Dr.Koray Topçu
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Elli yıldan uzun devam eden Kıbrıs barışı kimi rahatsız ediyor?

Elli yıldan uzun devam eden Kıbrıs barışı kimi rahatsız ediyor?

featured
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Sabahın erken saatleriydi. Normalde okullar tatil o nedenle geç uyanırdım. O gün anamın ağlaması ile uyandım. “National” marka televizyon açıktı ve gözlerindeki tikleri saklayamayan Bülent Ecevit “Kıbrıs’a savaşa değil orada barışı kurmaya gidiyoruz” diyordu. Alel acele yapılan bir haber çekimiydi görüntüler kötüydü. Sokaklarda tam bir suskunluk vardı, esnaflar dükkanlarının pencerelerine Türk bayrakları asmaya başladılar, televizyonda kahramanlık türküleri çalınmaya başladı ve işte o gün başladı Kıbrıs’da barış.

Türkler Anadolu’nun şefkatli bağrına misafir olup, vatan yaptıktan sonra hızla tüm Anadolu ve Akdeniz’i ele geçirdiler. Osmanlı İmparatorluğu 1571’de eyalet haline getirdi Kıbrıs’ı ve Karaman Eyaletinden, bakın bu çok önemlidir; Karaman eyaletinden Türkler adaya yerleştirildi. 1745’te ada nüfusunun dört de üçü Türk nüfusu idi. 1878’de ada İngilizler’e doksan iki bin altına kiralandı. Osmanlı bu kiralamayı yaparak aslında adayı savaşmadan teslim etmişti. İngilizler adada Rum hakimiyetine göz yumdular ve Türkleri yok saydılar.

1930 lardan başlayarak Kıbrıs’ın Yunanistan’a ilhakı yani enosis fikri ile kurulan Rum çetelerine gizli saklı yardım eden İngilizler ve açıkça destekleyen Yunanlılar nedeniyle yüzyıllardır süren barış bozuldu.

1960 yılında üç ülkenin garantörlüğünde kurulan Kıbrıs Cumhuriyeti’nin sürdürülemeyeceği belliydi. Enosis fikirlerinden vazgeçmeyen ve İngiliz oyunları ile adada nüfus hakimiyetini eline geçiren Rumlar Türkleri taciz etmeye ve etraflarını çevirip boğmaya çalıştılar. Türkiye uzun yıllar boyunca Türk nüfusu korumak için diplomatik yoldan mücadele etti ve askeri olarak sivil milis gücünü yani TMT yi kurdu. Rum papazı Makarios bu şapşal cumhuriyetin başına geçti.

Nikos Samson denilen EOKA terör örgütünün katili 15 Temmuz 1974’te bir darbe yaptı, Makarios Kıbrıs’dan kaçtı. EOKA’cılar Türkleri şehit etmeye başladı ve toplu katliam riski nedeniyle aslında çok uzun yıllardır hazırlığı yapılan “Kıbrıs Barış Harekâtı” 20 temmuzda adaya asker çıkarmamız ile başladı. Türkler yine imkansızı başarmış 40 bin kişilik bir ordu gücünü çıkartma yaparak adaya indirmişti. Ada’da bizim gelişimizi gözyaşları ile izleyen kişi “Toros” kod adıyla Rauf Denktaş’dı. Birkaç gün içerisinde görüldü ki eğer bir az daha geç kalınsa Kıbrıs Türk’ü diye bir nüfus kalmayacak. Bu iki aşamalı harekatın sonunda Kıbrıs milletlerine barış geldi.

Bu barış iklimi ve Türkler isterlerse yaparlar cesaretini Amerika ve İngiltere hiç affetmedi. Önce ambargolar, sonra NATO yolu ile şiddetli baskılar, Türkiye’de anarşi ortamı yaratarak kardeş kavgalarını körüklemek ardından meşhur 12 Eylül darbesi. Onların çocuklarının yaptığı bu darbenin sonuçları çok ağır oldu. Binlerce aydın, vatansever tutuklandı, idamlar ile siyasi iklim susturuldu. Tekrar siyaset başladığında zaten geride de çok insan kalmamıştı.

Bu siyasi değişim ile yetinmeyen emperyalist dünya önce PKK ile Türkiyeyi oyaladı, ASALA ile cezalandırdı, FETÖ ile orduyu güçsüzleştirdi, ihtilal yapmaya çalışarak iç dengeleri bozmaya çalıştı.

Kıbrıs hayali hiç bitmeyen Yunanistan ve İngiltere Kıbrıs için bir takım masa oyunları ile bu haklı mücadeleyi durdurmak için hiç ara vermeden çalışıyor. Rum kesimini Avrupa Birliğine alarak Avrupa’da tarafını belli etti. Biz bu sürede Toros’u dinlemek yerine bize ait toprakları verebilme geniş midesine sahip sözde politikacıları dinledik. Sıcak Kıbrıs topraklarında Şehit olan Anadolu evlatlarına rağmen Kıbrıs’ı birleştirme yalanı ile Rumlaştırma planlarına gerekli direnci gösteremedik. Kıbrıs’ın bir Türk adası olduğu gerçeğini kabul ettiremedik, bırakın bunu, savaş ile kazandığımız alanları bile tam korumayı başaramadık.

Şimdi oluşan coğrafi ve siyasi değişiklikler Avrupa ve Amerika’nın Kıbrıs’ı neden istediğini ortaya koyuyor. Kıbrıs’ın Hazar havzası Irak ve Suriye belkide İran hidrokarbon yataklarının Avrupa’ya taşınması için bir ara liman ve dağıtım noktası olarak stratejik önemi çok yüksek. Bu alanı Türk’e bırakmak istemiyorlar. Kıbrıs’ın binlerce yıldır var olan stratejik önemi şekil değiştirerek yeniden güncelleniyor. Bu durumu iyi okumak ve hızla önlem almak zorundayız. İngilizlere kiralanan bu nedenle savaşarak yeniden almak zorunda kaldığımızı unutmamak, bununla ilgili ciddi planları ortaya koymamız gerekli. Kıbrıs Akdeniz’de bir ada değil aynı zamanda jeopolitik bir üs, Türkiyeyi koruyacak ileri bir karakol, doğu için sığınılacak bir liman.

Bugün 20 Temmuz 1974 sabahı başlayan, ilkokul öğrencisi olarak büyük bir heyecan ile takip ettiğim harekât ile yüzyılların meselesi Kıbrıs, Türk’ün barışı ile en azından şu anda elli yıldan uzun bir süredir suskunluğunu ve huzuru koruyor. Bu dengenin bozulması için çok sayıda aktör sahada. Bilmemiz gereken kaybetmek çok kolay kazanmanın çok zor ve çok maliyetli olduğu gerçeği. Yeni dünya düzeninde Türklerin ayakta kalması siyasi zeminde doğru hamlelere gerek duyuyor. Savaşmak gerekirse zaten o işi iyi yapıyoruz. Şu anda asıl olan siyasi entrikaları iyi okumak ve doğru hamleler yapmak. Kıbrıs’ı bir daha kaybetme lüksümüz yok. Bu kurtuluşta emeği olanlara, bizi umudunu hiç kaybetmeden bekleyen “Toros”a ve Kıbrıs Türklerine şükranlarımı sunuyorum. Şehidlerimizin ruhu şad olsun.

Elli yıldan uzun devam eden Kıbrıs barışı kimi rahatsız ediyor?
Yorum Yap

Yorumlar kapalı.

Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.

Giriş Yap

Halk Meclisi Haber ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Bizi Takip Edin