Ömer Çam
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. TÜRK MİLLETİNİN YENİDEN DİRİLİŞ MECBURİYETİ..

TÜRK MİLLETİNİN YENİDEN DİRİLİŞ MECBURİYETİ..

featured
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Tarih bazen milletleri sınar. Bazı milletler o sınavda dağılır, bazıları teslim olur, bazıları ise küllerinden yeniden doğar. Türk milleti işte üçüncü millettir. Çünkü Türk’ün tarihinde teslimiyet yoktur. Açlık vardır, yokluk vardır, ihanet vardır, kuşatma vardır; fakat diz çökme yoktur.

Bugün Türkiye Cumhuriyeti’nin içinde bulunduğu tabloyu doğru okumak zorundayız. Çünkü mesele yalnızca ekonomi değildir. Mesele yalnızca siyaset de değildir. Mesele; Türk milletinin milli hafızasının hedef alınmasıdır. İnsanları birbirinden uzaklaştıran, ortak kimliği aşındıran, gençliği umutsuzluğa sürükleyen ve Türkiye Cumhuriyeti’ni içeriden zayıflatmaya çalışan büyük bir zihinsel kuşatma vardır.

Dün Sevr Antlaşması’yla Anadolu’yu bölmek isteyenler ne istiyorsa, bugün farklı yöntemlerle aynı hedefi isteyenler de onu istiyor: Güçsüz bir Türkiye, birbirine düşmüş bir millet ve kendi değerlerine yabancılaşmış bir gençlik.

Bakınız tarihe…

1071 Malazgirt Meydan Muharebesi’nde Sultan Alparslan askerlerinin karşısına beyaz kefenle çıktı. Çünkü biliyordu ki zaferin temelinde önce inanç vardır. O gün Bizans ordusu sayıca üstündü, donanımlıydı, güçlüydü. Ama Türk milletinin iradesi daha güçlüydü. Eğer Malazgirt kaybedilseydi bugün Anadolu diye bir Türk yurdu olmayabilirdi.

1453’te Fatih Sultan Mehmet yalnızca İstanbul’u fethetmedi. Dünyaya şunu gösterdi: Türk milleti “imkânsız” denilen şeyleri başaran millettir. Daha 21 yaşında bir hükümdar, çağın en büyük surlarını yıktı. Gemileri karadan yürüttü. Çünkü Türk aklı teslimiyeti değil çözümü üretir.

1915’te Çanakkale’de dünyanın en güçlü donanmaları Anadolu kapısına dayandı. İngiliz’i vardı, Fransız’ı vardı, sömürge orduları vardı. Karşılarında ise yorgun, yoksul ama vatan aşkıyla dolu bir millet vardı. O gün 57. Alay gözünü kırpmadan ölüme yürüdü. Mustafa Kemal’in “Ben size taarruzu değil ölmeyi emrediyorum” sözü yalnızca askeri emir değildi; Türk milletinin karakter tanımıydı.

Bugün kaç genç o fedakârlığın büyüklüğünü gerçekten düşünüyor?

15 yaşındaki çocuklar lise sıralarından kalkıp cepheye gitti. Galatasaray Lisesi, İstanbul Erkek Lisesi ve daha nice okul yıllarca mezun veremedi. Çünkü öğrenciler şehit olmuştu. Bugün bizim rahatça konuşabildiğimiz her cümlede onların emaneti vardır.

Sakarya Meydan Muharebesi’nde geri çekilecek yer kalmamıştı. Mustafa Kemal Paşa o yüzden “Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır. O satıh bütün vatandır” dedi. Bu söz bugün hâlâ anlaşılmış değildir. Çünkü Atatürk aslında şunu söylüyordu: Vatan savunması yalnızca sınır hattında yapılmaz. Ekonomide yapılır. Eğitimde yapılır. Kültürde yapılır. Adalette yapılır.

Bugün Türkiye’ye yönelik saldırılar artık tankla yapılmıyor.

Bugün gençlerin zihinleri hedef alınıyor.

Aile yapısı hedef alınıyor.

Türkçe yozlaştırılıyor.

Tarih şuuru unutturuluyor.

Milli kimlik küçümseniyor.

Çalışmadan zengin olma kültürü özendiriliyor.

Üretim yerine tüketim kutsanıyor.

Türk gençliğine “bu ülkeden bir şey olmaz” fikri aşılanıyor.

İşte en büyük tehlike budur.

Çünkü umudunu kaybeden milletler çöker.

Bugün sosyal medya üzerinden Türk milletinin ortak değerleriyle alay eden içerikler tesadüf değildir. Sürekli karamsarlık pompalayan, gençleri aidiyetsizliğe sürükleyen ve milli birlik fikrini küçümseyen söylemler bilinçli şekilde yayılıyor. Çünkü biliyorlar ki Türk milleti ortak ülkü etrafında birleştiği an durdurulması zor bir güç olur.

