Kadir Uğur Yılmaz
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Kitap yüklü merkepler!

Kitap yüklü merkepler!

featured
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

**Çürüyen Toplumun Aynası: Kuralsızlık, “Ayrık Otları” ve Neden Kitap Yüklü Merkepler Olduk?**

Sevgili Koray Topçu hocamız dün kaleme aldığı *“Bizi bize kırdırıp bizi istila ettiler”* başlıklı o kıymetli köşe yazısında, içimize sızan ayrık otlarını, sahtekarları ve dümencileri tam on ikiden vurarak harika bir analiz sunmuş. Yazıyı henüz okumamış olanlar için de linkini buraya bırakıyorum; mutlaka göz atmanızı tavsiye ederim.

Hocamın tespitlerine sonuna kadar katılmakla beraber, bu derin meseleye hem ona bir selam göndermek hem de siz değerli okurlarıma farklı bir pencere açmak adına birkaç hayati dipnot eklemek istiyorum.

Benim bu konudaki inancım ve her fırsatta dile getirdiğim düsturum bellidir: **”İdeal toplum, ideal iktidarı yaratır; ama ideal iktidarlar asla ideal toplum yaratamaz.”** Çünkü yukarıdan aşağıya ne kadar kusursuz bir sistem kurmaya çalışırsanız çalışın, ahlaki kalitesi düşük, köhnemiş kitlelerden her zaman büyük bir direnç görürsünüz.

Gelin, Cumhuriyetimizin kurucu kodlarına ve bizzat Mustafa Kemal Atatürk’ün vizyonuna bakalım. Kurulan kurumlara dikkat edin: *Milli Öğretim* demiyor, **Milli Eğitim** diyor. *Spor Bakanlığı* demiyor, **Beden Terbiyesi** diyor. İşte bütün şifre, bütün kurtuluş reçetesi bu kelimelerde gizlidir!

Eğitim, öğretim demek değildir. Öğretmek ve öğrenmek sadece bilgiyle, hafızayla alakalıdır. Oysa **eğitim, doğrudan karakterle ve ahlakla alakalıdır.** Bugün dünya, heybesi bilgi dolu ama ruhu çürümüş, ahlaksız, karaktersiz insanlarla dolu. Biz ne yazık ki toplumu eğitmeyi başaramadık. Eğitemediğimiz için de sokaklarımız; her şeyi ezberlemiş, diplomalar almış ama kadim tabirle sadece birer **”kitap yüklü merkep”** haline gelmiş insanlarla dolup taştı.

Peki, bu süreçte bizim suçumuz neydi?

Bizim suçumuz; kibar, eğitimli, nezaketli ve saygılı kaldıkça onların alanını genişletmemiz oldu. Biz sustukça onlar küstahlıkta, sahtekarlıkta sınır tanımadılar. Öyle bir arsızlık eşiği aşıldı ki, bugün artık arkasında durdukları yanlışlar için bırakın mahcup olmayı, gözümüzün içine baka baka *”Utanmıyoruz! Niye utanalım?”* diyebilecek kadar yüzsüzleştiler. Daha da acısı, kendileri gibi olan güruhlar da bu yüzsüzlerin arkasında kale gibi durdu.

Allah aşkına bir an durun ve dürüstçe düşünün: Biz toplum olarak yanlış insana hak ettiği cezayı verip, onu aramızdan tecrit ediyor muyuz?

 * Mercimeğe taş katan esnafa ne yapıyoruz?

 * Ekmediği tarlaya devletten destek alan sahtekar çiftçiye nasıl bakıyoruz?

 * Tefeciye, faizciye, kumarcıya toplumda nasıl yer açıyoruz?

 * Bozulmuş etleri sucuk yapıp soframıza süren kasaba, tarihi geçmiş peynirden kaşar imal eden imalatçıya tepkimiz ne oluyor?

 * Şikeciye, çarşıda pazarda savunmasız çocuklarımıza saldıran, can alan katillere hak ettikleri cezayı veriyor muyuz?

 * Bize gözümüzün içine baka baka yalan söyleyip sözünde durmayana, “ortaklık” diye girip ticarete hile karıştırana “İbretiâlem olsun” diye hak ettiği bedeli ödetiyor muyuz?

Maalesef hayır.

Bugün gıpta ile baktığımız Avrupa’da işleyen şey kurallardır; bizde ise her deliği tıkayan o meşhur “ahbap-çavuş” ilişkisi. Avrupa’da öğretim sistemi bizimkinden katbekat üstün ya da muhteşem falan değil. Ancak orada herkes için eşit uygulanan kurallar var. Uygulanmak zorunda! Çünkü biliyorlar ki, kural bir kez esnerse, o toplumda artık hiç kimsenin can ve mal güvenliği kalmaz. Bizde ise maalesef o çürütücü slogan dillerden düşmüyor: *”Kurallar çiğnenmek içindir!”* İşte bizi bitiren, içimizi kemiren o ilkel kafa tam olarak budur.

Sözün özü azizim;

Yalancı, dolancı, üçkağıtçı ve ahlaksız güruh karşısında artık **”kol kırılır yen içinde kalır”** diyerek susma lüksümüz yoktur. Susmak, suça ortak olmaktır. Bu tipleri sineye çekerek değil; tam aksine onları toplum önünde tek tek **ifşa ederek**, sokakta karşılaştığımızda bir daha selam dahi vermeyerek, onları yalnızlığa ve sosyal ölüme mahkum ederek cezalandırabiliriz.

Unutmayalım ki; yozlaşmış bir toplumun adil ve müreffeh bir devlete kavuşması eşyanın tabiatına aykırıdır. Temizlik önce kendi mahallemizden, kendi sokağımızdan ve o ayrık otlarını bünyemizden temizlemekle başlayacaktır.

Kitap yüklü merkepler!
Yorum Yap

Yorumlar kapalı.

Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.

Giriş Yap

Halk Meclisi Haber ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Bizi Takip Edin