Simge ERCİYAS
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Siyaset
  4. İran, BAE’de bulunan bulut tohumlama tesisini vurdu. Aselsan Projeyi devir mi alıyor?

İran, BAE’de bulunan bulut tohumlama tesisini vurdu. Aselsan Projeyi devir mi alıyor?

İran’ın BAE bulut tohumlama tesisini vurdu, ASELSAN projeyi devir aldı, proje tartışmaya yarattı.Yasal boşluklar, çevresel riskler ve komşu itirazları göz ardı edilerek ilerleyen proje, iklim savaşını tetikleyebilir.ENMOD Sözleşmesi’ne rağmen Türkiye jeopolitik hedef mi oluyor? Şeffaflık ve yasal düzenleme şart.

featured
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Ortadoğu’da iklim artık bir savaş alanı.

İran’ın Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki (BAE) “gizli bulut tohumlama ve iklim değiştirme merkezi”ni vurması, sosyal medyada viral olurken, Türkiye’de de aynı günlerde ASELSAN’ın 2025 Faaliyet Raporu’nda duyurduğu “Bulut Tohumlama Uçakları Geliştirme ve Tedarik Sözleşmesi” sessiz sedasız kamuoyuna yansıdı.
Tesadüf mü? Devir alma mı?
Yoksa bölgede başlayan “iklim silahı” yarışında Türkiye de kendi payını mı kapmak istiyor?
Bu makale, sadece bir analiz değil; aynı zamanda Türkiye’nin savunma sanayiinin sivil alana, üstelik son derece riskli ve yasal boşluklarla dolu bir alana girişinin siyasi eleştirisidir.

Öncelikle gerçeği söyleyelim

 Bulut tohumlama teknolojisi yeni değil. BAE yıllardır bu yöntemi kullanıyor, İran da kendi programını yürütüyor. Ancak bir devletin başka bir devletin topraklarında bulunan bir tesisi “iklim silahı” gerekçesiyle vurduğunu iddia etmesi, konuyu bilimsel tartışmadan jeopolitik çatışmaya taşıyor. İddia doğruysa –ki henüz bağımsız kaynaklarca doğrulanmadı– bu, ENMOD Sözleşmesi’nin (Çevresel Modifikasyon Tekniklerinin Askeri Amaçla Kullanılmasının Yasaklanması) ruhuna aykırı bir eşiğin aşılması anlamına geliyor. Yanlışsa bile, aynı iddia Türkiye’de ASELSAN projesini savunan çevreler tarafından “biz de yapalım” diye kullanılmaya başlandı. Savunma sanayii şirketi ASELSAN, şimdi “uçan laboratuvarlar” ve muhtemelen İHA’larla bulutlara gümüş iyodür püskürtecek.

Peki bu projenin Türkiye’deki yasal zemini ne?

Yok. Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün kendi raporlarında bile “bulut modifikasyonu için özel yasal düzenleme eksik” deniyor. 1990’lardan beri İstanbul, Ankara gibi illerde denemeler yapıldı ama bunlar idari izinlerle, Tarım ve Orman Bakanlığı veya DSİ’nin genel yetkisi altında yürütüldü. 2560 sayılı Su Kanunu, 6200 sayılı DSİ Kanunu gibi metinler “su kaynaklarına müdahale”yi düzenliyor; ancak bulutlara kimyasal madde salarak yağış artırma gibi bir operasyonu kapsamıyor. Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) zorunluluğu var mı?
Hayır, çünkü proje “savunma teknolojisi” kapsamında ASELSAN üzerinden ilerletiliyor ve ÇED Yönetmeliği’nde savunma sanayii projelerine muafiyet tanınıyor.

İşte tam burada itirazlar başlıyor. Meteoroloji Mühendisleri Odası, hukukçular ve çevreciler yıllardır aynı şeyi söylüyor.

Bu teknoloji hukuki sorumluluk boşluğu yaratıyor.
Hedef dışı bölgeye fazla yağış düşerse sel, tarım zararı, hatta can kaybı olursa kim sorumlu?
MGM mi, DSİ mi, belediye mi, yoksa ASELSAN mı?
Mevcut mevzuatta cevap yok. Bir vatandaş veya çiftçi dava açsa, mahkeme hangi kanuna dayanacak?
Benzer şekilde, rüzgârla taşınan gümüş iyodürün toprak ve su birikimi uzun vadede tarım ve ekosisteme zarar verebilir. Bilimsel literatür “düşük dozda risk ihmal edilebilir” dese de Türkiye’de iktidar İsrail’e hizmet edercesine, bağımsız izleme mekanizması, şeffaf veri paylaşımı sunmuyor. Halkın itirazına rağmen, hukuksuz zemin hızla aymazlığına devam ediyor.

Uluslararası riskler ise çok daha vahim ve artık doğrudan güvenlik tehdidine dönüşüyor.

İran-BAE gerilimi bize şunu gösteriyor.

Bulut tohumlama, komşu ülkeler açısından “bulut hırsızlığı” olarak algılanıyor. Türkiye’nin Ege, Akdeniz ve Güneydoğu’daki rüzgâr rejimi düşünüldüğünde, ASELSAN’ın uçakları veya İHA’ları Yunanistan, Suriye, Irak veya İran’ı etkileyebilir. Diplomatik nota, hatta “iklim savaşı” suçlaması gelebilir. Herhangi bir ülke durumu, savaşa konu edilebilir...ENMOD Sözleşmesi barışçıl amaçlı kullanımı yasaklamasa da sınır aşan etki için ön onay ve uluslararası ÇED mekanizması şart. Türkiye’de böyle bir prosedür yok.