Bakınız Kurtuluş Savaşı yıllarına…

Anadolu’da mermi yoktu. Ayakkabı yoktu. Açlık vardı. Fakat inanç vardı. Maraş halkı Fransız işgaline karşı direnirken düzenli ordu bile yoktu. Sütçü İmam ilk kurşunu sıktığında yanında dünya devletleri yoktu. Sadece vatan sevgisi vardı.

Şahin Bey, Antep savunmasında geri çekilmeyi reddetti. Son nefesine kadar savaştı. Çünkü biliyordu ki bazı topraklar yalnızca silahla değil, fedakârlıkla korunur.

Nene Hatun Erzurum’da çocuğunu bırakıp cepheye koştu. Çünkü mesele yalnızca kendi hayatı değildi; Türk milletinin geleceğiydi.

Bugün ise gençlerin bir kısmı tarihini bilmiyor.

Çanakkale’nin neden kazanıldığını bilmiyor.

Lozan’ın neyi ifade ettiğini bilmiyor.

Sevr’in nasıl bir ölüm fermanı olduğunu bilmiyor.

Tarihini bilmeyen milletler yönünü kaybeder.

İşte bu yüzden Atatürk eğitime büyük önem verdi. Çünkü biliyordu ki cehalet yenilginin başlangıcıdır. Cumhuriyet kurulduğunda ülkenin büyük bölümü okuma yazma bilmiyordu. Fabrika yoktu. Sanayi yoktu. Demiryolu yetersizdi. Buna rağmen kısa sürede fabrikalar kuruldu, uçak üretildi, demiryolları yapıldı, üniversiteler açıldı.

Bugün bize düşen görev Atatürk’ü sadece posterlerde bırakmak değildir. Onun fikirlerini anlamaktır.

Atatürkçülük;

Üretmektir.

Bilime sarılmaktır.

Bağımsız ekonomiyi savunmaktır.

Türk milletinin birliğini korumaktır.

Yabancı dayatmalar karşısında dik durmaktır.

Vatan fedaisi olmak yalnızca asker olmak değildir.

Vergisini dürüst ödeyen esnaf da vatan fedaisidir.

Çocuklarına tarih öğreten anne de vatan fedaisidir.

Sınırda nöbet tutan Mehmetçik de vatan fedaisidir.

Türk mühendisliğini geliştiren gençler de vatan fedaisidir.

Tarlasını terk etmeyen çiftçi de vatan fedaisidir.

Çünkü güçlü devletler yalnızca ordularla ayakta kalmaz. Güçlü millet bilinciyle ayakta kalır.

Bugün Türkiye’nin en büyük ihtiyacı; yeniden ortak milli şuur etrafında birleşmektir. Türk milletini sağcı-solcu, Alevi-Sünni, doğulu-batılı diye ayırmaya çalışan her anlayış bu ülkeye zarar verir. Çünkü Çanakkale’de omuz omuza şehit olanların kimliği sorulmadı. Hepsi Türk milletinin evladıydı.

Emperyalizm dün asker gönderiyordu, bugün algı gönderiyor. Dün işgal gemileri vardı, bugün ekonomik operasyonlar var. Dün manda teklifleri vardı, bugün kültürel teslimiyet dayatmaları var.

Fakat hesap etmedikleri bir şey var:

Bu millet gerektiğinde yeniden ayağa kalkar.

Nasıl ki Mustafa Kemal Atatürk Samsun’a çıktığında herkes “bitti” diyorsa ve o millet yeniden dirildiyse; bugün de Türk milleti kendi özüne döndüğü an yeniden güçlenecektir.

Çünkü Türk milleti tarihi boyunca en büyük zaferlerini en umutsuz zamanlarda kazanmıştır.

Türkiye Cumhuriyeti sıradan bir devlet değildir.

Bu devlet; şehit kanıyla kurulmuştur.

Bu bayrak; bedel ödenerek gönderde kalmıştır.

Bu vatan; emanet değil, mücadeleyle kazanılmıştır.

Şimdi görev yeni nesildedir.

Daha çok çalışmak…

Daha çok üretmek…

Daha çok okumak…

Daha çok birlik olmak…

Çünkü Türk milletinin yeniden yükselişi, ancak kendi değerlerine yeniden sarılmasıyla mümkündür.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün açtığı yolda yürüyen Türk gençliği var oldukça, hiçbir güç Türkiye Cumhuriyeti’ni diz çöktüremeyecektir.

Ne mutlu Türk’üm diyene.

TÜRK MİLLETİNİN YENİDEN DİRİLİŞ MECBURİYETİ..
Yorum Yap

Yorumlar kapalı.

Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.

Giriş Yap

Halk Meclisi Haber ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Bizi Takip Edin