Aziz Dolu (Atabey)
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Dincilik Belası

Dincilik Belası

featured
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Dincilik öyle bir zehirdir ki Türk’ü, Müslüman-Hıristiyan yapar birbirine kırdırır. Türk’ü, Şiî-Sünnî yapar birbirine kırdırır. Türk’ü, Yahudi yapar diğer dinlerden olan soydaşları ile düşman eder. Bir Türk hangi dine, mezhebe, meşrebe inanırsa inansın us (akıl) ile tartıp yürekten inandığı esenlik (selamet) iklimi Kök Tengri ile yani tek olan Tanrı ile arasında bir gönül bağı, bir gönül köprüsü olarak kalmalıdır. Her ikisi de birer Türk büyüğü olan Hazar’ın şahı İsmail ile Akdeniz’in padişahı Selim’in düştükleri hatadan ders alınmalı, Ebu’s Suud gibi mezhep bağnazlarına, Kuyucu Murat gibi etnik üzürlülere fırsat verilmemeli; Çorum, Maraş, Sivas diye anılan acı olaylar bir daha yaşanmamalıdır. Oğuz-Macar, Oğuz-Moğol, Oğuz-Tatar kavgaları da bir daha olmamalıdır bu topraklarda. Büyük usta Cem Karaca’dan esinlenme (ilham) ile; dincilik belasına dökülen kan Türk’ün kanıdır. Kerkük zindanına atılan can Türk’ün canıdır. Ve “Çocuklarınızı biatçı, padişahçı değil aklı başında bir milliyetçi olarak yetiştiriniz.” diyen kurucu önderimiz Gâzi Mustafa Kemal Atatürk’ün de belirttiği üzere bu asil kan sebil değildir. Olur olmaz kişilerin olur olmaz hırsları ve kavgaları uğruna olur olmaz yerlerde Türk çocuklarının kanı dökülmemelidir. Ne Amerikan çıkarları ne de Arap çölleri için.. Dahası dünyaya her zaman barış, huzur ve uygarlık getirmiş olan bu asil kan olmasa yeryüzü yaşanacak bir yer olmaktan çıkar. Çıkmaya başladığını da -şimdilerde- dünya (âlem) görmektedir.

Türk’ü, Müslüman-Tengrici diyerek birbirine kırdıran halifeler haramîler neyse; Türk’ü, Hıristiyan-Müslüman diyerek birbirine kırdıran papalar papazlar neyse; Türk’ü, Şiî-Sünnî diyerek birbirine kırdıran şahlar padişahlar da ve yine onların aklını çelen şeyhler şeyhülislamlar da odur. Tanrı’nın buyruğu üzere sürüp giden zaman yolculuğunda Türk’ün varlığı için asıl tehdit bu tür kafa yapıları, bu tür bakış açılarıdır. Katolik Latinlerin, Ortodoks Greklerin, Sünnî Arapların, Şiî Perslerin (Farslar) ilkel kavgaları binlerce yıldır gözünü göğe dikmiş Türkler için asla bir ulusal dava olamaz. Olmamalıdır da.. Kızıl Elma ülküsü böyle sığ düşünce kalıplarını böyle kuru cihangirlik kavgalarını kabul etmez. “Türk, cihana hâkim olmak için yaratılmıştır.” diyen pîrimiz Hacı Bektaş Veli’ye, oğlu Orhan’a davalarının kuru bir kavga ve cihangirlik davası olmadığını öğütleyen Oğuz/Türkmen beyine rahmet..

Dincilik öyle bir aymazlık (gaflet) öyle bir sapkınlıktır (dalalet) ki Tanrı’yı bıraktırıp kuluna ve hatta şeytana taptırır. Yaradan dururken yaratılanlardan aracılık hizmeti satın aldırır. Bir de Türk inanç (iman) sistemine; erdemine, irfanına (culture), sezgisine (feraset), töresine bakın… Türk, -birilerinin sonsuz sandığı- göğe elini daldırıp dileğini beklentisini (temenni) arar. Bulursa, “Yaradan’dan ötürü” deyip yaradılan için harcar; bulamazsa, “vardır bir hikmeti” deyip Yaradan’a şükreder. Okuyup düşünmediği için beyni yağ yakan, yüreği kirli sepetine dönmüş kimseler bunu anlayamaz. Dünya işlerinde olduğu gibi sonsuzluk ikliminde de kayırma (iltimas, torpil) olacağını sanıp aldanır. Bunun, Tanrı katında bir densizlik bir kendini bilmezlik olması da cabası.. Ve yine büyük önder Gâzi Mustafa Kemal Atatürk’ün de dediği gibi; “Türbelerden, yalancı evliyalardan, ölülerden medet ummak medenî bir toplum için ayıptır.” Bu ayıp da dincilerin alnına bir ömür yeter!.

Aziz Dolu Atabey 

Dincilik Belası
Yorum Yap

Yorumlar kapalı.

Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.

Giriş Yap

Halk Meclisi Haber ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Bizi Takip Edin