Dahası –ve bu eleştirinin en kritik noktası– dolaylı olarak İran’ın ve dünyanın bu konuya yönelik itirazları bilinirken, ASELSAN projesinin ilerletilmesi itiraz eden devletlerin Türkiye’ye yönelik saldırısının önünü açabilir mi?
İran’ın BAE tesisini vurma iddiası, tam da bu riskin somut bir örneğidir. İran ve benzeri ülkeler, kendi topraklarını veya su kaynaklarını etkilediğini düşündükleri her bulut tohumlama operasyonunu “düşmanca iklim müdahalesi” olarak nitelendirebiliyor. Türkiye’nin projeyi savunma sanayii üzerinden “yerli ve milli” diye sunması, komşular nezdinde “iklim silahı geliştiriyoruz” algısını güçlendiriyor. Bu algı, diplomatik nota ile sınırlı kalmayabilir; misilleme veya “önleyici” bir operasyonun gerekçesi haline gelebilir. Dünya genelinde de benzer itirazlar artarken (özellikle Ortadoğu ve Akdeniz havzasında), Türkiye bu projeyle kendini jeopolitik bir hedef haline mi getiriyor.
Hükümet “kuraklıkla mücadele” diyor ama projeyi ASELSAN’a vererek sivil denetimi bypass ediyor ve komşu ülkelerin itirazlarını hiçe sayıyor. Bu, tam bir “militarize iklim politikası” örneğidir ve Türkiye’yi gereksiz bir güvenlik riskiyle karşı karşıya bırakıyor.

ASELSAN’ın “projeyi devir alması” sorusu ise konuyu daha da ironik kılıyor. BAE’nin vurulduğu tesis, ABD-İsrail destekli bir “iklim kontrol” projesi olarak sunuluyor. Türkiye ise “kendi ulusal programını ASELSAN üzerinden” yerlileştiriyor.

Eleştirmenler haklı olarak soruyor.

Savunma sanayii devinin bu alana girmesi, teknolojinin sivil değil askeri amaçlara kaydırılma riskini artırmıyor mu?
Yağış artırma operasyonu, aynı anda sis dağıtma, radar gizleme veya düşman topraklarında kuraklık yaratma kapasitesine dönüşebilir mi?
Şeffaflık yok, kamuoyu denetimi yok, Meclis’te tek bir soru önergesi bile yok.

Riskler sadece hukuki ve çevresel değil; siyasi ve askeri de. Kuraklık gerçek bir sorun. Ama çözüm yapısal olmalı: Su kaybını önleme, tarımda verimlilik, baraj yönetimi, yağmur hasadı. ASELSAN projesi ise “kolay ve teknolojik” bir çıkış yolu sunuyor. Oysa uzmanlar %5-20 arası yerel artıştan bahsediyor; üstelik sadece uygun bulut varsa. Maliyeti yüksek, etkinliği tartışmalı. Üstelik bu proje, hükümetin iklim değişikliğini ciddiye almadığının da itirafı: İklim kriziyle mücadele yerine, semptomu (kuraklık) teknolojik yama ile örtbas etmek.

İran-BAE iddiası doğru olsun ya da olmasın, bize bir uyarı

Bulut tohumlama, masum bir “yağmur duası” teknolojisi değil; jeopolitik gerilimde yeni bir silah. Türkiye’de ASELSAN’ın bu projeyi “devralması”, yasal boşluklar içinde, riskleri göze alarak, şeffaflıktan uzak ve komşu itirazlarını hiçe sayarak ilerlemesi, kabul edilemez. Hükümet acilen özel bir “Hava Modifikasyonu Kanunu” çıkarmalı, ÇED’i zorunlu kılmalı, bağımsız bilimsel kurul oluşturmalı, komşularla ön anlaşma yapmalı ve bu projeyi güvenlik riski olmaktan çıkarmalıdır. Aksi takdirde, yarın bir sel felaketinde, diplomatik krizde veya –Tanrı korusun– bir “iklim misillemesinde” “biz sadece yağmur istedik” demek yetmeyecek. İklimi silahlaştırmak, en büyük kaybedenin yine halk olacağını gösteriyor.

Dipnot: ENMOD Sözleşmesi Çevresel Modifikasyon Tekniklerinin Askeri veya Diğer Düşmanca Amaçlarla Kullanımının Yasaklanması Sözleşmesi (ENMOD), 10 Aralık 1976’da BM Genel Kurulu’nda kabul edilmiş, 18 Mayıs 1977’de imzaya açılmış ve 5 Ekim 1978’de yürürlüğe girmiştir. 78 taraf devleti vardır (Türkiye 1977’de imzalamış, yorumlayıcı şerh düşmüştür). Sözleşme, yaygın (yüzlerce km²), uzun süreli (aylar/sezon) veya ciddi etkilere sahip çevresel modifikasyon tekniklerinin (atmosfer, hidrosfer, biyota vb. manipülasyonu) askeri/düşmanca kullanımını yasaklar. Barışçıl amaçlı kullanıma izin verir ancak “widespread, long-lasting or severe” kriterleri sübjektif yorumlara açıktır.

İran, BAE’de bulunan bulut tohumlama tesisini vurdu. Aselsan Projeyi devir mi alıyor?
Yorum Yap

Yorumlar kapalı.

Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.

Giriş Yap

Halk Meclisi Haber ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Bizi Takip Edin