Haftalardır Ankara’nın göbeğinde bir parkta gazilerimiz haklarını aramak için eylem yapıyor. Yanlış duymadınız Gazilerimiz haklarını arıyor. Uzuvlarını, bedenlerinin bir kısmını vatan için, Türkiye’nin güvenliği ve huzuru için, gözünü kırpmadan feda etmiş Gazilerimiz, hakları için mücadele ediyor. Er erbaş gazi ile muvazzaf askeri personelin gazilik ve şehitlik hakları aynı olmadığı, yararlanılan haklar bakımından ciddi farklar olduğu için bu eylem.
Terör ile mücadele ederken aynı saflarda duranlar, Gaziliklerinde ya da Şehit olduklarında rütbelerine göre değerlendiriliyorlar. Sanki şehadet ya da gazilik rütbeye göre oluyor. Hoş bu memleketin güzel yürekli evlatlarının şehadeti sonrasında bayrak asılan evleri görünce, o sıvasız badanasız evler, bize bu devlet için kimin öldüğünü gösteriyor ya, konumuz bu değil. Konumuz; aynı cephede savaşanların bedenlerine saplanan şarapnel, kopan uzuvları için, şehadet’e sebep olan kurşun adres soruyor sanki. Sanki kaybedilen beden, yenilen kurşun rütbeye göre.
Türk tarihinin hiçbir döneminde şehit ve gazi için bu ayrımcılık yaşanmadı. Çünkü Türk askerini tanımlayan “mehmetçik” rütbeyi, yaşı, eğitimi tanımlamıyor, cesaret, vatanı için ölme ve öldürme arzusunu ve güçlü olmayı tanımlayan bir sıfat. “Mehmetçik” savaş meydanlarındaki kınalı kuzularının tek bir hedef için birleştiğinde durdurulamayacak nasıl bir güce dönüşebildiğinin, asaletin vicdanın ve adaletin ismi. “Mehmetçik” rütbesine bakmaksızın her durumda ve her koşulda bir ateş topuna dönüşebilen kahramanların adı. Bu birlikte hareket edebilen ve birlikte cesaret gösterebilenler sayesinde dünyada Türk egemenliğinin olmadığı bir gün bile yok.
Bu “mehmetçik” olmasaydı, 1974’te Kıbrıs’ta EOKA’cı çeteler Türk nüfusu tamamen yok edecek, çocuk çocuk herkesi katledecekti. ASALA denilen alçak Ermeni terör örgütü gizli görev ile yetkilendirilmiş “mehmetçik” ile yok edildi. Talat paşa ile başlayan ve onlarca Türk’ü şehit eden bu örgütü birkaç haftada yok eden gücün adı “mehmetçik”.
Anadolu topraklarında binlerce yıldır beraber yaşayan toplulukları birbirine düşürme amaçlı emperyal planları ile kurulan PKK denen narkoterör örgütü, öğretmenleri, kaymakamları, sağlık çalışanlarını, mühendisleri, silahsız askerleri, kundaktaki çocukları bile acımasızca öldürmeye başladığında, devletin hakimiyeti bozulup, ilçeler, sokaklar devletin kontrolünden çıktığında rütbesi sadece “mehmetçik” olan vatan evlatları göğüs, göğüse ve hiç bilmedikleri bir savaşın ortasındaydılar. Tekrar ediyorum hepsinin tek rütbesi vardı o da “mehmetçik” di. Kısa sürede gerilla savaşını öğrenen, önce iller sonra ilçeler ve köylerden bu kanlı örgütü çıkaran, korkak yaban hayvanları gibi dağda yaşamaya mecbur eden gücün adı” mehmetçik”.
Özgürce yürünemeyen caddelerde, yolculuk yapılamayan karayollarında, şantiyelerde, büyük şehirlerde alçak terör eylemlerinde ölmeyi göze alan, savaşırken cesur ama aynı zamanda şefkatli kınalı kuzuların adı “mehmetçik”
Beraber savaştılar, beraber vurulup beraber şehit ya da gazi oldular. Onların tek rütbesinin adı “mehmetçik” bu Türk tarihi boyunca hep böyle idi. Şimdi aralarında ayırım yaratarak, gaziliği, şehitliği kategorize ederek yapılmak istenen bu “mehmetçik”in ortak mücadele gücünü kırmak. Beraber olduğunda dünyanın en büyük gücü olan bu savaş makinasının dişlilerini kırarak çalışmaz hale getirmek.
Bu oyunu görüyoruz. Bunu planlayanlar bilmeli ki “mehmetçik” sabırlı ve acı ile şerbetlidir. Elbette bir parkta yatan, sağlık sorunları olan bu kahramanlar zorlu zamanlar geçiriyor ama herkes bilmeli ki onları güçlü kılan zorluklar ile yaşamayı iyi bilmeleri. Tek acıları bu oynanan oyunu anlatabilmek için parkta sabahlarken milletin yeterince desteğinin olmaması. Onlar ölmekten değil unutulmaktan çok korkuyor. Unutmayın! unutursanız nöbette uyur ve ölürsünüz. O nedenle hadi nöbete, gazilerimizin yanına!







Yorumlar kapalı.