Sevda Güneş Kıran
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. 15 Temmuz: Milletin İradesi, Devletin Namusu

15 Temmuz: Milletin İradesi, Devletin Namusu

featured
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Tarih…

Bazen mürekkeple yazılır.

Bazen…

Doğrudan canla, kanla.

15 Temmuz gecesi, bu aziz milletin hafızasına o kızıl mürekkeple kazındı.

Hesaba Katılmayan Kodlar

O gece gökten ölüm yağdı.

Sirenler çaldı.

Tanklar, palet şakırtılarıyla Ankara’nın, İstanbul’un caddelerini, milletin iradesini ezmeye kalktı.

Milletin alın teriyle, vergisiyle alınan uçaklar, yine o milletin tepesine alçaldı.

Plan kusursuzdu.

Arşivler incelenmiş, kozmik odalara girilmiş, devletin kılcal damarlarına kadar sızılmıştı.

Her şey hesaplanmıştı.

Bir tek şey hariç…

Türk milletinin genetik hafızası.

Çünkü bu topraklarda vatan denilen şey, haritada cetvelle çizilmiş bir sınır çizgisi değildir.

Vatan;

Kürşad’ın saray basan kırk çerisinin çığlığıdır.

Malazgirt’te Alparslan’ın giydiği beyaz kefendir.

Söğüt’te dikilen o çınarın ilk köküdür.

Çanakkale’nin siperindeki o yarım tayındır.

Sakarya’nın çamuruna karışmış yorgun, uykusuz ama mağrur asker postalıdır.

Ve o gece arkasına bakmadan, “vatan” diyerek sokağa fırlayan her bir evladın göğsündeki sarsılmaz imandır.

İhanetin adı değişir.

Yüzü değişir.

Dün dışarıdaydı, bugün içeriye sızar.

Maşası değişir.

Ama bu milletin çelikten iradesine çarptığı an alacağı cevap hiç değişmez.

Devletin Namusu: Adalet, Liyakat, Arşiv

Sadece ağlamak yetmez.

Sadece dövünmek, sadece yılda bir gün süslü nutuklar atmak yetmez.

Anlamak gerekir.

Sorgulamak gerekir.

Bir devleti ayakta tutan şey sadece ordusunun büyüklüğü, silahının menzili değildir.

Devletin asıl zırhı adalettir

Asıl kalkanı hukuktur

Asıl gücü liyakat ve devlete sadakattir.

Eğer devletin anahtarlarını liyakate değil de aidiyetlere teslim ederseniz…

Günü gelir, o anahtarlarla devletin kapısını arkadan kilitlerler.

Kurumlar ciddiyetle, tarikatların ya da kliklerin değil, sadece Türk devletinin emrinde çalıştığı sürece o sinsi sızmalar, o hain tuzaklar daha kurulmadan yerle bir olur.

Güçlü bir devlet, cemaatlerin gölgesinde değil; adalete inanan, onurlu ve eşit vatandaşların omuzlarında yükselir.

Şehitlerimize olan gerçek borcumuz, sadece her yıl aynı gün meydanlarda protokol sıralarında boy göstermek değildir.

Onların bize emanet ettiği bu Cumhuriyeti;

 * Atatürk’ün çizdiği o tam bağımsızlık rotasında tutmak,

 * Demokrasiyle, hukukla taçlandırmak,

 * Milli birliği amasız, fakatsız, pazarlıksız korumaktır.

Ve en önemlisi; bayrağın gölgesinde ayrışmayı değil, birliği büyütmektir.

Biz Bu Vatanı Sokakta Bulmadık

Ay yıldız, gökyüzünde dalgalanan bir kumaş parçası değildir.

Bir milletin namusudur.

Bir devletin hafızasıdır.

Biz bu topraklarda diz çökersek, sadece yorulduğumuz için diz çökeriz.

Şöyle bir soluklanmak için…

Ama teslim olmak için?

Asla!

Unutmayalım:

Vatan nöbeti, yılda bir gece meydanlarda tutulmaz. Vatan nöbeti; her gün dürüstçe çalışarak, liyakatle üreterek, devlete sızmaya çalışan her türlü gayrimilli odağa karşı uyanık kalarak ve en önemlisi vicdanla tutulur.

Aziz şehitlerimizi rahmetle, kahraman gazilerimizi minnetle anıyorum.

Hafızamız taze.

İrademiz çelik.

Vicdanımız her daim nöbettedir.

15 Temmuz: Milletin İradesi, Devletin Namusu
Yorum Yap

Yorumlar kapalı.

Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.

Giriş Yap

Halk Meclisi Haber ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Bizi Takip Edin