarken şunu emreder: “Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini… korumak.”
Yabancı güçlerin vekalet savaşlarını Türk limanları üzerinden yürütmek, bu görevi ilhak etmek değil midir?
Anayasa’nın 6. maddesi ise egemenliğin kaynağını net olarak ortaya koyar: “Egemenlik, kayıtsız şartsız Milletindir. Türk Milleti, egemenliğini, Anayasanın koyduğu esaslara göre, yetkili organları eliyle kullanır. Egemenliğin kullanılması, hiçbir surette hiçbir kişiye, zümreye veya sınıfa bırakılamaz.”

Elbette dünyanın en güçlü Anayasası olan Türk Anayasası, burada durmuyor.
Madde 90, uluslararası anlaşmaların onayını TBMM’ye bağlar ve Anayasa’ya aykırı anlaşmaların geçersiz sayılacağını hükme bağlar. Montrö Boğazlar Sözleşmesi (1936) ise Türkiye’ye boğazlar üzerinde tam egemenlik verir. Savaş gemilerinin geçişini sınırlama, barış zamanı sivil gemilere serbest geçiş sağlama yetkisi tamamen Türk devletindedir. Lozan’dan Montrö’ye uzanan mücadele, boğazları “Türk kilidi” haline getirmiştir.

Şimdi aynı boğazlar ve limanlar, Ukrayna’nın Rusya’ya karşı Suriye’de açtığı yeni cephenin lojistik üssü mü olacak? Yoksa Suriye’nin İsrail’e karşı güçlenmesinin karargâhı mı?

Bunların gerçekleştirilmesi, Anayasa’nın “bağımsızlık ve bütünlük” emrinin doğrudan çiğnenmesi anlamına gelir.

Politik açıdan bakınca tablo daha da netleşiyor.
Türkiye, Ukrayna’ya siyasi ve insani destek verirken Rusya ile dengeyi koruyor; Suriye ile normalleşmeyi ilerletirken terör tehdidini sınırlarının ötesinde tutuyor. Ancak bu üçlü mekanizma, Türkiye’yi “garantör” kisvesi altında piyonlaştırıyor.
Ukrayna Karadeniz’de Rusya’ya karşı koyabilmek için Türkiye’ye bel bağlıyor;
Suriye ise yeniden yapılanmada Türk limanlarını lojistik köprü olarak görüyor.
Sonuç?
Karadeniz-Akdeniz hattı, yabancı rekabetin çatışma alanı haline geliyor. Bir yandan Hürmüz ve Kızıldeniz’deki tıkanıklıklar nedeniyle ticaret Türkiye’ye kayıyor, öte yandan bu “fırsat” milletin egemenlik hakkını yabancı aktörlerin lojistik karargâhına dönüştürüyor.

Ekonomik fayda var mı?
Elbette.
Lojistik gelir, istihdam, liman işletmeciliği… Ama milli egemenlik pazarlık konusu olmamalı!

Anayasadan devam edelim.
Anayasa’nın 5. maddesi
“Ülkenin maddi ve manevi varlığının gelişmesi”ni hedeflerken, bunu yabancı güçlerin stratejik oyunlarıyla riske atmak, sosyal hukuk devletinin ruhuna aykırı olarak değerlendirir ve bunu yapan siyasi yönetimi ceza hukukuna bağlar.

Türk limanları Türk Milletine aittir ne Ukrayna’nın ne Suriye’nin ne de başka bir devletin “ana üssü” olamaz. Boğazlarımız Montrö ile korunduğu gibi, limanlarımız da Anayasa’nın korumasındadır.

En nihayi konu ise Türk Milleti “Hayır” diyor olması.
Millet rağmen yapılan her iş-işleyiş-yasa ve eylemin Türk tarihi hakikatinde nasıl sonuçlandığını tüm dünya biliyor. Tarih Türk’ sadece kendine güvenmesini acı sonuçlarla öğretti. Coğrafi avantajımızı peşkeş çekmek, bağımsızlık bedelini ağır ödetir. İktidarın “stratejik derinlik” diye pazarladığı bu oyun, aslında Anayasa’ya aykırı bir egemenlik transferidir.

Limanlar bizimdir, Türk’ündür ve Türk kalacaktır.
Karadeniz’den Akdeniz’e uzanan yol, yabancıların çatışma koridoru değil; Türk egemenliğinin demirbaşı olacaktır. Milletimiz uyanık olduğu sürece ne Anayasa ne Montrö ne de milli irade de esnetilemez/devredilemez/devredilmesi teklif dahi edilemez.

Limanlar Bizimdir: Anayasa’dan Montrö’ye, Egemenlik Oyunu
Yorum Yap

Yorumlar kapalı.

Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.

Giriş Yap

Halk Meclisi Haber ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Bizi Takip Edin