Ana muhalefetin Aynaya Bakma Zamanı
Türkiye’de siyaset artık sadece partiler üzerinden değil, taraftarlık psikolojisi üzerinden yürütülüyor. İnsanlar destekledikleri siyasi hareketleri sorgulamak yerine, onları adeta futbol takımı gibi savunuyor. Özellikle CHP çevresinde oluşan bazı kesimlerde bu durum çok daha sert hissedildi.
2023 seçim sürecini hatırlayın… O günlerde Gundi Kemal Kılıçdaroğlu’nun adaylığına itiraz eden, farklı bir yol arayan ya da “Bu strateji yanlış” diyen benim gibi insanlar adeta linç edildi. “Bölücü”, “ihanet eden”, “iktidara çalışan” gibi ağır ithamlarla susturulmaya çalışıldılar. Oysa bugün aynı insanların bir kısmı, dün savundukları isimler hakkında en ağır eleştirileri yapıyor.
Peki o gün eleştiriye kapalı olanlar şimdi ne düşünüyor?
Siyasette asıl mesele bir kişiyi kutsamak değil, doğruyu yanlıştan ayırabilmektir. Türkiye’de muhalefetin en büyük problemlerinden biri de tam olarak bu oldu: liderleri sorgulanamaz hale getirmek.
CHP’nin yakın tarihine baktığımızda sürekli tekrar eden bir hayal kırıklığı döngüsü görüyoruz. Muharrem İnce süreci, parti içi tartışmalar, birbirini tasfiye eden ekipler, kamuoyuna yansıyan krizler… Bunların tamamı seçmende ciddi bir güven sorunu oluşturdu.
Bugün CHP içerisinde adı geçen bazı isimlerin geçmişte söyledikleri ya da ortaya çıkan siyasi tutumları yeniden tartışılıyor. Bu durum, aslında yıllardır dile getirilen “Parti yönetiminde ciddi bir vizyon sorunu var” eleştirisini yeniden gündeme taşıyor.
Özgür Özel’e gelirsek… Bana göre samimi, geleneksel CHP çizgisinden gelen, duygusal yönü güçlü bir siyasetçi profili çiziyor. Mücadelesini, karakterini ve duruşunu takdir eden insanlar az değil. Ancak Türkiye gibi sert güç mücadelelerinin yaşandığı bir ülkede sadece iyi niyetin yeterli olup olmadığı da ayrı bir tartışma konusu.
Çünkü karşısında yalnızca bir siyasi parti değil, yıllardır devlet tecrübesiyle hareket eden çok güçlü bir siyasi yapı bulunuyor.
Ekrem İmamoğlu ise farklı bir denklem oluşturuyor. Destekleyenler de karşı çıkanlar da onun Türkiye siyasetinde ciddi bir ağırlık oluşturduğunu kabul ediyor. Çünkü toplumun farklı kesimlerine aynı anda hitap edebilen bir siyaset dili kurmaya çalışıyor.
Fakat meselenin bir de başka boyutu var.
CHP’ye yönelik operasyonlar, soruşturmalar ve siyasi baskılar artık sadece muhalefet seçmenini değil, siyasetten uzak duran insanları da düşündürmeye başladı. Çünkü demokratik sistemlerde iktidar kadar muhalefetin de meşruiyeti önemlidir.
Bugün toplumun bir kesiminde şu algı giderek büyüyor:
“İktidar sandık gücüyle değil, devletin yargı ve yürütme imkanlarını kullanarak siyasi üstünlüğünü korumaya çalışıyor.”
İşte iktidarın belki de göremediği en kritik nokta burada.
Bir ülkede muhalefeti zayıflatmaya çalışırken, eğer toplumun adalet duygusu zedelenirse ortaya çok daha büyük bir siyasi kırılma çıkar. İnsanlar artık sadece kimin haklı olduğuna değil, kimin ne kadar adil davrandığına bakıyor.
Türkiye’nin bugün ihtiyacı olan şey körü körüne lider savunmak değil; ilkeleri, liyakati ve demokratik kültürü yeniden tartışabilmektir.
Çünkü siyaset kişilerden büyüktür.
Ve bir ülkede insanlar eleştiri yaptığı için “hain” ilan ediliyorsa, orada sadece muhalefetin değil, demokrasinin de ciddi bir problemi var demektir.









Yorumlar kapalı.