Ömer Çam
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Zincirleri Kıranlar: Fatih Sultan Mehmet’ten Mustafa Kemal Atatürk’e..

Zincirleri Kıranlar: Fatih Sultan Mehmet’ten Mustafa Kemal Atatürk’e..

featured
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

1453 yılı…

Henüz 21 yaşında genç bir hükümdar olan Fatih Sultan Mehmet, dünyanın en güçlü surlarının karşısına dikildiğinde yalnızca bir şehri değil, bir zihniyeti fethetmeye hazırlanıyordu. Çünkü İstanbul’u almak demek sadece taş duvarları yıkmak değildi; “Türk yapamaz” diyen bütün ezberleri parçalamaktı.

Bizans’ın bin yıllık surları, Avrupa’nın desteği, Haliç’i kapatan zincirler ve dönemin en büyük askerî direnci… Hepsi Fatih’in karşısındaydı. Fakat Fatih Sultan Mehmet’in elinde yalnızca kılıç yoktu. Onun en büyük silahı aklıydı. Bilime verdiği önemdi. Matematiğe, mühendisliğe ve teknolojiye duyduğu inançtı.

Fatih, fetih için dönemin en büyük toplarını döktürdü. Şahi topları yalnızca bir savaş aracı değil, Türk aklının ve mühendisliğinin dünyaya ilanıydı. O güne kadar görülmemiş büyüklükte toplar hazırlatarak surların “yenilmez” olduğu düşüncesini yerle bir etti. Çünkü Fatih biliyordu: Sadece cesaret yetmezdi. Büyük zaferler büyük bilgiyle kazanılırdı.

Ve sonra tarihin akışını değiştiren o büyük hamle geldi…

Gemiler karadan yürütüldü.

Bugün hâlâ dünya tarihinin en sıra dışı askerî stratejilerinden biri olarak kabul edilen bu hamle, aslında Türk milletinin karakterini anlatıyordu. Türk milleti engel görünce geri çekilen değil; yeni yol açan millettir. Haliç’e zincir çekildiğinde Fatih denize mahkûm olmadı. Dağları yol yaptı. Çünkü büyük milletler, önlerine konulan engelleri aşarak tarih yazar.

İstanbul’un fethi işte bu yüzden yalnızca askerî başarı değildir. Bu fetih; bilimin, stratejinin, cesaretin ve millî idealin birleşmesidir.

Fatih Sultan Mehmet yalnızca büyük bir komutan değildi. O aynı zamanda bilim insanlarını koruyan, farklı diller öğrenen, matematik ve astronomiye ilgi duyan büyük bir devlet adamıydı. İstanbul’u aldıktan sonra şehri yağmalanmış bir harabeye çevirmedi; onu yeniden bir medeniyet merkezi yaptı. Medreseler kurdu, âlimleri topladı, kültürü büyüttü. Çünkü gerçek fetih, şehirleri yakmak değil; onları medeniyetle ayağa kaldırmaktır.

Asırlar geçti…

Bu kez Türk milletinin karşısında başka bir kuşatma vardı.

İstanbul işgal altındaydı. Türk milletine “bitti” diyorlardı. Orduları dağıtılmış, limanlarına düşman gemileri demirlemiş, başkenti işgal edilmiş bir millete boyun eğmesi gerektiği söyleniyordu.

Ama tarih bir kez daha Türk milletinin bağrından bir lider çıkardı.

Mustafa Kemal Atatürk, tıpkı Fatih Sultan Mehmet gibi imkânsız denilen bir mücadeleyi başlattı. Nasıl ki Fatih zincirleri aşarak İstanbul’a yürüdüyse, Mustafa Kemal de emperyalizmin zincirlerini parçalayarak Türk milletini yeniden ayağa kaldırdı.

Bu yüzden İstanbul’un ikinci fethi, askerî anlamda değil; ruh ve bağımsızlık anlamında Mustafa Kemal Atatürk tarafından gerçekleştirilmiştir.

Çünkü İstanbul’u bir kez surlardan kurtarmak gerekiyordu; ikinci kez ise işgalden, teslimiyetçilikten ve esaretten kurtarmak…

Fatih Sultan Mehmet İstanbul’u Bizans’ın elinden aldı. Mustafa Kemal Atatürk ise İstanbul’u emperyalist işgalin gölgesinden kurtardı.

İki büyük lider arasında asırların ötesinden gelen büyük bir ortak ruh vardır:

İkisi de genç yaşta tarih yazdı.

İkisi de askerî dehanın yanında bilime inandı.

İkisi de milletine güvendi.

İkisi de “imkânsız” denilen duvarları yıktı.

Fatih’in topları neyse, Atatürk’ün modern ordusu oydu.

Fatih’in gemileri karadan yürütmesi neyse, Atatürk’ün Samsun’dan başlattığı direniş oydu.

Fatih’in İstanbul’u medeniyet merkezi yapması neyse, Atatürk’ün Cumhuriyet devrimleri de oydu.

Çünkü Türk milletinin yükselişi tesadüf değildir. Bu millet, tarih boyunca aklıyla, cesaretiyle ve bağımsızlık karakteriyle var olmuştur.

Bugün bize düşen görev de aynıdır.

Fatih Sultan Mehmet’in bilime verdiği değeri anlamak…

Mustafa Kemal Atatürk’ün çağdaşlaşma hedefini kavramak…

Türk milletinin ancak eğitimle, teknolojiyle, üretimle ve millî birlik ruhuyla yükseleceğini bilmektir.

Çünkü İstanbul’un gerçek fethi hâlâ devam etmektedir.

Cehaleti yenmek bir fetihtir.

Bağımsız ekonomiyi kurmak bir fetihtir.

Bilimde dünyayla yarışmak bir fetihtir.

Türk milletini güçlü, birlik içinde ve başı dik yaşatmak en büyük fetihtir.

Tarih bize şunu açıkça göstermektedir, Türk milletinin damarlarında Fatih’in cesareti, Atatürk’ün iradesi vardır.

Yeter ki o ruha sahip çıkalım.

Zincirleri Kıranlar: Fatih Sultan Mehmet’ten Mustafa Kemal Atatürk’e..
Yorum Yap

Yorumlar kapalı.

Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.

Giriş Yap

Halk Meclisi Haber ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Bizi Takip Edin